Kaydet
|

Gerçek murat, Allahü teâlânın rızasını kazanmaktır. Bu saadete doğru iman, ibadet, güzel ahlâk, dinini öğrenmek ve öğrendiğini başkalarına öğretmekle erişilir.

İnsan, yalnız yiyip içmek, mal ve mevki sahibi olmak için yaratılmadı. Bunlar hayatı sürdürmek ve kulluk vazifesini yapabilmek için gerekli olduğu kadar aranmalıdır. Asıl gaye, her şeyi yaratan terbiye eden ve bütün iyilikleri veren Allahü teâlâyı tanımak, Ona iman ve ibadet etmektir. Kur’ân-ı kerimde mealen, “İnsanları ve cinleri, ancak bana ibadet etmeleri için yarattım” buyuruldu. (Zâriyât, 56) Gerçek kulluk, Allahü teâlânın emirlerine uymak ve yasaklarından sakınarak yaşamaktır.

Kulluğun temeli doğru imandır. İman, yalnız “inandım” demek değildir; Allahü teâlânın ve Peygamber Efendimizin bildirdiği esasların hepsini kalb ile tasdik, dil ile ikrar etmektir. İmanı doğru olmayanın amelleri sağlam bir temele oturmaz. Bunun için her Müslüman, Ehl-i sünnet âlimlerinin bildirdiği şekilde imanını öğrenmeli ve bozuk inanışlardan sakınmalıdır. Dünyadaki en kıymetli nimet imandır; en büyük murat da imanla son nefesi verebilmektir.

Doğru imandan sonra ibadet gelir. Namaz, oruç, zekât ve hac gibi farzlar, kulun Rabbine bağlılığının alâmetidir. İbadet Allahü teâlânın emri olduğu için yapılır; gösteriş ve menfaat için yapılan işten sevap beklenmez. İhlas ile ve doğru kılınan namaz insanı kötülüklerden uzaklaştırır, oruç nefsi terbiye eder, zekât malı temizleyip merhameti artırır. Kul ibadet ettikçe kalbi kuvvet bulur, sıkıntıda sabırlı olur ve nimetlerin gerçek sahibini unutmaz.

Güzel ahlâk dinimizin emridir. Müslüman doğru sözlü, güvenilir, merhametli, sabırlı ve mütevazı olur; ana babasının gönlünü hoş eder, âilesine şefkatle davranır, komşusuna eziyet etmez. Gıybetten, yalandan, kibirden, hasetten ve kul hakkından sakınır. Peygamber Efendimiz, “Müminlerin iman bakımından en olgunu, ahlâkı en güzel olanıdır” buyurdu. (Tirmizî) İbadet edip insanları incitmek, iyi bir Müslümana yakışmaz.

Dinini doğru öğrenmek her Müslümana lâzımdır. İlim sahibi olmadan yapılan ibâdetlerde yanlışa düşülebilir. Haramı, helâli, farzı ve sünneti muteber ilmihal kitaplarından öğrenmeli; bilmediklerini ehil âlimlere sormalıdır. Din, bilgisizlerin şahsi düşüncelerinden ve gelişigüzel sözlerden öğrenilmez.

Doğru bilgileri uygun bir dille başkalarına bildirmek büyük hizmettir. Dini yaymak sertlik ve münakaşa ile değil, tatlı söz, güzel hâl ve hikmetle olur. En tesirli nasihat, insanın söylediğini önce kendisinin yaşamasıdır. Peygamber Efendimiz, “(Allahü teâlâya îmân ettim) de, sonra da dosdoğru ol!” buyurdu. (Müslim)

Allah diyen kimse, yalnız diliyle değil, hâliyle de Rabbine yönelmelidir. Her işte Onun rızasını arayan, emirlerine sarılan haramlardan kaçan, kullarına iyilik eden ve dinini öğrenip öğreten kimse gerçek kulluk yolundadır. Böyle bir kul dünyada huzura, âhirette ebedî saadete kavuşur. Çünkü her murada erişir Allah diyen...

Salim Köklü'nün önceki yazıları...

Haber Asistanı

Son 30 günün haberleri
📰

Türkiye Gazetesi Haber Asistanına Hoş Geldiniz!

Son 30 güne ait haberleri, spor gelişmelerini veya yazar yazılarını sorgulayabilirsiniz.