Milli Takımlar Teknik Direktörü Mustafa Denizli, ay-yıldızlı formanın çok önemli bir sınavı öncesinde soğuk duş etkisi yapar biçimde gitti, F.Bahçe ile anlaştı. Hatta Denizli hoca sarı-lacivertli kulüpte göreve başladı bile, transfer tavsiyeleri var. F.Bahçeli yöneticiler Futbol Federasyonu yetkilileriyle bu transfer hakkında görüştüler ve federasyoncular hukukun emrettiğini hiçbir taviz vermeden uygulayacaklarını açıkladılar. Mustafa Denizli ile Futbol Federasyonu arasındaki sözleşmeye göre, süresi bitmeden bu akdi fesheden Denizli''nin federasyona 500 bin dolar karşılığı tazminat ödemesi gerekli. Sarı-lacivertli yönetim bu tazminatı kendilerinin ödeyeceğini açıkladı.
Mustafa Denizli Haziran''da Belçika ve Hollanda''da yapılacak Euro 2000, yani Avrupa Futbol Şampiyonası finalleri bitene kadar Milli Futbol Takımımız''ın başında kalacak. Kalacak da kendisine büyük kurtarıcı olarak sarılan F.Bahçe''ye en azından fikren hizmet etmeye başladığına göre Milli Takım için sarf etmesi beklenen konsantrasyonu kaybetti demektir. Yani tüm ülkenin, hatta Avrupa''da yerleşik Türkler''in büyük bir merak ve ümitle beklediği final maçlarında başarı ihtimalimizin yüzdesi ne yazık ki düşmüştür veye düşecektir. Mustafa Denizli, Fenerbahçe''den çuvalla para almaktadır. Bu profesyonel bir iş, meslek olduğuna göre hocanın bu transferi hukuken geçerlidir; kendisine "Para için Milli Takım''ı terketti" suçlaması en azından hukuksal ve ticari açıdan yapılamaz.
AY-YILDIZLI TAKIM KİME EMANET EDİLECEK? Şimdi Futbol Federasyonu Milli Takım''ı EURO 2000 sonrası kime emanet edeceğinin çalışması içinde. Malûm Dünya Kupası Grup Eleme maçları sonbaharda başlıyor. Federasyon haklı olarak Milli Takım''ın başına Fatih Terim gibi, Mustafa Denizli gibi bir Türk teknik direktör arayışı içinde. Bu son derece mâkul bir düşünce. Ama kim bu göreve gelecek?
İsimleri telaffuz edilmeye başlanan adaylar bu görev için hafif kalmıyorlar mı? Hem işin teknik ve psikolojik ağırlığını kaldırma yönünden düşünülmeye, hem de geçmişlerinde yaşadıkları "Fedakârlık" kavramı bakımından araştırılmaya mecburlar. Mesela ne hikmetse bizim bir türlü değerlendiremediğimiz bir Fethi Demircan hoca var. Bu zat 1979''da Kocaelispor''u 2.Lig''den taşıyıp 1.Lig''e getirdiğinde Bursaspor onu kapmıştı. Sonra sezon bitiminde zamanın Futbol Federasyonu Başkanı sayın Yılmaz Tokatlı, o sıralarda ciddi bir kriz yaşayan Milli Takım''ın başına Demircan''ı getirmek istedi. Aynı tarihte 1.Lig''e yükselen Sakaryaspor bu hocaya tam 100 milyon lira transfer ücreti teklifinde bulundu. Bakın bu 100 milyon lira o devirde alım gücü bakımından çok büyük para idi; Demircan bu parayı reddetti, "Milli Görev"dir deyip ay-yıldızlı takımın hocalığını kabul etti. Yani Milli Takım''ın paradan daha da önemli olduğunu düşünen Türk hocalar da var...
BİR ÖNERİDE BULUNABİLİR MİYİM? Haaa sahi, "Fethi Demircan" dedim de aklıma geldi. Bu asker kökenli zatın antrenörlük eğitimi özlenen nitelikte. İngiltere''de West Ham United''da İngiliz Milli Takım Meneceri Row Greenwood ile 1, daha sonra Arsenal''de bu takımı 3 yıl şampiyon yapan Berth Mee ile de keza 1 yıl "Gözlemci Antrenör" kimliğiyle çalıştı. İngiliz Futbol Federasyonu 1977-78 sezonu başında zamanın G.Saray Başkanı sayın Selahattin Beyazıt''a sarı-kırmızılı takım için tavsiye etti ve Demircan G.Saray''ın başına geçti. Fethi Demircan''ın kariyerinde 1984''te Samsunspor''u 2.Lig''den 1.Lig''e taşımak ve o ilk yıl 1.Lig''de üçüncü yapmak, keza 1985-86 sezonunda Eskişehirspor''u, 1987-88''de Rizespor''u 2.Lig''den 1.Lig''e yükseltmek başarıları da var; artı İngilizcesi de ileri bir düzeyde. Şimdi sayın Haluk Ulusoy''a şu sıkıntılı günlerinde Milli Takım Teknik Direktörülüğü için Demircan''ı da düşünmesini öneriyorum. Zira Fethi hoca tartışılmayacak teknik kariyeri yanı sıra geçmişte ay-yıldızlı forma için manevi yönden de başarılı bir sınav vermiştir.

