Dinle
Kaydet
Türkiye Gazetesi
Mama kabından ebeveynlik devşirmek
0:00 0:00
1x
a- | +A

Bosch reklamı “Evcil Hayvan Ebeveynliği” tartışmasını alevlendirdi. Zaten at izi, it izine karışmıştı. Denkleme bir de evlat girdi. Tam oldu.

Benim oğlum çok akıllıdır. Kızımı doktora götürdüm. Annesini çok özlemiş yavrum.

Kimden bahsediyoruz? Kediden, köpekten… Ama o kadar da değil yani! Birisi konuşurken insandan mı bahsediyor hayvandan mı, anlayalım bir zahmet! Çocuğunuzun gerçek insan evladı olup olmadığını anlayabilmek için, illa reklamdaki gibi kemik görüp, havlama sesi mi duymamız gerekiyor?

“Çüş artık!” diyeceğim ama demiyorum. Çünkü muhatabımız hayvan değil, insan. İşte bu yüzden insana insan gibi, hayvana da hayvan gibi hitap etmek en iyisi.

Ha, illa evcil hayvanınıza “oğlum-kızım” diyecekseniz deyin. Ama en azından ebeveynlik rollerine girmeyin! Çünkü mama kabını doldurmayı bir insan ruhunu şekillendirmekle aynı kefeye koymak, gerçek ebeveynlerin emeğine büyük bir hakarettir.

İnsan hiçbir şey düşünmese, gecesini gündüzüne katıp kendisini yetiştiren annesinin hatırına bu tip söylemlerden uzak durur.

Zaten bizi rahatsız eden şey evcil hayvanı, evladın muadili olarak gören bu zihniyet! “Vermidon kalmadı. Novalgin vereyim” gibi bir şey değil ki bu!

Platon'un mağara alegorisini hatırlayın. İnsanlar gerçekliğin gölgelerini izliyor ve bunların hakikat olduğunu sanıyor. Modern insan da evlat yetiştirmenin yorucu emeğinden kaçıp, ebeveynliğin gölgesini yaşıyor.

Kimsenin kedi-köpek sevgisini sorgulamıyorum. Ama “Çocukla falan uğraşamam. Ben kedilerimle mutluyum” tarzı cümleler çoğaldıkça huzursuz oluyorum. Ebeveyn olmanın bedelini ödemeden, sadece hissini satın almak isteyen bu ruh hâli, beni korkutuyor.

İzdivaç ve çiftleşmeyi artık neredeyse eş anlamlı olarak kullanan Batılı insan tipine bir şey diyemem. Ama bizim medeniyetimizde aile, basit bir birlikteliğin ötesinde toplumun çekirdeği, kültürün taşıyıcısı ve insan olmanın en anlamlı tezahürüdür. Çocuk da “tercih edilen bir aksesuar” ya da “hayat kalitesini düşüren bir yük” değil, kıymetli bir emanettir.

Yer değiştirme operasyonu

Bosch firması Almanya’da reklamlarını "aile" temasıyla çekerken, Türkiye’deki reklamında "çocuksuz ev" güzellemesi yaptı. Tesadüf mü? Hayır. Ustalıkla kurgulanmış bir toplumsal mühendislik örneği bence.

Dikkat edin! Popüler kültür çocuk sahibi olmayı "dünyanın sonunu getirecek bir suç" gibi pazarlıyor. Kariyer, özgürlük, seyahat ve konfor ön planda olunca, çocuk “maliyetli bir yük” olarak görülüyor.

Dizilerde çocuklu aileler bakımsız, yorgun ve mutsuz… Bebek arabasında çocuk yerine köpek gezdirmekse çok havalı.

İnsan neslinin devamını ekolojik felaket gibi gösterenler, kedi-köpek ebeveynliğini işte bu çevreci vicdanın teselli ödülü olarak sunuyor. “Bebek yerine köpek sahiplen, dünyayı kurtar” mottosu, genç beyinlere zerk edilen en büyük safsatalardan biri olarak tarihe geçiyor.

Amaç net: Nüfus artışını gönüllü kısırlıkla durdurmak. İnsanları gerçek ebeveynlikten soğutup, yalnız, itaatkâr ve kolay yönetilebilir pet sahiplerine dönüştürmek.

Eğer mesele sadece hayvan sevgisi olsaydı, inanın kimse kedi köpeğiyle ebeveynlik taklidi yapma ihtiyacı duymazdı. Bu dilin dayatılması, aslında büyük bir yer değiştirme operasyonudur.

Kedi ve köpekten evlat olmaz. Çünkü hayvanla kurulan bağ şimdiye hapsolmuştur. Evlatsa gelecek demektir. Ebeveynliğin getirdiği o ağır ama değerli sorumluluktan kaçıp mamasını verdiğiniz bir canlının onayına sığınmak, insanlık onuruna bir sabotajdır.

Japonya’da bebek bezinden çok yetişkin bezi satılıyormuş. Bu, modern dünyanın belki de en hazin istatistiğidir.

Salih Uyan'ın önceki yazıları...