Kaydet
a- | +A

Müezzinler minarede ezanı ne kadar güzel okuyorlarsa şairler de o kadar güzel şiir yazar görüşü, doğrudur. Tez sahibine göre kulağın ses ölçüsü ezanla kendini bulmaktadır.

Bu orijinal edebiyat hükmünü şair Enis Batur, ortaya getirmiş fakat işiten sol eğilimdeki öteki şairler tarafından tebessümle karşılanmış... Böyle bir haberi hafife almak haksızlıktır. Tez, iç ve dış dünyamız arasında köprüler kurmakta... Türkiye, Ortadoğu ve İslâm dünyası insanının daha birkaç saatlik bebekken dünyada ilk işittiği ses ezandır.

Onlar, ''ses'' denen fizikî varlıkla ilk olarak ezan dolaysısıyla karşılaşırlar. Üstelik ezan doğrudan doğruya bebeğin kulağına okunur. Bebeğin ruhu ezan sesini, ezan zevkini, ezan lezzetini emer. Eskiden Türkiye''de, Ortadoğu''da, İslam âleminde çok iyi şairler yetişmişti. Bu şairler, yalnızca ezan gerçeğine bağlanamaz, fakat tezin de ifade ettiği gibi ezanın hadisedeki payı görmezden de gelinemez.

Dünyaya ilk geliş ânından başlayarak her gün beş defa işitilen ezan, şairin mânevî ikliminde tayin edici unsurdur. Buradan hareketle artık -bazı istisnaları saymazsak- iyi şair yoksa iyi müezzin de yok demektir denebilir. Minarelere konmuş olan hoparlörler madeni sesleri ile ezanı mahvetmiştir. Mahvolan ezanın suçlusu minareye çıkmaya üşenen müezzinlerle onları minareye çıkartmakta acze düşmüş olan Diyanettir. Ezan, insan sesi ile güzel. Bilâl-i Habeşî hazretleri gibi ulu bir müezzinin yolunda gittiğini söyleyenler, ne yazık ki cami içinden mikrofonla ezan okumakta, hoparlörler de cızırtı, çatırtı, patırtılarla bu ezan değil de ezan benzeri sesi halka duyurmaktadır. Bir bid''at, ezanı sadece dînî değil estetik yönü ile de zedelemiştir. Hoparlör, davet etmiyor, uzaklaştırıyor. Minare merdivenlerini örümcek ağları kapatmış. Bunun neticesinde camiler boşaldığı gibi Enis Batur''un dediği gibi edebiyat dünyası da şairden mahrum kalmıştır.

Ezan-ı Muhammedî okunan topraklarda terbiye edici ses, ezandır.

Ezan, hoparlör sertliği ile değil de müezzin efendilerin insanı camiye, Rabbine çağıran kadife sesleri ile okunsa hem camiler dolacak, hem şairler yetişecek. Buradan hareketle eski şiirimizde ezanın ses, mânâ ve güzellik tesirleri araştırılabilir.