Kaydet
a- | +A

Adalet Partisi''nin kurucu genel başkanı Ragıp Gümüşpala''dır. Orgeneral Ragıp Gümüşpala, 27 mayıs darbesinde Erzurum''da bulunan 3. Ordu kumandanı idi. Darbeye taraftar olmamıştı. Darbeden sonra emekli oldu. Bu arada Demokrat Parti''nin feshedilmesi üzerine siyâsî bir boşluk meydana geldi. Ekrem Alican''ın Yeni Türkiye Partisi''ne rağmen Demokrat Parti taraftarları nereye gideceklerini bilemiyorlardı. Ragıp Gümüşpala''nın etrafında toplanarak başlarına geçmesi için ısrarcı oldular. Böylece "Adalet Partisi" doğdu. 27 Mayıs''ın adaletsizliğine kinaye olarak bu ismi vermişlerdi. Gümüşpala''nın yanında en fazla dikkati çeken politikacı Dr. Saadettin Bilgiç''ti.

Bir zaman sonra Gümüşpala vefat etti. Yerine kim geçecekti? Herkesin ortak kanaati "Kocareis" lakaplı Dr. Bilgiç''in genel başkan seçilmesi yönündeydi. Öyle olmadı. 1964 yılında gerçekleşen kongrede Süleyman Demirel, büyük bir sürpriz yaparak Adalet Partisi genel başkanı oldu. O''nun işbaşına gelmesi hakîkaten sürprizdi. Çünkü, bürokrasi tanısa bile delege böyle bir zatın varlığından haberdar değildi. Buna rağmen O, seçildi. Delege nezdinde meçhul biri olduğu halde nasıl oldu da aynı delege tarafından partinin başına getirildiği bugün dahi meçhuldür. Bunu ancak tarihçiler araştırarak ortaya çıkaracaklardır. Demirel, Adalet Partisi kaptan köşküne çıktıktan hemen sonra İnönü kabinesinde başbakan yardımcısı oldu. 1965 Seçimlerinden sonraysa başbakandı. Kanunen yasak olsa bile millet, Adalet Partisi''ni Demokrat Parti''nin devamı olarak gördüğü için sandıkta bu partiye teveccüh göstermiş Demirel, çok genç yaşta daha 39''unda Başbakan olmuştu. Demirel, DP''lilerin affını hep kulak arkası etti. 1965-69 dönemi Türkiye''nin altın çağıdır. Kalkınma, Menderes''le aldığı ivmeyi Demirel''le sürdürüyordu. Süleyman Demirel, hayatının en büyük siyâsî hatasını 1969''da yaptı. Kendisine sadakatle bağlı arkadaşlarına "yeminliler" deniyordu. Karşı tarafsa Bilgiççiler veya 41''lerdi. Her partide olduğu gibi Adalet Partisi''nde de parti içi muhalefet ve çekişmeler vardı. Ancak, iktidarda olması yüzünden çekişmeler burada biraz daha fazlaydı. Demirel, partisinin ismi gibi teraziyi dengede tutacağına hissî davranarak yeminlilerin yanında yer aldı. Ve o zaman olan oldu.

Muhalif kanattan 41 parlamenter Adalet Partisi''nden koparak Demokratik Parti''yi kurdular. Partinin başına Bilgiç değil, TBMM''nin ünlü başkanı Ferruh Bozbeyli geldi. İktidar zayıfladı. Yeni başlayan anarşi ateşi aleve dönüştü. Türkiye türbülansa girmişti. 12 Mart 1971''de Demirel asker zoru ile alaşağı edildi. Demirel''in 1969''da başka bir hatası da Necmettin Erbakan''ı veto ederek partiye kabul etmemesidir. O da Adalet partisinden kopardığı Hüsamettin Akmumcu gibi bir-kaç isimle birlikte Millî Nizam Partisi''ni kurdu. Bugünkü FP''nin dedesi. Anayasa Mahkemesi Milli Nizam Partisi''ni kapatınca Necmettin Erbakan İsviçre''ye gitti. 12 Martçılar, MNP''nin kapatılmasının ne manaya geldiğini kavradılar. Bu parti oyları bölerek CHP karşısında AP''nin zayıf düşmesini sağlıyordu. Bu yüzden Muhsin Batur, İsviçre''ye giderek Erbakan''a teminat verdi. O da Türkiye''ye dönerek bu defa Milli Selamet Partisi''ni kurdu. Bu iki hata, Süleyman Demirel''e bir daha 65-69 başarısını tattırmadı. Zaten 12 Eylül 1980''de başbakanken bir daha devrildi. Adalet Partisi kapatıldı. Zincirbozan''da gözetim altındayken Yıldırım Avcı, Hüsamettin Cindoruk ve diğer arkadaşlarına el altından DYP''yi kurdurdu. Kelime, sırat-ı müstakim karşılığı idi. Bu partinin başında ve başbakanken Turgut Özal''ın vefatı üzerine 1993''te cumhurbaşkanı oldu.

Ve... 16 Mayıs 2000 günü Güniz Sokak''taki evine döndü. Demirel''in hayatında lakaplar ve sloganlar önemli yer tutar. DP zamanında DSİ umum müdürü iken lakabı "Barajlar Kralı" idi. Başbakan olunca TİP''liler, CHP''liler, solcular kendisine "Morrisson Süleyman" demeye başladılar. Bugün fevkalade sevdiği bazı köşe yazarları o günlerde bu lakabı kullanarak kendisini fena hırpalıyorlardı. Buna karşılık radikal sağcılar da "mason Demirel" demekteydiler. Dindar kitleler de lakap takmakta gecikmediler. Bunlar da ya "nurlu Süleyman" veya "muhteşem Süleyman" diyorlardı. İsmet İnönü de lakap takmıştı. "Saidi Nursi''nin halifesi." Yasaklı iken lakabı "Bir Bilen"di. 1985''te yasakların kalkmasından sonra bir mitingte herhangi bir vatandaş "kurtar bizi baba!" diye bağırınca bu sözdeki "baba" kelimesi tuttu ve bilhassa cumhurbaşkanı olduktan sonra kendisine sıfat oldu. Onun sloganları da meşhurdur. Bazıları deyimleşmiştir. -Yollar yürümekle aşınmaz.

Bu söz, aldırışsızlık olarak telakki edilebileceği gibi, hürriyetlere saygı şeklinde de görülebilir. Gençlerin sokaklarda yürüdükleri zamanda telaffuz edildi. Ancak, bu yürüyüşler, 12 Mart cuma sabahında durdu... -Dün dündür bugün bugündür.

-Tesbih tutan elle, tetik çeken el bir olmaz. Bu ifadesi, dindarlara verdiği en büyük destektir. -Keser döner, sap döner; gün gelir hesap döner.

Bu güzel atasözü ile 12 Eylül''le hesaplaşacağını ima ediyordu. 12 Eylül Demirel''de çok değişikliklere yol açtı. Daha evvel çok temiz bir Türkçesi vardı. Bunu dikkat ve özenle kullanırdı. Darbeden sonra bu Türkçe''den vaz geçti. Daha evvel Bülent Ecevit''le hasımdı. O''na yaklaştı. Cumhurbaşkanı olduktan hele, 1997''deki 28 Şubat darbesinden sonra bir zihniyet inkılabı yaşadı. Eğer Demirel 28 Şubat''ta cumhurbaşkanı değil de başbakan olsaydı farklı çizgide olacaktı. O zaman 28 Şubat''a cephe alacaktı. -Verdimse ben verdim!.. 12 Eylül''den sonra başbakan olunca sarf ettiği cür''etkâr sözlerinden biridir. -İşte çağdaş Türkiye!... Davul-zurna ile senfoni arasına sıkışmışlığın dudaklara tebessüm konduran unutulmaz lafı oldu. O, Şimdi Güniz Sokak''taki ikametgâhında. Bu sokağa sığacak mı? Sığmaz. Siyaset Demirel''in damarında akan kandır. Yerinde durmayacaktır. Bir bilen olarak bilge kişilikle yetinmeyecektir. Bir müddet havayı koklayacak, etrafı gözleyecek sonra harekete geçecektir. Yeniden başa dönebilir. Adalet Partisini kurarak oraya transferler yoluna gidebilir. BM için aday gösterilebilir, İKT için aday gösterilebilir, Türk Dünyası Cumhurbaşkanlığı için aday gösterilebilir, Türkiye-Avrupa Vakfı başkanı olabilir vs. Ama yine de onu tatmin edecek olan siyasettir. Demirel, hayret verici çapta enerjik bir insandır. Siyaset tutkunudur. Yerinde oturup kalmaz.. "Millet, bizi göreve davet etti, kaçamazdım" der ve otobüsün üstüne çıkabilir. Çıkar da ne bulur?

O ayrı mesele. Çünkü dün ona kalbden bağlı nice insan bugün aldatılmışlık duygusunda.