Avrupa Birliği''ne tam üye sayılmamızın önündeki en önemli iki pürüz, Ege ihtilafı ve Kıbrıs mes''elesidir...
İkisi de CHP''nin mirası. İtalyanlar, II. Cihan Harbi''nden sonra işgalleri altındaki adaları tahliye ederken esas sahibi olması dolayısıyla adaları önce Türkiye''ye teklif ederler. Teklif, İsmet İnönü tarafından kabul görmez. Bunun üzerine yüzyıllardır hükümranlığımızda olan bu yerleri Yunanlılara bırakırlar.
Hadise malûm ve meşhurdur. Türk milletinin yirminci asırdaki fevkalade ziyanlarından biri. Kaybın müsebbibi Musul''da olduğu gibi İsmet İnönü''dür. Reis-i Cumhur İsmet İnönü, devrin anayasası gereği aynı zamanda CHP Genel Başkanı''dır. Böylesine fahiş bir hatanın altında imzası vardır. Nitekim kendisinin de daha sonra adaların Anadolu kıt''asına yakınlığını fark ettiğinde şaşırdığı nakledilir. Başımızı ağrıtacak ikinci konu Kıbrıs''tır. Bu da CHP''nin eseri... O da nereden çıktı? Bülent Ecevit, Kıbrıs Harekâtı''nı yaparken CHP Genel Başkanı idi. İktidarda koalisyon, fakat CHP ağırlıklı bir hükûmet vardı. ''74 ve devamı yıllarda üst üste yanlışlıklar oldu... İlki, bir kurtarma harekâtına ''Barış Harekâtı'' denmiştir. İkincisi adanın tamamına girilmemiş, üçüncüsü KKTC ilan edilmiş fakat tanınması temin edilememiştir.
En mühimi harekâtın şümulüdür. Tamamına girilecekti. Girildikten sonra her türlü pazarlıkta avantaj Türkiye''de olurdu. Yapılamadı, Kıbrıs''taki tarihi haklarımız bir güne bir gün resmî ağızlarca dile getirilmedi, olay çözümsüz bir tarzda kaldı. Şimdi işin içinden çıkılamıyor. Çıkılamadığı için zamana bırakıldı.
Veya çok zor çıkılacak... Böylece devlet yönetenlerin ne denli ağır sorumluluk taşıdıkları bir kere daha görülüyor. 1945''lerdeki 12 Ada Mes''elesi ile 1974''teki Kıbrıs harekâtı bugünkü nesillerin karşısına çıkmakta. Çözün çözebilirseniz... Onun için şu günler, çok dikkat istemekte. AB''ye girmek de en nihayet pazarlığa dayanacaktır. Önce mevzuat ve müesseselerimizi AB standartlarına uyduracak, sonra da bunun olup olmadığına dair müzakerelere başlayacağız. O müzakerelerin ismi pazarlıktır. Çok taraflı bir andlaşmaya imza konacak. Her andlaşmada olduğu gibi alınanlar ve verilenler olacaktır.
AB''ye aday ülke ilân edilmemizle birlikte aydınlar ikiye ayrıldılar... Alabildiğine memnunlar, alabildiğine kızgınlar. Memnunlar her şeye kavuşulmuş havasındalar.
Erken bir hava. Mesela, serbest dolaşım olacak mı, olacaksa ne zaman? Başörtüsü krizi bitecek mi? Net değil. Alabildiğine kızgınlarsa Kıbrıs ve Ege''nin satıldığı ifratındalar. Bunlar zamanla yerine oturacaktır. Asıl üzerinde durulması gereken pazarlığa hazırlıktır. Daha çok kazanan taraf olmalıyız. Bunun için de müesseseleri ciddiden ciddiye sorgulamalıyız. Bugünün hatası bugünle sınırlı kalmıyor.

