Kaydet
a- | +A

Gerilerde bıraktığımız "Anneler Günü" dolayısıyla yazdığımız acı gerçeklerle ilgili yazıya, Ankara''dan da "resmi" cevaplar, hatta dosyalar geldi.

Kadınlarımızla ilgili "resmi" bakışı ve bazı açıklamaları gelecek iki hafta üst üste, okuyucularımızla paylaşmak niyetindeyiz.

Bugün ise, yine kadınlarımızın yürekler acısı durumlarıyla ilgili bazı bilgi ve belgeleri açıklamayı faydalı bulduk.

Bu arada, 18 Haziran pazar gününün de "Babalar Günü" olduğunu şimdiden hatırlatmaktan kendimizi alamıyoruz. Lütfen, babalarımızı da ihmal etmeyelim, gönüllerini bir kez daha fethetmeye hazırlanalım.

Türkiye''de kadınların genel görünümünü, 2000 yılından önce hazırlanmış raporlardan derlenen bir çalışmadan aynen alıyoruz:

DİE verilerine göre, Türkiye''de çalışan kadınların çok büyük kısmı (% 69.5) tarım sektöründe istihdam edilmekte. Hizmetler sektörünün payı % 20, sanayi sektörünün payı ise yalnızca % 10.5.

İkinci belirgin özelik, tarımsal faaliyetin önemli payı nedeniyle istihdamda ücretsiz aile işçiliğinin hakim oluşu. İstihdamdaki kadınların % 62.6''sı ücretsiz aile işçisi, % 27.8''i ücretli, % 9.6''sı kendi hesabına veya işveren olarak çalışmakta.

Yetersiz eğitim düzeyi ve bilgi-beceri noksanlığı, kadın işgücünün başta gelen özelliklerinden. Yetişkin kadın nüfus içinde okuma yazma bilmeyenlerin oranının % 28''e ulaştığı ülkemizde, istihdam edilen kadınların da % 22.7''si okur-yazar değil. Kadın istihdamının % 3.6''sının sadece okur-yazar olduğu % 51.4''ünün ilkokul, % 4.4''ünün ortaokul, % 10.4''ünün lise ve % 7.5''inin yüksekokul mezunu bulunduğu tespit edilmekte.

Okuma-yazma bilmeyen kadın işgücü oranının yüksekliği, ülkemizde hâlâ nüfusun yaklaşık yarısının tarımsal faaliyette bulunması ile yakından ilgili. Tarımdaki kadın işgücünün çok küçük bir kısmı ilkokul ya da üstü eğitime sahip. Kentlerde ise kadın işgücünün % 61.2''si ilkokul sonrası eğitim görmüş. Aynı oran erkekler için % 43.5 olarak ölçülmüş.

Kadınların işgücüne katılma oranı, erkeklere kıyasla çok düşüktür ve zaman içinde de azalma kaydetmiş.

DİE verilerine göre 1989''da % 35.1 olan, kadınların işgücüne katılma oranı 1998''de % 26.4''e gerilemiştir. Erkeklerin işgücüne katılma oranı ise, yine 1998 itibariyle % 69.

Söz konusu azalış trendinin büyük ölçüde kırdan kente göç olgusuna dayandığı, daha önce tarımsal faaliyet içinde işgücü kapsamında bulunan kadın nüfusun göç sonucu -en azından istitastik açıdan- bu vasfını yitirdiği belirlenmekte. Tarımdan sanayiye ve hizmetlere yöneliş, tarımdaki makineleşme ve artan okullaşma oranı bu azalışın diğer nedenleri.

Yasalardaki eşitlikçi hükümlere rağmen, yetersiz eğitim düzeyi dolayısıyla kadınların işgücü piyasasının gerektirdiği nitelikleri kazanamamaları; bir diğer önemli faktör olarak, toplum içinde kadına atfedilen rol, kadının aile içindeki konumu ve değer yargıları, kadınlar için meslek ve aile yaşamını uyumlaştıracak destek programlarının yeterince geliştirilmemiş ve yaygınlaştırılmamış olması da kadınları işgücü piyasasında etkin şekilde yer almaktan alıkoymakta.

Kadınların eğitim seviyesi arttıkça işgücüne katılım oranları da artmakta. DİE''nin Nisan 1998 Hanehalkı İşgücü Anketi sonuçlarına göre kentlerde yaşayan kadınların işgücüne katılma oranlarının ilkokul mezunları için % 9.0; ortaokul mezunları için % 12.3; lise için % 30.1; lise dengi meslek okulları için % 47.3 ve üniversite mezunları için % 71.5 olması bunun en iyi göstergesi.

Ülkemizdeki ücretli kadın işgücünün yapısına ilişkin olarak ise aşağıdaki hususlar dikkati çekmekte.

Bugüne dek yapılmış olan çeşitli inceleme ve araştırmalarda ücretli kadınların erkeklere göre genellikle daha az beceri, nitelik ve inisiyatif gerektiren, daha az doyum sağlayan ve rutin işlerde çalıştıkları; çalıştıkları işte yükselme imkânlarının daha zayıf olduğu; "yöneten"den çok "yönetilen" konumda bulundukları şeklinde tesbitlere yer verilmiş.

Geleneksel "kadınlık ve annelik" rolü ile evi dışında "çalışan birey" rolünü birarada yürütme çabası, ücretli kadınların temel problematikleri içinde sayılmakta.

Mevcut istatistikler, Türkiye''de kadın çalışanların ücret ortalamasının erkeklere göre daha düşük bulunduğunu; ancak söz konusu farkın diğer ülkelere göre az olduğunu göstermekte.

Dünyanın hemen her ülkesinde kadınların ücret ortalaması erkeklere kıyasla daha düşük ve bazı ülkelerde yarıya kadar inmekte. İLO verilerine göre 1993 yılı itibariyle Türkiye''de kadın ücretli istihdamında ortalama ücret düzeyi, erkeklerinki 100 kabul edildiğinde 93 iken, ABD''de bu oran 82; Almanya''da 74; İngiltere''de 71''dir. En düşük oran 57 ile G. Kore''ye ait.

Kadınlarımızın sorunu pekçok, gerçi son yıllarda iyileştirme çabaları mevcut. Ne var ki, yeterli olmadığı da acı bir gerçek.