Kaydet
a- | +A

Günümüzde en çok değer verilen şeylerden biri “sürekli konuşmak” haline geldi. Sosyal medyada fikir beyan etmek, mesajlara hızlı cevap vermek, toplantılarda boşluk bırakmadan konuşmak… Sanki sessizlik bir eksiklikmiş gibi algılanıyor. Oysa sessizlik, çoğu zaman en güçlü anlatım biçimlerinden biri…

Sessizlik, boşluk değil. Aksine, anlamın yoğunlaştığı bir alan. Bazen bir cümleyi tamamlayan şey kelimeler değil, o cümlenin ardından gelen suskunluktur. Bir bakış, bir duruş ya da sadece hiçbir şey söylememek; bazen uzun bir açıklamadan daha fazla şey anlatabilir.

GÖZ TEMASIYLA “ANLIYORUM” DİYEBİLMEK…

İnsan ilişkilerinde bunu sıkça görürüz. İki yakın arkadaşın birbirini kelimesiz anlaması, bir annenin çocuğunun yüzünden ne hissettiğini okuması ya da bir insanın yalnızca göz temasıyla “seni anlıyorum” diyebilmesi… Bunlar konuşmanın ötesinde bir iletişim seviyesidir. Çünkü sessizlik, samimiyetin en çıplak halidir.

Fakat modern hayat sessizliğe pek alan tanımaz. Boşluklar doldurulmak zorundaymış gibi hissedilir. Sessiz kalmak, çoğu zaman yanlış anlaşılma korkusu doğurur. “Neden konuşmadın?”, “Bir şey mi var?” soruları, sessizliğin doğal bir parçası olan dinginliği bile rahatsız edici hale getirir.

BAZEN BİR SEÇİM

Oysa sessizlik, her zaman bir eksiklik değil; bazen bir seçimdir. Düşünmek için, anlamak için, hatta bazen sadece var olmak için seçilen bir alan. Gürültünün içinde kaybolan düşünceler, sessizlikte kendine yer bulur. İnsan, kendi sesini en iyi sessizlikte duyar.

Sanatta da sessizliğin gücünü görmek mümkündür. Bir müzik parçasındaki duraklamalar, notalar kadar önemlidir. Bir tablodaki boşluklar, renkler kadar anlam taşır. Sinemada bir karakterin hiçbir şey söylemeden sadece bakması, bazen uzun diyaloglardan daha etkileyicidir. Çünkü sessizlik, izleyicinin hayal gücüne alan açar.

Belki de en önemlisi, sessizliğin bize kendimizle kalma fırsatı vermesidir. Sürekli konuşmak, sürekli dinlemek ya da sürekli tüketmek… Bunların arasında insan kendi iç sesini kaybedebilir. Sessizlik ise o sesi yeniden duyma imkânı sunar.

DAHA YAVAŞ, DERİN VE DÜRÜST

Sonuç olarak sessizlik, anlatamamak değil; farklı bir şekilde anlatmaktır. Daha yavaş, daha derin ve çoğu zaman daha dürüst bir anlatım. Belki de gerçekten anlamlı olan her şey, biraz sessizlik içerir.

Ve belki de asıl soru şudur: Biz susmayı ne zaman unuttuk ve gerçekten susmayı yeniden öğrenebilir miyiz?