Dinle
Kaydet
Türkiye Gazetesi
İyi ki doğdum!..
0:00 0:00
1x
a- | +A

Dün doğum günümdü. Akşam eve gelince sosyal medyada bir paylaşım yapayım dedim. Önce galerimden güzel bir fotoğraf seçtim. Sonra da “Ne yazsam acaba?” diye düşündüm.

Birkaç cümle karaladım ama beğenmedim. Esprili yazdım, çok cıvık oldu. Ciddi yazdım, haber bülteni gibi oldu. Baktım cümleler toparlanmıyor, “Millet doğum gününde ne yazıyor acaba?” diye bakmak için sosyal medyaya girdim. Birkaç kaydırmadan sonra da kendimi birden Linkedin’de buldum.

Kariyerinin zirvesinden halka seslenen paylaşımlar arasında ilerlerken kendi doğum gününü kutlayan birisine rastladım. Kollarını göğsünde kavuşturmuş, takım elbiseli, saçsız bir arkadaş… Ve onun metninden aldığım ilhamla iki giriş cümlesi yazdım:

“Bugün benim doğum günüm. Heyecanlıyım çünkü vizyonumu yeniden kalibre edeceğim yeni versiyonuma adım atıyorum.”

Yazdım ama birkaç okumadan sonra cümleler garipleşmeye başladı. Özellikle “kalibre” kısmına fena takıldım. Kendi kendime, “Yahu hayırdır? Sen sanayi tipi kumpas mısın? Füze rampa sistemi misin? Ne kalibrasyonu Allah aşkına?” deyip vazgeçtim...

Sonra birkaç doğum günü paylaşımı daha yakalayıp, cümleleri çamaşır sıkar gibi sıktım. Damlayan kelimelerden iki cümle daha kurdum:

“Yeni yaşımda daha fazla farkındalık ve daha az ego ile kariyer haritamı yeniden şekillendireceğim. Bu yeni döngüde kendi potansiyelimi yeniden keşfetmek istiyorum.”

Bu cümleyle de biraz bakıştık. Bu bakışma esnasında daralan içimde şu cümleler peydahlandı:

“Farkındalığı egoyu falan boş ver şimdi Salih! Yeni yaşında daha fazla hastalık ve daha az saç var. Hücrelerin artık emeklilik dilekçesi veriyor. Dizlerin merdiven görünce toplu sözleşmeye oturuyor. Buna farkındalık değil yaşlılık denir. Potansiyelin de belli işte... Elli yaşından sonra daha neyi keşfedeceksin? Sen kariyeri bırak da kendine kabir yeri bak...”

Bu sorgulamadan sonra döngülü-potansiyelli cümleleri de silip sadece şunu yazdım:

“Bugün benim doğum günüm. Bu yolculuğumda bana eşlik eden herkese teşekkürler.”

“İşte bu ya!” dedim ekrana bakıp. “Sade, mütevazı ve vakur bir paylaşım.”

Tam arkama yaslanıp paylaş butonuna basacaktım ki bu sefer “eşlik” kelimesinden acayip rahatsız oldum. Bu rahatsızlık içimde küçük bir çeviri motorunu tetikledi ve karşıma şöyle bir metin çıktı:

"Ben bu hayatın mutlak ve tek starıyım. Siz de benim muazzam varlığımın etrafında dönen küçük uydularsınız. Bana dekor olduğunuz, fondaki bulanık figür olmayı kabul ettiğiniz için sağ olun."

Yani ben yürüyorum, onlar bana refakat ediyor. Ben ana caddedeyim, onlar kaldırımda. Bu durumda onlara teşekkür etmem bile büyük bir lütuf!

Kendime sinirlenip hemen ikinci cümleyi sildim. Elimde bir tek “Bugün benim doğum günüm” cümlesi kaldı. Baktım konu Teoman’ın şarkıya bağlanacak, onu da sildim.

Sonra kendi kendime "İyi ki doğdum" diye fısıldayıp bilgisayarı kapattım ve yattım...

Salih Uyan'ın önceki yazıları...