Kaydet
a- | +A

Türk milletinin, bir özgürlük ve bağımsızlık simgesi halini alan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti''nin kuruluşunu sağlayan "Barış Harekâtı"nın 25''inci yıldönümü bugün coşkun törenlerle kutlanıyor.

Bu "gümüş yılı"na anavatandan başta Başbakan Bülent Ecevit''in de katılıyor olması, dünyaya verilecek en büyük cevap olacaktır sanırız.

Nereden bakılırsa bakılsın, Kıbrıs sorunu, dünyanın gündeminde bulunan, her an gelişme beklenen ve özellikle ABD''nin ilgi sahasını kaplayan bir olay.

Gerçekten de, ABD yönetimi, her ne pahasına olursa olsun, Kıbrıs sorununu çözmek peşinde ve ümidinde. Nitekim, önemli diplomatik ziyaretlerle, çözüm için temel oluşturulurken, Yunanistan ve özellikle Türkiye''ye yapılması muhtemel baskılar, "dizayn" ediliyor, uygulamaya konulmak isteniyor.

Ne var ki, Kıbrıs sorununu, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti''nin haklarını "garanti" altına almadan çözmek çok güç. Kronikleşmiş bir Kıbrıs sorunu ancak, taraflara tanınacak "adil" haklarla, çözüm yoluna girebilir.

Her şeyden önce, Türkiye''nin bütün baskılara rağmen KKTC''den vazgeçmesi gerçekten de güç hatta imkânsız.

Yıllar yılı Kıbrıs Türkleri''ni maddi ve manevi bakımdan destekleyen Türkiye''de hiçbir siyasi iktidar, "taviz" yolunu benimseyemez. Türk halkının, Kıbrıs ile ilgili duyarlılığını hiçbir zaman unutmamak gerek.

Öte yandan, Türkiye Cumhuriyeti ile KKTC arasında imzalanan ortak deklarasyon mevcut. Üstelik, daha 5 gün önce TBMM, Kıbrıs için "özel gündem" ile toplanarak, dâvâya bağlılığını yeniden teyid etti.

Aslında Cumhurbaşkanları tarafından imzalanan ilk deklarasyon çok önemli.

20 Ocak 1997''de imzalanan deklarasyonda neler yok ki:

Demirel ve Denktaş tarafından imzalanan deklarasyonun giriş bölümünde soydaşlarımızın haklarının, anlaşmalarla garanti altına alınmış olduğu hatırlatıldıktan sonra 1. maddede aynen şöyle denilmekte:

"Kıbrıs Rum tarafınca sürdürülen ağır silahlanma, Kıbrıs Rum Yönetimi ile Yunanistan arasında uygulanan Ortak Askeri Doktrin ve Güney Kıbrıs''ta Yunan hava ve deniz üsleri kurulması, Kıbrıs adasında ve Doğu Akdeniz''de istikrar ve güvenliği tehdit eden bir durum oluşturmuştur."

Deklarasyonun 4. maddesinin bazı bölümleri ise şöyle:

"...Türkiye Cumhuriyeti, 1960 garanti sistemi uyarınca KKTC''ye etkin ve fiili garanti sağlamayı eksiksiz sürdürecek. Kıbrıs Türk halkının güvenliğinin tehdit altında kalmasına izin verilmeyecektir.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti''ne yapılmış bir saldırı aynen Türkiye Cumhuriyeti''ne yapılmış bir saldırı telakki edilecektir.

Türkiye''ye ve KKTC''ye yönelik tecavüz ve oldu bittiler müştereken önlenecek ve bunun gerektirdiği ortak askeri koordinasyon ve planlama yapılacaktır. Bu amaçla Türkiye ile KKTC arasında müşterek savunma konsepti oluşturulacaktır."

Ortak deklarasyonun 9. maddesinde, "Kıbrıs''ta 34 yıldır süren çözümsüzlüğün temelinde, Kıbrıs Rum tarafının gayri meşru sıfat ve iddialarını sürdürme çabası yatmaktadır" denilirken 12. maddenin son paragrafı dikkatleri çekmekte:

"...Güney Kıbrıs Rum Yönetimi''nin, tek başına Avrupa Birliği üyeliği yolunda atacağı adım, KKTC''nin Türkiye ile bütünleşme sürecini hızlandıracaktır."

13 maddelik deklarasyon bir gün sonra yani 21 Ocak 1997''de Türkiye Büyük Millet Meclisi''nde ele alındı.

TBMM oybirliğiyle, gerçekten de "tarihi" bir karar aldı.

TBMM, ortak deklarasyonu desteklediğini ve benimsediğini beyan etti.

Bu arada, alınan kararın 3. maddesinde aynen şöyle denildi:

"TC Kıbrıs''ta etkin ve fiili garantisini eksiksiz sürdürecek. KKTC''ye vaki olacak bir saldırı, aynen TC''ye yapılmış bir saldırı olarak telakki edilecek."

Görülüyor ki, Türkiye ile KKTC arasında ciddi boyutta "garanti" bağları mevcut. Türkiye, hiçbir zaman Kıbrıs''a ilgisiz kalamaz.

Her ne kadar, zaman zaman Türkiye ile KKTC arasında koordinasyon eksikliği yüzünden bazı anlaşmazlıklar oluyorsa da, Türk kamuoyunun duyarlılığı hiçbir zaman etkilenmiyor.

Durum böylesine "hassas" iken, ABD Yönetimi''nin Kıbrıs konusunda, aleyhimize olabilecek bir davranışı, kabul ettirmesi gerçekten de zor.

"Barış Harekâtı"nın 25''inci yılını coşku ile kutlayan KKTC''de ay yıldızlı bayrak sonsuza dek dalgalanmalı ve inşaallah dalgalanacak..