Kaydet
a- | +A

Çoğu iletişim araçlarının özellikle televizyonların çocuklarımız üzerindeki tahribatlarını hiç düşündünüz mü?

Ne yazık ki, tahribatın boyutları büyük.

Her şeyden önce, çocuklarımızın duygularına, davranışlarına zarar veren televizyonlardaki, bazı çizgi filmler, olumsuz etkiler bırakıyor.

Uzmanlara göre; televizyonlardaki korkunç görüntülere, korkuya ve saldırgan temalara yer veren, estetikten yoksun çizgi filmlerin çocuklara verdiği zararlar çeşitli ve değişken oluyor.

Psikolog Sema Yücel''e göre çizgi filmlerin, çocuklara verdiği zararlar şu açıdan ele alınabiliyor:

1- Başkalarına ve kendilerine yönelik, saldırganlık dürtüleri vermek.

2- Kızgınlık ve öfkeyi yanlış yönde yapay ve yıkıcı olarak ifade etmek.

3- Korku uyandırmak.

4- Anne-baba-çocuk ilişkisindeki iletişimsizliğe temel hazırlamak.

5- Anne-baba-çocuk ilişkisindeki iletişimsizliğin sonucu olarak çocuğu bu filmleri izlemeye yöneltmek.

6- Gücün yanlış yollardan ifade edilmesine örnek olmak.

7- İletişim, paylaşım, kitap okuma, tek başına oyun oynama gibi alışkanlıkların bozulmasına yol açmak.

Psikoloğun işaret ettiği 7 önemli konu üzerinde büyük tartışmalar açmak gerek.

Unutulmamalıdır ki, "ağaç yaş iken eğilir."

Özellikle saldırganlık, kızgınlık, öfke ve korku gencecik fidanlarımızı zedeleyebilir; ileride telafisi mümkün olmayan bozukluklara, rahatsızlıklara ve hastalıklara yol açabilir.

Pek çok yaklaşım, saldırganlığı öğrenme ile açıklar. Bu yolla kişi, kendisini muhatabına kabul ettirdiğini düşünür ve zamanla zevk haline bile gelebilir. Dolayısıyla çocuk, saldırganlığı, karşılaştığı her engele yönelik kullanmaya başlar.

3-12 yaş dönemindeki çocuklarda, çizgi filmlerdeki "şiddet" gibi yanlış örnekle "model" olarak, bu dürtüleri alışkanlık haline getirir ve tek alternatif olarak kullanılır.

Aslında, saldırganlık, kızgınlık, öfke ve korku içeren çizgi filmleri izlerken insan rahatlamıyor aksine sürekli gergin oluyor.

Ayrıca çocuklarımız, bu tür filmleri izlemekle kalmıyor, film kahramanları ile "özdeşim" kurup kendilerini onların yerine koyup, bedenlerinin ve ruhlarının noksanlıklarını, onların zaferleri ile gidermeyi seçtikleri öne sürülüyor.

Denildiği gibi "televizyon programlarındaki olumsuz görüntüler ve gerçek dışı fantezi ürünleri, 3-12 yaş dönemindeki çocukların, bu yaş dönemine dönük geçici korkularını, kalıcı hale getirip, üzerinde çalışılıp düzeltilmesini güçleştirmektedir."

Gerçekten de, "ağaç yaş iken eğilir."