Kaydet
a- | +A

Bir buçuk ay kadar önceydi. Ulaştırma Bakanı Enis Öksüz Hoca''ya şunu haber veriyorduk: -Sonbahara hazırlanın. Bu Hükûmet, sonbahara kadar gidebilir. Türkiye''nin 2000''e yeni Hükûmetle girme ihtimali yüksek. Tabiî ki müneccim değildik. Ancak bir toplum gözlemcisi olarak hadiselerin geometrisinden geleceği okumak mümkün. O günlerde işçi ve memurlar sokağa çıkmaya başlamışlardı.

Çalışanlar, "Emek Platformu" adı altında yeni yeni güç birliğine gidiyorlardı. Atılan sloganlardan sokak, titriyordu... Bu titremenin 57. Hükûmeti salladığı belliydi. Oysa Hükûmetin devamı isteniyordu. Zaten yeni kurulmuş sayılırdı...ama, memura düşük zam ve Sosyal Güvenlik Reformu, işçi ve memurla köprülerin atılmasına yol açmıştı. Bu sebeple gündeme sis bombası gibi gürültüsü yüksek birkaç bomba atıldı. Bombaların çıkardığı ses, kulakları sağır edecek gibiydi. Medyada kopan vaveyla herkeste şaşkınlık uyandırdı. Bir ân için işçi ve memurlar da şaşırdılar. Ancak toparlanmaları uzun sürmedi. Başlarında iyi yetişmiş bazı liderler var. Mesela HAK-İŞ Genel Başkanı Salim Uslu''nun yaptığı konuşmalardaki kullandığı dil dikkatimizi çekiyor. İşçi de memur da şüphesiz ki eskinin gözü kapalı sınıfı değil. Başlarındaki liderleri ile gündem değiştirmeye dönük çalışmalardan kısa zamanda sıyrılmasını bilerek dâvâlarının takipçisi oldular. Hatta, bir ara Türk-İş''i vasıta yaparak Emek Platformunu bölme taktiğini Konfederasyonun basiretli ekibi, Genel Başkana rağmen engellemesini bildi.. Böylece işçi ve memurlar, dünden yarına artan bir yoğunlukla sokak ve meydandalar.. İş bırakılıyor. Yarınki Cuma hayat, Türkiye''de felç. Bu mefluç halin topluma etkisinin pek fena olacağı aşikâr. Hükûmet, geri adım atmamaktan söz ediyor. Bu ne kadar doğru? Milyonların yanlışta ittifakı söz konusu olmayacağına göre böyle bir ısrarla nereye varılacaktır? Eğer, dertlere çare bulunamayacaksa Emek Platformu eylemin şiddetini arttıracaktır. Artık fırtına kopmuştur. Ecevit Hükûmeti bu fırtına önünde durabilecek mi? İktidarın işi kolay değil.. Bir tarafta SSK gerçekleri, bir tarafta Bütçe darlığı ve işçi ve memurun perişan hali... Hakîkaten iktidarın ömrü sonbahara kadar mı? Yoksa daha büyük sürprizlere mi hazırlanalım? Seçim mi geliyor. Senaryolar, bugünden işlemeye başladı:

"-Eylül sonunda Anayasa Mahkemesi, FP''yi kapatır; Mecliste doğacak üye boşluğu yüzünden Anayasa gereği mecburen seçime gidilir vs..vs" Ya iki yılını dolduramayan yeni milletvekillerinin emekliliği? Herhalde FP kapanmasın diye ellerinden geleni esirgemeyeceklerdir. Nereden bakılırsa bakılsın, Ankara''nın ateşi düşmeyecek, bu ateş gelecek mevsimde dahi devam edecek gibi. Sular bulanmadan durulmaz. Bulanma başladı.