Ülkemizin bir türlü rayına oturtulamayan önemli sorunlarından biri de ne yazık ki emeklilik... Her ne kadar, herkes aynı görüşte değilse de, Türkiye gerçekten de "genç emekliler cenneti!.." Nasıl olmasın ki?.. Kadınlarda 38, erkeklerde 43 yaşında emekli olunabiliyor... Hayretler içinde kalmamak elde değil. 38 ve 43 yaşları Türkiye''nin bir "genç emekliler cenneti" olduğunu en güzel şekilde kanıtlıyor. Oysa 38 ve 43 yaşları, istihdama katkıda bulunmak için bir "olgunluk" dönemi olarak kabul edilebilir. Türkiye''deki yasal duruma bir göz atıldığında, çarpık hususlara rastlamak mümkün.
506 sayılı Sosyal Sigortalar Kurumu''nun "yaşlılık aylığından yararlanma şartları" başlıklı 60. maddenin ilk üç bendi bile durumu bütün çıplaklığıyla ortaya koyuyor. İşte 60. maddenin ilk bendleri: Yaşlılık aylığından yararlanma esas ve şartları aşağıda gösterilmiştir. A. Sigortalının: a) Kadın ise 50, erkek ise 55 yaşını doldurmuş olması en az 5000 gün veya, b) Kadın ise, 50 erkek ise 55 yaşını doldurmuş olması, 15 yıldan beri sigortalı bulunması ve en az 3.600 gün yahut, c) Kadın ise 50, erkek ise 55 yaşını doldurmamış olmakla beraber, kadın ise 20, erkek ise 25 yıldan beri sigortalı bulunması ve en az 5000 gün, Malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödemiş olması şarttır. Açık bir şekilde görülüyor ki, Türkiye''de şu an uygulanan sisteme göre, herhangi bir yaş tahdidi aranmaksızın 5 bin iş gününü doldurduğunda hanımlar 38 yaşında, erkekler ise, 43 yaşında emekli olabiliyorlar. Bu rakamlar, Türkiye''ye dünyanın en genç emekliler ülkesi unvanını kazandırıyor. Oysa, ABD, Almanya, Japonya ve Lüksemburg''ta kadın erkek farketmeksizin ancak 65 yaşında emekli olabiliyorlar. Diğer ülkelerde de en düşük emekli olma yaşı, kadınlarda 55, erkeklerde 60 olarak belirlenmiş. Ülkemizde emeklilik yaşının düşük olması, bindiğimiz dalı kendi elimizle kesmenin, belkide en güzel örneğini teşkil ediyor. Gerçekten de, emeklilik yaşının bu kadar düşük olduğu bir ülke daha yok galiba... Özellikle, işçi istihdamı sahasında sık sık çekilen ve her iktidar değişikliğinde gündeme gelen emeklilik konusu, Sosyal Sigortalar Kurumu''nu tam anlamıyla kemiriyor. Ülkemizde emeklilik yaşı ile ilgili ilk düzenlemenin tarihi 1950. Kadın ve erkeklerde 60 yaş olarak belirlenen emeklilik yaşı ilk kez 1965''te değiştirilerek hanımlarda 55''e indirildi. Emeklilik yaşında radikal anlamdaki değişiklik ise 1969''da gerçekleşti. Yaş koşullarını kaldıran bu düzenlemeyle bugünkü uygulamanın benzeri şartlar getirilerek 25 çalışma yılını dolduran herkese emeklilik hakkı verildi. 1976''da ise zamanın Başbakanı Süleyman Demirel tarafından daha da kolaylaştırılarak, kadınlarda emeklilik yaşı 20 yıla indirildi. Emeklilik şartlarının kolay oluşuna ilk tepki, 1986 yılında merhum Turgut Özal''dan geldi. Özal Türkiye''de uygulanan emeklilik yaşının, sosyal güvenlik sisteminin bozulmasına, kamu harcamalarının artmasına neden olduğunu ısrarla anlatmaya başladı. Kadınlarda 55, erkeklerde 60 şartını getirerek, "mezarda emeklilik" kavramının doğmasını sağladı. Sendikaların ve muhalefet partilerinin uygulama aleyhine yaptıkları çalışmaları değerlendirmek isteyen Demirel ise 1991 genel seçimlerinde Özal''ın mezarda emeklilik uygulamasına son vereceğini seçmenlerine müjdelemişti. Seçimi kazanan Demirel, seçim vaadini yerine getirdi ve 5 bin iş gününü tamamlayan herkesin emekli olmasını sağlayan kanunu, Cumhurbaşkanı Turgut Özal''ın 2 vetosuna rağmen çıkarmayı başardı. SSK''nın batması da bu tarihten sonra büyük ivme kazandı. 5 Nisan kararlarından sonra, zamanın Başbakanı Tansu Çiller''in yüksek emekli maaşı almak isteyenlerin ek prim ödeyerek bu hakkı elde edeceği sözleri ise bir söylenti olarak kaldı. Daha önce de belirtmiştik; SSK''nın düzenli çalışmasını ve emeklilik çarkının sağlıklı dönmesini arzu ediyorsak, 57''nci hükümeti, özellikle "başarılı" olacağı şimdiden belli olan Çalışma Bakanı Yaşar Okuyan''ı bıkıp usanmadan ve cesaretle desteklemeliyiz. Avrupa''da belki de dünyada, en genç emekli eden bir mekanizmanın işlediği Türkiye, artık bu lüksü taşıyamayacak ortamı yaşıyor sanırız. Popülist politikalardan uzaklaşıp, çökmeye yüz tutan sosyal güvenlik şemsiyesini doğrultmak kaçınılmaz bir görev haline geldi. Gerçekten de cesur kararlara ihtiyacımız var. 3 yıllık gibi kısa bir geçişle emeklilik yaşının ve prim ödeme gün sayısının daha yukarılara çıkarılmasını tartışmalıyız. Yakın bir zamanda krize yol açması beklenen emeklilik yaşının tartışılacağı Türkiye, genç emeklilik lüksünü karşılayacak kaynaklarını ne yazık ki yavaş yavaş tüketiyor. Gelecek haftada bu önemli konuya değinmek niyetindeyiz. Türkiye, ne yapıp yapıp, genç emeklilik kâbusunu aşmalı ve sosyal güvenlik sistemi yeniden dizayn edilmeli...

