Bugün Mudanya ve İmralı''da şehit yakınları yine feryat edecekler. Dünyanın en kanlı terör örgütü PKK''nın başı Öcalan''ın sebep olduğu cinayetlerde can veren evlâtlarının acısını unutmaları mümkün mü?
Tabii ki, feryat edecekler, figan edecekler. Hele; şehit analarının feryatlarına ortak olmamak elde mi? Şehit anaları, şehit babaları, evlâtlarının kanının yerde kalmasını istemiyor, bütün feryatları figanları "bir teselli bulmak". Cani Öcalan''ın kafes içinde yargılanmasıyla, buruk da olsa sevinç duyan bu ebeveynlerin gözyaşları elbette dinecek.
Ne var ki; bu feryatlara ortak olmamak, bu çığlıkları duymamak gafletten de öte olur. Her şeyden önce; cani Öcalan''ın Türk adaleti önünde hesap vermekte olduğunu ve er geç cezasını çekeceğini hatırlattıktan sonra, vicdanlardaki mahkumiyeti üzerinde durmak istiyoruz. Evet; cani Öcalan, Türk milletinin vicdanlarında mahkûm olmuş ve insanlık düşmanı olduğu tescil edilmiş bir psikopat.
Birçok yuvanın yıkılmasına, birçok ocağın sönmesine, fidan gibi gençlerin yitirilmesine sebep olan bir canavara karşı gösterilen galeyanı hiçbir kimse ve hiçbir güç görmezlikten gelemez. Özellikle, yabancı ülkelerin, artık bu işe bulaşmamalarını istiyor ve bekliyoruz. Şimdiye kadar yaptıkları kötülüklerden ötürü, utanmaları ve özür dilemeleri gerekir.
Bilhassa; komşumuz Yunanistan''ın yerin dibine geçip, artık sesini soluğunu kesmesi lazım. Hatta, görev başındaki Yunanistan hükümetinin istifası ve birinci derecedeki sorumluların "insanlık suçu" işledikleri de deklâre edilmeli.
Suçüstü olmuş Yunanistan''a bu suskunluk neden? Gerçi ABD''nin Yunanistan''ı diplomatik bir dille eleştiren tavırları yok değil. Ama, 30 bin kişinin öldürüldüğü olaylar, demeçlerle asla örtülemez. Yoksa, hür dünya, Yunanistan ile aynı duruma düşer. En azından, suç görmezlikle itham edilir ve tarihe geçer. Diyebilirsiniz ki; hür dünya, aynı oyunu, yıllar yılı Keşmir''de, Kıbrıs''ta, Bosna''da, Kosova''da oynamadı mı?
Gerçekten de, 20''nci yüzyıl böylesine trajedilere çok tanık oldu. Üstelik, yeni bir yüzyıla geçişe sayılı günler kalmışken, hâlâ geçmiş çağların "Haçlı zihniyeti" ayakta. İnsanlıktan, merhametten yoksun birini tahrik ederek, sonuna kadar destekleyerek, Türk milletinin başına belâ etmek isteyen ülkeler, hangi yüz, hangi iz''an ve hangi cesaretle 21''inci yüzyıla girecekler?
Yazıklar olsun, hür dünyaya, yazıklar olsun, komşumuz Yunanistan''a ve diğerlerine... İşte bu yüzden, şehit analarının feryatlarına ortak olmak, hem milli hem manevi bir vecibe oluyor. Zaten, kendini Türk bilen, kendini Türk sayan herkes, hem bu feryatlara ortak oluyor, hem de cani Öcalan''ı vicdanında mahkum ediyor.
Siyasilerimizin çok dikkatli olması kaçınılmaz hal almıştır sanırız. Cani Öcalan ile ilgili olarak herhangi bir gafın sorumluluğunu kimse taşıyamaz. İşte bu yüzden de, şehit analarının feryatlarına ortak olmak, hem milli hem manevi bir vecibe oluyor.
Üstelik, her Türk annesi, kendini "şehit annesi" saymalı ve bu hassasiyetle, cani Öcalan''a ve yandaşlarına karşı, onurlu mücadelesini vermeli. Zaten; bırakınız anneleri, her Türk''e yakışan bu değil mi?
Duruşmaların başladığı günden beri, gerek Mudanya ve Bursa halkı, gerek bütün kamuoyu, şehit yakınlarına candan ilgi göstererek, dâvâya "müdahil" olduğunu da kanıtladı. Şehit yakınlarına, gazilere ve dâvâya gösterilen ilgi, duyulan "hassasiyet" tabii ki yaralı yüreklere, gönüllere su serpti.
Fakat, ateş düştüğü yeri yakar.

