Dinle
Kaydet
Türkiye Gazetesi
Okul mescîdi, kışla mescîdi, mahalle mescîdi
0:00 0:00
1x
a- | +A

İstanbul Valisi Sn. Davut Gül, çok isabetli bir kararla eğitim yuvalarımızda mescîd açılması için okul müdürlüklerine tebligat çıkarttı. Bu tasarruf, bir asla dönüş hamlesidir. Ardında değişik niyet veya ideolojik kasıtlar aramak, hazindir ve abesle iştigaldir:

Talimat muhtevasına -hâliyle- ilköğretim, orta ve liselerin hepsinin girdiği bellidir. Bilindiği gibi mevcut Türk Eğitim Sistemi, 3 kademedir:

Birinci kademe 1. 2. 3. 4. sınıflardan meydana gelen ilkokulllardır. İkinci kademe 5. 6. 7. 8. sınıflardan meydana gelen ortaokullardır. Üçüncü kademe de 9. 10. 11. 12. sınıflardan meydana gelen liselerdir.

Bütün kademeler 4’er yıldır.

Kademeler toplamı 12 yıl tutmaktadır.

Ömür törpüsü uzun bir zamandır:

12 yıl yerine 8 yıl teklif ve tariflerimiz geçmiş seneler yazılarımızda mevcuttur.

Mescîdlerin özel okullarda da mecburî olduğu, hazırlanacak mevzuat metninde açık ve net şekilde yer almalıdır. Onlar, sistem dışı değildir.

Söz konusu okul mescîdlerinde cuma namazı da kılınacağı haberlerde yer almıştı. Aksi düşünülemez. Elbette böyle olmalıdır. Eşyanın tabiatı gereğidir. Hizmetin bütünlüğü bunu emreder. Diğer türlüsü, yatılı okulda talebeye kahvaltı verip, öğle ve akşam yemeği vermeme gibi olur.

Mevzubahis uygulama gençlerimizle ailelerine bir kolaylaştırma ve imkân sunmadır. Böyle bir hayırlı faaliyete muhalefet etmek, insanı gülünçleştirir. Namaz kılmak istemeyen ve ailesi de aynı görüşte olan gencin rızasına rağmen mescîde sevki beklenmez. Toplum o olgunluk ve barışıklığa geldiğinde nihâî hedefe gönül barışıyla ulaşılır.

Bu imkân, vakıf ve resmîsiyle üniversitelere; yetişkin gençlerimize de sunulmalıdır. Mescîdsiz, câmisiz üniversite külliyeleri de mâbedsiz bırakılmamalıdır.

İlkokuldan üniversiteye eğitim kurumalarımız, tutucu ideolojik laikçi ilericilik yüzünden bir asır boyunca îmâna kapalı olduğu için bizim nesiller dâhil nice yüz bin talebe yok yere sıkıntı yaşadı. Bu ayıbın külliyen bitmesi şarttır.

Hatta; Sn. Vali’mizin talimatını biz, bir adım daha ileriye taşımak isteriz. İlk ve yükseköğretim yuvalarımız, mademki mânevî taçla taçlandırılıyor, Diyanetle bir mukavele yaparak mekteplerin bulunduğu yerlerdeki câmi imamları da vazifelendirilebilir. Osmanlı döneminde mahalle mektepleri hatırlansın. Keza son asırda liselerde ders veren “Askerlik Hocası’’ muvazzaf rütbeli subaylar hatırlanabilir.

Aslında devlet ve milletçe bir icbar; zorlamayla karşı karşıyayız. Ya asla, öze dönerek cihangîr ve ahlâk âbidesi atalarımıza layık evlâdlar; çocuklar, gençler yetiştirecek veya şu uyuşturucu, dolandırıcı, talancı, suistimalci seli, daha da azgınlaşarak varlığımızın temeline dinamit döşemeye devam edecektir.

Bu hayırlı karar, öyle umarız ki yalnızca İstanbul’a münhasır kalmayacaktır. Bu karar, bir dönem, herhangi bir iktidar uygulaması değildir; “bekamızı alâkadar eden devlet siyâseti’’ diye görülmeli...

Bu vesileyle mevzua akraba başka bir bahse de temas etmemiz faydalı olabilir. Bir asır evveline kadar kışlalarımızda alay müftüleri vardı. Bugün oralarda tekrar mescid ve camiler açılmakta veya yenisi yapılmakta. Ancak, vakit namazlarıyla cuma namazını dinî malumatı olan er ve erbaşlar kıldırmaktalar. Olmaz mı? Olur. Lâkin askerî mevzuatta alay müftüsü kadrosu hep var olageldi. Bu makamlar, tayinle tekrar ihdas edilebilir. O zaman onlar, kışla câmilerindeki ibâdet düzenlemesini, derli-toplu şekilde yaptırırlar.

Bilindiği üzere mescîdler, Müslüman medeniyetimizde hayatın merkezinde yer alırlar. Dairenin merkezine ilkin mescîd inşâ edilir, sonra onun etrafında mahalleler yer alır. Mescîdsiz hayat, kuru, yavan ve bizden olmayan bir yaşayıştır. Osman Yüksel Serdengeçti’nin deyimiyle Ankara, bir zamanlar “mâbedsiz şehir’’di. Ankara ufukları, şimdi -âdeta- göğe uzanma yarışındaki minâreler ve Necip Fazıl’ın tabiriyle çil çil kubbelerle dolu.

Yahya Kemal’in hatırlatıp hayıflandığı “frenk akşamları’’ndan kurtulma azmini gösterebilirsek mâzi ile istikbâl arasında çökmüş köprüyü yeniden kurmuş oluruz.

Söylenmesi elzem şu hakîkati de dile getirmeliyiz:

Bid’attir, değildir, câizdir, câiz değildir… gibi ilmî tartışmaları kendi mecrâına bırakarak haber verelim ki hoparlörler, minârelerde ve câmi içlerinde dehşetli ses gücüyle insanları, mâbedden de ibadetten de soğutmaktalar.

Buna mâkul bir çâre bulmalı.


Rahim Er'in önceki yazıları...

Haber Asistanı

Son 30 günün haberleri
📰

Türkiye Gazetesi Haber Asistanına Hoş Geldiniz!

Son 30 güne ait haberleri, spor gelişmelerini veya yazar yazılarını sorgulayabilirsiniz.