Kaydet
a- | +A

Spordan sorumlu Devlet Bakanı Sayın Fikret Ünlü büyük boyutlara ulaşmaya başlayan sporda şiddet olaylarının çarelerini araştırmak üzere bugün Ankara''da bir forum tertiplemiş bulunmaktadır. Beni de katılıma davet etmiş; bu ince jesti dolayısıyla teşekkür ederim. Ancak daha birçok spor yazarının da davetli olduğu bu toplantının davet yazısı 28 Nisan''da kaleme alınmış; sağ olsunlar bize ulaşması da ay sonunu buldu. Toplantı tarihi yakın, kimlerin ne hazırlık yaptığı belli değil. Ancak ben toplantının yapıldığı saatlerde yurt dışında bulunacağımdan ne yazık ki katılamayacağım. Bunun için üzgünüm; ama sütunumun elverdiğince görüşlerimi buradan açıklayarak katılım sağlamaya çalışacağım. Spor sahalarında önce hakaret, sövme gibi sözle yapılan tecavüzler, hepimizin, devlet birimlerinin, biz yazılı ve görsel medyanın, kulüplerin, ilgili olması gereken sivil toplum örgütlerinin ve doğrudan halk kitlelerinin umursamazlığı sonucu iyice tırmanıp tehlikeli boyutlara ulaşmıştır. Spor alanlarına küfür etme egolarını tatmin için gelen ve bu konuda iğrenç bir edebiyat hazırlayan ahlâk yoksunu kişiler, arada bu çirkinliğe önderlik, şeflik etmenin verdiği negatif psikolojik ve içlerinde bulundukları toplumsal şartlara adeta isyanın göstergesi olmak üzere sosyolojik bozukluklar sonucu işi daha da artırmışlardır.

Ne olmuştur? Toplumun, devletin zaten var olan ceza mekanizması hiç işletilmediğinden bu adamlar daha da şımarmışlar, sözlü tecavüzler fiili saldırılara dönüşmüştür. Ne demek bir yörenin sportif ekibi karşısına çıkıp mücadele edecek bir başka yörenin ekibine daha sahaya çıkarken bir dolu kesici, yaralayıcı alet edavat fırlatmak? Hiç bir günahı bulunmayan sporcuları, yöneticileri yaralamak? Hakemlerin verdikleri kararları beğenmeyip başlarına taş, şişe vs atmak bir yana tekme, tokat, sopa ile dövmek! Tabii TV ekranlarından gördüğümüz kadarıyla aynı uygulamayı rakip sporculara tatbik etmek.

Yani bu insanlık dışı yaratıklar ne istiyorlar? Rakip sporcular sahaya çıksınlar, kazanmak için çırpınmasınlar, kendilerini savunmasınlar, kurbanlık koyun gibi boyunlarını bu kasaplara teslim etsinler... Bunun adı da sportif yarışma olsun! Koskoca F.Bahçe''nin dünyaca ünlü hocasına rakip sahada sırtına taş atılacak, yaşlı başlı adam, TV ekranlarından hep birlikte gördük, acıyla geriye doğru bükülecek, sonra bir zamanlar Türkiye''de Bakanlık koltuğuna oturmuş bir kulüp başkanı "Ne olmuş yani, beline koca bir kaya mı isabet etti? Artistlik yapıyor" gibi bir mazeretin ardına sığınacak!

Beri yanda daha geçen hafta 2.Lig Play-Off grubunda misafir takım daha sahaya çıkar çıkmaz bir dolu ahlâksız, bir dolu nesneyi bu gençlerin üzerine yağdıracak, bir gencecik kaleci neredeyse kör olma tehlikesi geçirecek, gözünden yaralanacak. Sonra? Sonra evsahibi kulübün yönetimi, "Yok canım, rakip zaten maça çıkmayacaktı. Otellerinde garsonlara bile bunu demişler" diyebilecek kadar pişkinlik gösterecek! Üstüne üstlük yerel polisin en üst düzey yetkilisi, "Asayiş berkemal!" deme gafletini gösterecek ve hâlâ koltuğunda oturacak...

Bu olayların değil tümünü, onda birini tek tek, yer yer kaleme almaya kalksam sütunum bir yana, gazetenin spor sayfalarının tümünü, hatta bütünüyle TÜRKİYE''nin tamamını bana tahsis etseler sığmaz. Onun için malûmu ilâm yerine bu misallerle yetinip çareye gelelim.

Türkiye Cumhuriyeti''nin bir Ceza Yasası var. O yasanın Muhakeme Usulü Yasası var. Sonra spor yarışmalarıyla ilgili bir dolu yönetmelik var. Mesela ceza yönetmelikleri mevcut. Dahası, devletin savcıları, mahkemeleri, polisi, kolluk kuvvetleri var. Artı ceza kurulları faaliyette. Kimse bana, "Önce eğitim"den söz etmesin. O küfürleri, o yabancı maddeleri savuranlar, sahalara girip, hatta saha içinde olup da adam döven, yaralayan mahlûkat dağ başında ot gibi mi yetişmiş? Yooo, hepsi iyi kötü bir aileden geliyor. Sorarım sizlere hangi ailede çocuklar böylesine eğitimsiz yetiştiriliyor? Kimi gelenek, görenek, adet, kimi dinsel kuralların emredici hükümleri, kimi cezai mevzuatın ürküntüsü, kimi çeşitli kademeden okul içi eğitimle bu hareketlerin yasaklı olduğu bilinciyle büyüyor. Sonra da spor sahalarında o terörü estiriyor! Eeee, ne yapacağız? Çok basit, ben cezadan yanayım. Belirleyecek, takip edecek, yakalayacak, adalete teslim edecek, yasaya göre cezalandıracaksın, uzun süreli saha kapatma, hak mahrumiyetleri cezaları olayları bıçak gibi kesebilir. Hatta TBMM''den bu kabil olaylar için ağırlaştırıcı ceza uygulamaları ile ilgili kanun da çıkartacaksınız.

Bitmedi; politikayı, politikacıyı bu olaylardan uzak tutmanın çarelerini araştıracaksınız. Spor teşkilatının ceza kurulları, ceza mevzuatını gözlerini kırpmadan en ağır biçimde uygulayacaklardır. Sahada rakibini, hakemi döven sporcuya, yöneticiye ömür boyu hak mahrumiyeti verebiliyor musun? Üstelik hapse tıkabiliyor musun? İşte size spor alanlarındaki şiddeti önleyecek tedbirler...