Kaydet
a- | +A

Ne zaman bir mehter yürüyüşü görsek gözlerimiz hep köszen Şemsettin Akbulut''u arar. Pala bıyıkları ve ataları hatırlatan iri gövdesi ile önündeki her iki ''kös''e öyle güzel tokmak vururdu ki sanki iki el havada iki kelebek gibi uçuşurdu. O kös vurmadaki ahenk muhteşemdir... mehter çalarken bu kendi kıyafet ve çalgıları, mükemmel çalışları içindeki insanlara baka baka tarihin derinliklerine süzülürsünüz. Biz Şemsettin Akbulut''u Harbiye''deki Mehter Müzesinde değişik yıllarda seyrettik. Maddî mânâda büyük sıkıntı içindeydi, fakat sabrediyordu. Sonra Kültür Bakanlığı, Ahmet Özhan başkanlığında Tarihi Türk Müziği Topluluğu''nu kurunca Şemsettin Akbulut da mehterbaşı olarak buraya geçti.

Şimdi gündemde kendi çapında ülkeye değerli hizmetleri geçmiş bu kişi var: Birisi kalkıp Kültür Bakanına bir mektup yazıyor. Adamın ortaya koyduğu iddia insanın kanını donduracak dehşette!.. Güya Şemsettin Akbulut Hizbullahçıymış.. Hadi canım sen de!.. Daha neler!.. Kültür Bakanı İstemihan Talay, mektubu gerçeğin araştırılması için, işleme koydurtmuş. Mağdurun temizliği kısa zamanda anlaşılacaktır ama ya yaptığı mânevî tahribat ne olacak? Temize çıktığında da haber aynı manşetlerle duyurulmayacak ki...

Aman sayın Talay lütfen dikkatli olunuz. Belli ki hedef bir personelinizden çok Mehterân''ın kendisi. Onun için mehterbaşının kellesi koparılmak isteniyor. Sıkı durunuz ve taviz vermeyiniz.

Yeni ve sinsi bir oyunla karşı karşıya olabiliriz. Muhbir iyi araştırılmalı... Görülüyor ki Kanun Hükmünde Kararname taslağı, Cumhurbaşkanını aşıp hayata geçseydi nice ocaklar sönecekmiş. Bugün bir mehter mensubu, kim olduğu meçhul birinin iki satırlık mektubu ile müfettişlere hesap vermekte. O gün binlerce memur bu gadre uğrayacaktı. Eğer her alnı secde görene Hizbullahçı iftirası atılırsa sonunda nereye varılır? İftira öyle bir yalandır ki döner dolaşır, bunu atanın boynuna dolanır. Şemsettin Akbulut, Türkiye sevdalısı tertemiz bir vatan evladıdır.

Kendisine itimadımız tamdır.

Düzce Geçen hafta deprem bölgesindeydik; Adapazarı''nın aradan bir yıl geçmesine rağmen hâlâ toz toprak ve yıkıntılar içinde olmasına çok üzüldük. O üzüntü kalbimizde olanca sızısı ile yaşarken bir başka üzüntülü konuya eğilmek zorunda kaldık, Ermeni meselesine. Aklı başında Ermenilere seslendik. Ermenistan''ın hasmımız değil olsa olsa 81. ilimiz olabileceğini yazdık. Hani bazen insan yanlışlık yaptığını sezer fakat anlayamaz. Biz de bunu yaşadık. Ermenistan ancak 82. vilayetimiz olabilirdi. Düzce, yıllardan beri vilayet olmak istiyordu. Merkezi idare, O''na bu hakkı ne yazık ki ancak yerle bir olduktan sonra tanıdı. Şimdi vilayet. Yığınla dertle karşı karşıya. Hal böyle iken doğrusu kendilerine ayrı bir muhabbetimiz olan Düzcelilere karşı bu sürç-ü lisanı işlemekten dolayı mahcubuz. Lütfen alınmasınlar. Kendileri de her halde kaç vilayetimiz olduğunu ifadede zaman zaman hataya düşüyorlardır. Bütün kabahat Turgut Özal''da; ne güzel klişe halinde 67 rakkamına alışmış gidiyorduk.