Kaydet
a- | +A

Türkiye''nin bir "genç emekliler cenneti" olduğunu öne sürenler, bir yandan "resmen" de olsa işi bırakma yaşının yükseltilmesini isterlerken diğer yandan, bu insanlardan yararlanma yollarının aranmasını tavsiye ediyorlar.

Gerçekten de, 38 yaşındaki bir hanımın ve 43 yaşındaki bir erkeğin işten güçten elini çekmesi asla düşünülemez.

Dünyanın en genç emekliler ülkesi unvanını kazanan Türkiye''nin bu lüksü, hiçbir şekilde taşımaması gerek.

Geçtiğimiz hafta bu sütunlarda, emeklilik yaşının çarpıklığı üzerinde dururken, SSK''nın durumunu da dile getirmeye çalışmıştık.

57. Hükümetin, hiçbir kaygı duymadan, SSK''nın düzenli çalışması ve emeklilik çarkının sağlıklı dönmesini mutlaka sağlaması lazım.

İngiltere eski Başbakanı Major''un girişimini hatırlatmaktan kendimizi alamıyoruz.

Major, 1997''de oldukça radikal teklifini yaparak, "Pek çok insan için, devletten emekli olma uygulamasını kaldırmayı düşündüklerini" söylerken belki de politikacılara tehlikeli fakat gerçekçi bir yolu göstermiş oldu.

Major''un teklifinin esası, yürürlükteki temel emekliliği kaldırıp, yerine zorunlu özel sigorta sistemini yerleştirmek olarak özetlenebilir.

Her ne kadar Major''un politik ömrü daha doğrusu etkinliği şimdilik tarihe karıştıysa da, İngiltere gibi bir ülke, emeklilikten ürkerken, Türkiye''nin genç yaş emekliliği mutlaka yeniden büyüteç altına alınmalı.

Genç yaşta emekli olmuş binlerce vatandaşımızdan yararlanmak için kolları sıvamanın tam zamanını yaşıyoruz.

"38 ve 43 yaşları, istihdama katkıda bulunmak için bir olgunluk dönemi olarak kabul edilebilir" demiştik.

Gerçekten de, 38 ve 43 yaşlarında, istihdamdan tamamen çekilmek, yetişmiş iş gücüne vurulabilecek en büyük darbe olarak değerlendirilmeli.

Zaten, reel olarak, "genç emekliler"in istihdamdan tamamen çekilmediklerini görüyor ve yaşıyoruz. Çiçeği burnunda emeklilerin çoğu zaman, aynı iş yerlerinde, bu sefer başka pozisyonlarda görev aldıkları veya yeni bir işe girdikleri gerçek. Başka bir gerçek de, bazı "genç emekliler"in kendi hesaplarına iş kurdukları veya bir başka kuruluşa ortak oldukları...

Nereden bakılırsa bakılsın, "genç emekliler"in istihdamla ilişkilerinin kolay kolay kopmadığı, kopmaması gerçeği karşımıza çıkıyor. Her ne kadar, ülkede bu kadar işsiz ve gizli işsiz mevcutken "genç emekliler"den yararlanma bir çelişki gibi görülüyorsa da yetişmiş insan gücünü heba etmenin de mahzurları ortada.

Bugün, özellikle beceri ve deneyim isteyen iş kollarında, yetişmiş insan veya uzman personel yetiştirmek hem çok güç, hem de çok masraflı.

İşte, konumuzun, en hassas noktası burada yatmakta.

Beceri ve deneyim isteyen iş kollarında, "genç emekliler"den yararlanmak çok rantabl görünmekte.

Bu durumdaki, "genç emekliler"in ülke istihdam hayatına ve ekonomisine katkılarını küçümsememek gerek.

Eğitim, sağlık ve güvenlik alanlarına turizmi de katarsak "genç emekliler"den yararlanma potansiyeli kendiliğinden ortaya çıkar.

Sonuç olarak görülüyor ki, Türkiye gerçekten de "genç emekliler cenneti..." Ancak, bu "genç emekliler"den de azami şekilde istifade edilmenin gereği hatta mecburiyeti ortada.

Ne var ki, "genç emekliler"in resmen ekonomimize kazandırılması için gereken ücret politikasını içeren yasal düzenlemelerin yapılması da şarttır.

Unutulmamalıdır ki, gün geçtikçe büyüyen ekonomimiz ve özellikle hizmet sektörümüz, yaşı 38 ve 43''ten fazla da deneyimli, becerili hanım ve erkeklerin katkılarına muhtaç.

Yeter ki, çoğu atıl olan bu kapasiteyi harekete geçirip düzenleyecek mekanizmayı kuralım.

Çabalarına ve iyi niyetine yakından tanık olduğumuz Çalışma Bakanı Yaşar Okuyan'', SSK''yı uçurumdan kurtarmaya gayret ederken, emekli sonrası dönem için de "önlemler" alınmasını şimdiden gündeme getirmeli.