Tatil için Türkiye''ye giden yakın bir dostum evini ve arabasını Euro 2000 boyunca bana bıraktı; çevremde bir dolu Türk aile var. Kendimi Türkiye''de gibi hissediyor, öyle yaşıyorum. Sabah bu yazıya oturdum, komşudan hafif hafif Nilüfer''in sesi dalgalanıyor...
Her grupta ilk maçlar tamamlandı, ikinci oyunlar başladı. Yani her gruptaki 4''er takım şu ana kadar birer maç yaptı. Üstelik bu yazıyı yazdıktan şöyle 10 saat sonra da grubumuzun bir kilit maçı İtalya-Belçika karşılaşması var. Düşündüm, Euro 2000''de ne umduk, ne bulduk? Hele bundan sonraki maçlarda nelere şahit olacağız? Bu akşamki İsveç maçından sonra, koltuğuna otururken müşterisinin sorduğu, "Saçımda çok ak var mı?" sualine, berberin, "Biraz sonra önüne düşünce görürsün" cevabı gibi saçımızın ak mı kara mı olduğunu göreceğiz. Davamız sadece puan, sonuç davası değil; biz şu güne kadar gördüğümüz takımlar içinde en ilkel futbolu oynayan, en düşük fizik gücü sergileyen ekibiz de. 50 yıl önce de aynı görüntüdeydik; önde bir santrfor bırakırdık, gerisi kaleden itibaren tüm yarı sahamızda toplanırdı. Biraz da özeleştiri ihtiyacımızdan buna "1-9-1" taktiği derdik. Yani bir kaleci, bir santfor, diğerleri tüm defansta, İtalya karşısında zaman zaman buna benzer bir oyun sergiledik. 7-8 mutlak gol pozisyonundan şansımız sayesinde topu filelerimizde görmedik. Hatırlayın, birkaç akın, üç-beş kanat hücumumuz var; bir de daha maçın başında Sergen''in gol kokan, yandan auta giden bir mostralık vuruşu, hepsi bu kadar...
Almanya, Romanya''nın elinden beraberlikle zor kurtuldu. 2-0''ı bir hamlede bulan futbolun babası İngilizler, bireysel beceriyi takım oyunuyla bütünleştiren Portekiz önünde teslim bayrağını çekip Almanya maçını sıfır puanla beklemeye başladı. Bu Portekiz''den korkulur. Hollanda evsahibi olmanın avantajıyla yürüyor. Fransa "Finalin" en kuvvetli adayı. "Yugoslavya ile İspanya''dan biri yarı finale çıkar" diye düşünüyordum. Slovenler 3-0 öne geçtikten sonra defansı bırakınca Yugolar ancak öyle 3-3''ü yakalayabildi. "Bizden farkı yok" sanılan Norveç de İspanya''yı evire çevire yeniverdi. Gel de çeyrek finalist, yarı finalist tahmini yap... Grubumuzdaki görüntü ise malûm. İtalya birinci bitirecek gibi görünüyor, yani favori. Belçika ise plase. Bu akşam İsveç''i yenersek bizim için sürpriz diyecekler. Hoş yenilirsek de ''sürpriz''iz ya! Düşünün daha dün UEFA Kupası''nı yüreğinin ve bileğinin hakkıyla almış bir takımın ülkesi milli forma ile Euro 2000''de ''Sefiller''i oynuyor. Adama sormazlar mı "Hiçbir şey yapmasaydın, o G.Saray''a, yabancı futbolcularının yerlerine üç, bir de kaleci, dört Türk monte ederek ay-yıldızlı formayı giydirip ''bildiğiniz gibi oynayın'' diyerek sahaya sürseydin şu tablodan dana iyi olmaz mıydı?"
Ama UMUT fakirin ekmeği; "YE MEHMET YE!" Denizli hoca iddialı. Bakarsınız bugün İsveç''i, Pazartesi de Belçika''yı yenerek 6 puanla grup ikinciliğine oturuvermişiz. Yani çeyrek finale çıkmışız. Çeyrek finalde rakibimiz olmak için bana göre üç takım bileniyor. Pazar günü Portekiz Romanya''yı yenerse sanırım grubundan lider olarak çıkar. Bu halde statü gereği İngiltere, Almanya, Romanya''dan biri, çeyrek finali yakalarsak rakibimiz olacak. Sonrası? Bu kadar hayâl ve şeref yeter... Ya İsveç''e de yenilirsek?
Avrupalı Türk komşunun "Nilüfer" kasedi bilmem kaçıncı defa dönüyor. Bu defa son mısraları yakaladım galiba; "Bana yine hüsran, bana yine hasret var"...

