Allahü teâlânın sevdiği ve razı olduğu kimse, O’nun rızasına uygun ve tertemiz bir hayat yaşayan kuldur.
Evliyanın ve İslam âlimlerinin büyüklerinden Ali Râmîtenî hazretleri, Allahü teâlânın sevdiği ve razı olduğu kul olmanın şartlarını şöyle bildirmiştir:
Bu şartların ilki temizliktir. Temizlik yalnız elbisenin, evin ve kullanılan eşyanın temiz olması değildir. Asıl temizlik; kalbi hasetten, kinden, kötü düşüncelerden ve dünya sevgisinin esaretinden koruyabilmektir. Çünkü kalb temiz olmadıkça ibadetin lezzeti duyulamaz.
İkinci şart, dilin temizliğidir. Dil; kırmak, incitmek, dedikodu etmek ve faydasız sözlerle vakit geçirmek için değil; Kur’ân-ı kerîm ve kıymetli kitapları okumak, faydalı şeyleri anlatmak, kötülüklerden sakındırmak ve ilim öğretmek için kullanılmalıdır. İnsan, diliyle gönül yapar veya gönül yıkar. Susulacak yerde susmak da fazilettir.
Üçüncü şart, gözü haramdan korumaktır. Göz kalbin penceresidir. Harama bakmak kalbi karartır; kâinata ibret nazarıyla bakmak, Allahü teâlânın yüceliğini düşünmek ve kullarına şefkatle bakmak ise kalbi nurlandırır.
Dördüncü şart oruçtur. Oruç yalnız aç kalmak değil, nefsi terbiye etmek, sabrı öğrenmek ve şeytanın yolunu kapatmaktır. İradeyi kuvvetlendiren bir kalkandır.
Beşinci şart, Allahü teâlâyı çok zikretmektir. “Lâ ilâhe illallah” sözü, kalbi dünya bağlarından kurtarıp ihlâsa götüren en büyük zikirdir. İhlâs, her işi yalnız Allah rızası için yapmaktır.
Altıncı şart, kalbe gelen düşünceleri tanımaktır. İnsanı ibadete ve iyiliğe çağıran düşüncelerle, günaha özendiren veya dünyaya aşırı bağlayan düşünceler aynı değildir. Mümin, kalbinden geçenleri ölçmeli ve doğru olanı seçmelidir.
Yedinci şart, Allahü teâlânın hükmüne rıza göstermek; tevekkül etmek, korku ile ümit arasında yaşamaktır. Günahlara pişman olup tövbe etmeli, Allahü teâlânın azabından korkmalı, rahmetinden ümit kesmemelidir.
Sekizinci şart, salihlerle beraber olmaktır. İyi insanlarla yapılan sohbet kalbi temizler, haramın çirkinliğini ve hayırlı işlerin güzelliğini gösterir.
Dokuzuncu şart, güzel ahlâklı olmaktır. Merhametli, sabırlı, affedici, tevazu sahibi ve cömert olan insanı Allahü teâlâ da sever, kulları da sever.
Onuncu şart, helâl ve temiz lokmadır. Haram lokma kalbi karartır, ibadete isteği azaltır. Helâl kazanç ise insana huzur, bereket ve itaat gücü verir. Yeme içmede israftan kaçınmak ve Besmele ile başlamak da bu hassasiyetin bir parçasıdır. Zira lokma yalnız bedeni değil, ruhu da besler...
Bu ölçüler insanı iyi bir kul, güvenilir, temiz, merhametli ve faydalı bir insan hâline getirir. Allahü teâlânın rızasını kazandıran yol; temiz kalpten, doğruluktan, haramdan sakınmaktan, helâl lokmadan ve güzel ahlâktan geçer...
Hülâsa, Allahü teâlânın sevdiği kul olmanın özü; kalbi temiz, sözü doğru, kazancı helâl ve niyeti hâlis olarak yalnız O’nun rızasına uygun bir ömür sürebilmektir. Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki: “Her kul, öldüğü hâl üzere diriltilir.” [Müslim]

