Kaydet
a- | +A

Bugün 15 Mayıs 2026. Dünya Kupası’nın başlamasına sadece haftalar kaldı. Türkiye, 24 yıllık uzun bir bekleyişin ardından mart ayındaki play-off destanıyla (Romanya ve Kosova galibiyetleri) nihayet turnuvada. Ancak sokaklarda, kahvehanelerde veya sosyal medyada o eski, karnımıza ağrılar sokan heyecandan eser yok. Sadece bizde değil, Buenos Aires’ten Berlin’e kadar bütün dünyada garip bir metalik soğukluk hâkim gibi duruyor.

SABAH 5'TE MAÇ MI OLUR?

Peki, 2026 Dünya Kupası’nın neden "tarihin en ruhsuz turnuvası" olmaya aday? Futbol, kolektif bir tutku ve büyük duyguların oyunudur. Ancak 2026 Dünya Kupası’nın ABD’de yapılacak olması bu oyunu bir festivalden ziyade, devasa bir ticari operasyon hâline getirdi. Her şey, ABD gibi yapay ve paraya dayalı gözüküyor. Ayrıca maçların sabah saatlerinde oynanacak olması da cabası. Millîlerimiz, turnuvadaki ilk sınavını Kanada’da verecek. Ay-yıldızlı ekip, 14 Haziran’da Türkiye saatiyle 07.00’de Avustralya ile karşı karşıya gelecek. Paraguay'la 06.00'da, ABD'le 05.00'da... Bu saatte kim maçı seyredecek?

TARKAN, MARŞ MARŞ...

Gelelim diğer kısma... Bir tartışma almış başını gidiyor. Ünlülerimiz sıraya girmiş, millî takıma marş hazırlıyor. Sahi, Tarkan varken neden bu telaş diye sormadan edemiyorum. Efendim, bildiğiniz gibi önce Sinan Akçıl, sonra da Semicenk hazırladıkları marşları sevenleriyle paylaştı. Millet ikiye bölündü; kimi çok beğendi, kimi “Ne gerek var?” dedi. Her biri büyük emek, ellerine sağlık ama bence yapmasınlar. Var olan bize yeter. Ondaki ruhu yakalamak imkânsız. Tarkan’ın seslendirdiği marşın üstüne çıkabilecek yok. Belki megastar ikinci bir marş hazırlasa, o bile ilkinin yanına yaklaşamaz. “Bir Oluruz Yolunda” gerek sözleri gerek müziğiyle verdiği enerji açısından bambaşka. Futbolda Tarkan, basketbolda Athena (12 Dev Adam) ile devam...