''Trafik kazaları'' demek hafif kalıyor. Onlara olsa olsa "trafik cinayetleri" demek lazım. Bugünkü nesillerin tanımadığı edebiyatçılarımızdan Süleyman Nazif''in "Batarya ile Ateş" ismindeki küçücük eserinde orijinal bir tesbiti vardır. Şu mealdedir. -Anadolu''da bacası tüten hiçbir ev yoktur ki en az bir evladını Moskof''la muharebede kaybetmesin. Şairin o devrin hıncını dile getirmek sadedinde "Moskof" dediği Ruslar. Devir değişti. Ruslarla yakınlaşmalar oldu. Değişmeyen tek katı hakikat, verdiğimiz insan kayıpları. Bu milleti dün "Moskof" kırıyordu, bugünse trafik moskofu kırıyor. Dedelerimizin manzarasına yaklaşıyoruz. Trafik de sonu gelmez harpler gibi hayat dolu evleri viraneye çevirip üzerinde baykuşlar öttürme raddesine vardı. Herkes türlü çareler üretmekte. Çarenin bir değil birden çok olması şart.
Çünkü, sebepler birden fazla.
Her yaştaki vatandaşımızın esaslı şekilde yetiştirilmesi lazım. Bunun için de aile, okul ve medya üzerine düşeni ifa etmeli. Direksiyondaki sürücü, önünde cambazlık yapan araç şoförüne kendi kendine kızıp yine kendine ziyan vereceğine derhal trafiğe haber verme alışkanlığı kazanmalı. Trafik de gelen ihbarı kaale alma disiplininde olmalı. Demiryolları behemehal otobüs firmalarına veya taliplisine satılmalı. Gerekirse yap-işlet-devret metoduyla bedava verilmeli. Keza, denize açılan illerimizde deniz taşımacılığı daha da geliştirilmeli. Trafik yasası değil ama trafik kanunu çıkartılmalı. Arada ne fark var?
Basit mevzuat hükümlerine "yasa", toplumu derinden alakadar edenlere "kanun" denilebilir. Trafik Kanunu adı gibi kanun olmalı. Caydırmalı, ürkütmeli, korkutmalı...
Bir kere bu kanuna dayanarak hapis ve ağır hapis cezaları verilebilmeli. Trafik suçları mahiyeti ne olursa olsun hafif hapisle kurtulamamalı. Bu suçlar asliye veya ağır cezalık olmalı. Hiçbir hafifletici sebepten yararlanamamalı. Kazada kusurlu olan ya bu hapse razı olmalı veya aracına el konmalıdır. Şayet araç hurdaya dönmüşse hem hapis hem el koyma cezaları birlikte verilmeli.
Hele ölüm varsa hapis, ehliyet iptali ve el koyma uygulaması mutlaka yapılmalıdır. Hukukta kendi malını, parasını, servetini idare edemeyen aklen zayıf veya müsrif insanların mülküne hacr konur; onların tasarruf hakları kısıtlanır. Trafikteki vasıta esasen kamunun malıdır. Yeni trafik kanunu, ölüm halinde hakime el koyma yetkisi vermelidir.
El konup satılan aracın bedeli dövize çevrilerek kazaya sebebiyet verenin namına bankaya yatırılır. Bu para 10 yıldan erken çekilemez. Bunlar ve benzeri idari, mali, hukukî tedbirler alınırsa umulur ki "trafik moskofu"ndan kurtuluruz. Yoksa her sene binlerce insan toprağa girmeye devam edecek, binlerce insan sakat kalacak, binlerce ana-babanın yüreğine kor ateşler düşecek, milyar dolarlarca servet mahvolacak. Var mı dünyada bir başka benzeri?

