Kaydet
a- | +A

Hükümet ortakları, parlamentoya öncelikle getirecekleri mevzuları kararlaştırmışlar. Bunlar, 20 kadarmış. Belli başlıları şöyle... Af tasarısı, kanun hükmünde kararnameler yerine çıkarılacak kanunlar, ceza kanunu, medeni kanun, yerel yönetimler kanunlarıyla meclis iç tüzüğünde değişiklik yapılmasını öngören maddeler, Cumhurbaşkanının yetkilerinin daraltılması ile görev müddetinin kısaltılması meselesi. 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel''in süresi bitene kadar 7 yılın uzunluğu diye bir bahis gündeme hiç gelmedi. 7 sene uzun bir zaman. Ama bu uzun zamanı kurcalamak milletvekillerimizin aklından geçmedi. Veya geçse bile liderlerden cesaret bulup yüksek sesle telaffuz edilemedi.

Tâ ki Demirel''in bir dönem daha Köşk''te kalması teklifine kadar. Fikrin sahibi ve sonuna kadar en samimi müdafiî Başbakan Bülent Ecevit''ti. Her şey nasip-kısmet meselesi. Olmadı. Demirel, 5+5 formülü ile aynı zamanda 10. Cumhurbaşkanı unvanına kavuşamadı. 10. Cumhurbaşkanı hiç de aklında yokken Ahmet Necdet Sezer oldu. Sezer''in üslup, tavır ve konuşmalarından belli ki sadece aklında değil, hayalinde de yokmuş. Anlaşılan, vazifesini kanunî ve vicdanî sorumluluğunun hakkını vererek ifa ettikten sonra da köşesine çekilip kendini unutturacaktır. Tıpkı Bülend Ulusu gibi. Eski Deniz Kuvvetleri Komutanı, 12 Eylül''de Sezer''inki gibi tesadüf sayılacak bir şekilde Başbakan olmuş, yerinden ayrılınca da hiçbir şekilde göze görünmemişti. Hâlâ da öyle. Kendini unutturdu. Ahmet Necdet Sezer''in seçilmesinde "Demirel olmuyorsa bari Anayasa Mahkemesi Başkanını getirelim" tarzında düşünen Bülent Ecevit''in önemli rolü oldu. Ne var ki Sezer, o sakinliğinin altında bildiğinden şaşmayan bir karakter taşıyor. İlk günden Başbakanla ters düştüler. En derin görüş ayrılıkları ise KHK konusunda yaşandı. TBMM yaz uykusuna yatarcasına uzun bir tatile girince Başbakan, devlet dairelerini bir takım tehlikeli kimselerin sardığı iddiasıyla hazırladığı KHK taslaklarını Çankaya''ya sevk etti. İvedi olarak yetki istiyordu. Öyle bir toz-duman oluşturuldu ki bu taslaklar asıl gibi sunuldu.

Sezer, büyük bir soğukkanlılıkla onları iade etti. Takip eden hamlelere rağmen iadesinde ısrarlı oldu. Hükümet, hayal kırıklığına uğradı. Devletin başıysa sonraki zamanlarda vesilesini denk düşürerek ima yolu ile de sordu? -Hani memleket elden gidiyordu; meclis açıldı, neden KHK yerine kanun çıkartmıyorsunuz? Geçen sürenin kısalığına rağmen Cumhurbaşkanı ile aralarında hemen her alanda görüş ayrılıkları zuhur edince Başbakan Ecevit, belli ki Sezer''in seçilmesine destek vermekten dolayı pişman olmuştu. O''nu içine sindiremediği saklanamayacak kadar belli. O kadar belli ki... Kamusu ve özeli ile bazı bankalar boşaltılmış, bir kısım cezaevleri mafyanın eline geçmiş, hâlâ depremzedelerin hayli bölümünün göz yaşı dinmemiş, et gibi temel gıdayla dahi oynanmış, işçiler sokağa dökülmüşken... Bu kara liste uzayıp giderken... Ahmet Necdet Sezer''in yerinde ne kadar kalması gerektiği Türkiye''nin öncelikli meseleleri arasına alınıyor. Millet Cumhurbaşkanını seviyor. Bu millet dürüst insana hasret kalmış. Onun için Ahmet Necdet Sezer''i de Sadettin Tantan''ı da beğeniyor. Onlara dua ediyor. Üstelik böyle perakende düşünülmez. Koalisyon genel başkanlarının her biraraya gelişleri "zirve" oluyor. Ne alakası var? Onlar iktidardaki kabinenin üyeleri değil mi? Öyleyse toplanmaları neden zirve olsun? Üstelik Türkiye''nin 20 değil en az 100 öncelikli meselesi var. Her dört ayda bir 100 öncelikli meseleyi gündeme getiriniz tartışılıp konuşularak gereği yapılsın.

Elbette; hiçbir mahzuru yok, 7 sene 5 seneye düşürülebilir. Ama bu cumhurbaşkanı 7 yıllığına seçilmiştir. Bırakınız kazanılmış hakkını kullansın. Belki ''5 yıl kaldıktan sonra ikinci bir 5 yıl seçimle yine gelebilir'' diye itiraz edilecektir...fakat onu konuşmak dahi erken. Daha bir yılını doldurmamış devlet başkanının görev süresi nereden bakarsanız bakınız Türkiye''nin öncelikli meselesi değildir.

Halbuki daha düne kadar ombudsmanlık öncelikli meseleydi. Tez elden Demirel''in ombudsman yapılması planlanıyor, bunun için kanun çıkartılmak isteniyor, savsaklanma ihtimali istifa tehdidi ile bertaraf ediliyordu.

Düne kadar.

Egebank''a kadar.