Kaydet
a- | +A

1.Lig''in bitimine iki hafta kaldı ve zirve ile dip aşağı yukarı kesinleşti. Yani çok büyük sürprizler olmazsa G.Saray şampiyon olacak, Vanspor ve Göztepe zaten düştüler; düşecek 3. takım da son iki hafta sonuçlarına göre belli olacak. Ben, son zamanlarda moda haline gelen, kulüplerin şirketleşme hevesleri hakkında yazmak için işte şu günlere kadar bekledim. Bakınız Vanspor bir anonim şirket; küme düştü. Göztepe bir anonim şirket o da gitti. Düşecek 3. takım olmaya en kuvvetli aday İstanbulspor da anonim şirket. Türkiye Kupası finaline yükselmesine rağmen düşme tehlikesinin ürperten elini şu sırada bile sırtında hisseden Antalyaspor da anonim şirket. Başka bir düşme adayı Altay; onun da anonim şirkete dönüştürülme çalışmaları galiba son safhada.

TİCARİ ŞİRKET KÂR AMACIYLA KURULUR Bizim Ticaret Hukukumuza göre 5 çeşit şirketimiz var. Bunlar, zarar halinde sorumluluk, taahhüd edilen sermayeyle sınırlı olan anonim ve limited şirketlerle, şirketin mali sorumluluğu ortakların tüm varlıklarını kapsayan kollektif, ortaklardan bir bölümünün limitsiz, bir bölümünün yükümlendiği sermaye ile sınırlı olan komandit, ortaklarına taşınır - taşınmaz ucuz mal edindirmeyi hedefleyen kooperatif şirketleri. Ülkemizde futbol kulüplerini şirket haline getirmeyi hedefleyen akım önce yukarıda değindiğim 1.Lig''den düşmesi kesinleşen ve düşme tehlikesi taşıyan kulüpleri sarmıştı. Netice ortada! Ticaret Hukukumuza göre şirket kâr amacıyla ve bir sermaye ile kurulur. Yani amaç tektir: Kâr! Bu kanuni ve meşru bir hedeftir. Haklı olarak, sermayeyi koyduğun zaman kâr bekleyeceksin. Hiç kimse taraftarın, kulüp üyelerinin kaybedeceklerini bile bile paralarını kulübe sermaye yapmasını beklemesin. Bir kolayını bulup da stada bedeva girme yollarını arayan veya çoluğunun çocuğunun nafakasını haklı olarak pahalı bulduğu maç biletine yatıramayan taraftarın parası varsa kâr beklentisi güçlü olan bir başka sahaya yönelip parasıyla para kazanmayı istemesi çok daha doğaldır, haklıdır, hukukidir. Madalyonun öbür yüzü daha da acımasızdır. Beşiktaş, Fenerbahçe, Galatasaray ve Trabzonspor her mevsimi şampiyonluk hedef ve iddiasıyla açarlar. Bunlardan her biri ikincilik, üçüncülük, orta sıralarda yer almak ya da düşmemeye oynamaya şartlanamazlar. Bu şampiyonluk iddiası son derece hakkıdır, doğaldır. Bu dört takımın hedeflerinin şampiyonluk oluşu ne derece mantıklıysa içlerinden sadece birinin, o da artık pek garanti olmayabilir, mutlu sonuca ulaşacağı tabiidir. Mevsim sonunda şampiyon olmak için bu 4 kulüp baştan büyük yatırımlar yaparlar; ilerleyen aylarda da bu iddialarını sürdürmek için çoğu kere bütçe ve program dışı harcamalara girişirler. Girişmezlerse şampiyonluk şansları yoktur. Sorarım herkese böyle mi, değil mi? Yapmalılar mı, yapmamalılar mı? Ticari kâr ile şampiyonluk sağlama yarışı bağdaşır mı? Şimdi kulüpleri çok ortaklı birer anonim şirket olarak düşünün; millet parasını kâr amacıyla yatırmış, iyi bir plan, program, bütçe yapılmış, şampiyonluk hedef alınmıştır. Yıllık şablon belirlenirken iddialı olmak için büyük paralara mâlolacak transfer ya da transferlerin yapımı gündeme geldiğinde bir de bakılmış ki beklenen gelirle bu işe girişmek hayâldir. Ne yapılacaktır? Ortakların renk aşkları galeyana gelip sermayenin bir bölümünün buharlaşmasına göz yumacaklar mı dersiniz? Kulüpler, hele hedefleri hep şampiyonluk olan "4 Büyükler" hiç şirket olamazlar; boşuna hayâl kurulmasın. Ayrıca kimse Avrupa''daki ünlü kulüpleri Real Madrid''i, Bayern Münih''i, Manchester United''ı misal göstermesin. Onlar şampiyon olamadıklarında dünyanın sonu gelmiyor. Ama Türkiye''de kıyamet kopuyor.

PEKALA KULÜPLER ŞİRKET ÇALIŞMASI YAPAMAZLAR MI? Şimdi kulüplerimizin başına, yönetimlerine pırıl pırıl, çok eğitimli, ekonomi tahsil etmiş genç bir kuşak geldi, gelmekte. Tesisler yapmaya, Avrupa''da adından devamlı bahsettirecek, şampiyonluklar kovalayacak takımlar oluşturma çalışması içindeler. Ancak, Van, Göztepe, İstanbulspor, Antalya gibi misalleri hiç unutmasınlar. Futbol takımının yönetildiği sistemi şirketleştirmeye çalışmasınlar. Aksine bu takımı mali yönden kalkındıracak yan şirketlere yönelsinler. Yani kulübün renginden, formasından, bunların reklam gücünden, şöhretinden, taraftarın aşkından faydalanarak bu unsurları pazarlayacak sistemler oluştursunlar. Kulüplerin menkul, gayri menkul varlıkları üzerine yatırım ortaklıkları kurarak kulübe ait hisselerin gelirleriyle güçlenmeye baksınlar. Sanırım en makul ve en mantıklı şirketleşme bu yoldan geçer...