Zaman, gerçekten de su gibi akıp gidiyor. Şunun şurasında 24 gün sonra, insanoğlu kendini "milenyum"da bulacak. Ne var ki, Türkiye olarak, "milenyum"un gerçeğini mi, yoksa rüyasını mı yaşayacağız. Şu andaki ortam ve eldeki veriler, zor dönemlerin içinde olduğumuzu gösteriyor. Geçtiğimiz hafta ve şimdi vereceğimiz doneler, açımızdan hiç de gönül açıcı değil. Buna rağmen; 21''inci yüzyılda, Türkiye''nin dev atılımlar yaparak, çağı yakalaması tahminleri ve projeksiyonları insanı rahatlatıyor. "Milenyum"la ilgili bazı verileri ve değerlendirmeleri sunmaya devam ederken, herhangi bir karamsarlık tablosu çizmek istemediğimizi de peşinen vurgulamalıyız. * Bilişim teknolojisi yüzyılı. Teknoloji üretmeyen, bilimsel verimliliği olmayan ülkeler ikinci sınıf olacak. Ölçü: ABD 257.886, İngiltere: 61.567, İspanya 14.108, Hindistan, 11.009, İsrail 8263/yıl adet bilimsel araştırma yapılıyor. Bu rakam Türkiye''de 1789/yıldır. Dünya''da 6 milyon patent mevcut. Bunun sadece 2000''i Türkler''e ait. ABD''de her hafta 7000 patent tescil ettiriliyor. * Globalleşme-Küreselleşmeyüzyılı olacak. Prof. Friedman: "Soğuk savaş yıllarında dost ve düşman ayırımı vardı. 21. yüzyılda sadece rakip olacak diyor. Ölçü; rekabete hazır olmak için firma içi elektronikleşme şarttır. Elektronikleşme oranı: Japonya % 100, ABD % 86, Türkiye ise % 3''tür. Eğitim almış insanların ayakta kalacağı bir yüzyıl olacak. Ölçü: Gelişmiş ülkelerde 21. yüzyıl hedefi: 13.5 yıl eğitim ortalaması, ABD''de 13 yıl, Japonya''da 11 yıl, AB ülkeleri ortalaması 10 yıl, Yunanistan 6.9 yıl, Türkiye 3.2 yıl. (şehirli okumuş % 4.9) Eğitim yatırımlarının GSM Hasıla içindeki payı en az % 5 olmalıdır. Mısır: % 6.7, Ürdün % 5.9, Tunus % 6.1, Malezya % 6.9, Yunanistan % 9.2, Türkiye % 3.3, (şehirli okumuş % 4.9) İsviçre: Lozan Üniv. Yayını "Dünya Rekabet Yıllığı" (World Competitivnes Yeerbook) * Yüksek öğretim çağındaki ABD''de her 100.000 kişiden 6.000''i, Yunanistan''da 2400''ü, Türkiye''de 1500''ü üniversiteye gidiyor. Ancak Türkiye''de iyi eğitim almış her 100 kişiden sadece 41''i ülkede kalıyor. Bu oran ABD''de 84, Yunanistan''da 59''dur. Almanya ve Japonya''da her yüz kişiden 72''si ülkelerinde kalıyor. Türkiye''de çok yüksek bir beyin göçü olduğu gözlenmektedir. *Bir öğrenci için harcanan para İsviçre''de 11.892 $/yıl, ABD 9680 $, Almanya 5679 $, İspanya 1650 $, Türkiye''de 198 $''dır. * Araştırma Geliştirme yüzyılı olacak. Ölçü: OECD-Dünya Bankası-IMF raporlarına göre ABD 310 $/birim, Pasifik ülkeleri 108 $/birim harcama yapmaktadır. (Pasifik ülkelerinde ortalama fert başına Milli Gelir 6900 $''dır.) Türkiye''de AR-GE harcaması 12 $/birim fert başına milli gelir: 3300 $''dır. (Bir birim=1000 kişi) * Yirmibirinci Yüzyıl Dijital Çağı olacak. Ölçü: "Bu yüzyılda bir Amerikalı dilerse Türkiye Başbakanını çalışma odasındayken izleyebilecektir. Türkiye geliştireceği tekniklerle buna mani olamaz ise bu; Türkiye''nin kaderi olacaktır. Bilgi toplumunun bilim ve teknoloji temelinde yükseldiğini iddia edenlerin düşüncelerinden yola çıkıldığı takdirde, bilgi ve ileri teknolojinin ağırlıklı olacağı gelecek çağda kendi bilim ve teknolojisini üretemeyen ülkelerin lider ülke olmaları mümkün olamayacak ve lider olma lafları bir iddiadan öteye geçemeyecektir. Türkiye önümüzdeki 15-20 yıl içinde bilimsel ve teknoloji ile gücünü, çağın gelişme hızına uyduramadığı takdirde ileri ülkelerle yarışmak şöyle dursun, onların bugünkü seviyelerine dahi yaklaşma fırsatını kaçırmış olacaktır. Asrın teması: Kötü haber hızla yayılmalı ve çözüm hızla alınmalıdır. "Düşünce hızında gelişmek şarttır." * Yeni yüzyıl Monolitik biryüzyıl olacak. Görüş: Bir tane Süper Devlet olacaktır: ABD. Bir tane askeri güç olacaktır: NATO. Bir tane ekonomik sistem olacaktır: Global Kapitalizm. Bir tane rejim olacaktır: Çoğulcu Demokrasi. Bu tanım, Türkiye için en anlamlı ve avantajlı olandır. Zira Türkiye ABD''nin geleneksel müttefikidir ve Orta Doğu''da ABD-Türkiye-İsrail işbirliği büyük bir güçtür. Türkiye bir NATO ülkesidir ve veto hakkına sahiptir. Türkiye''nin hayır dediği hiçbir karar uygulanamaz!
Değerli dostumuz Orhan Karul''un çalışmasından da yararlanarak sergilediğimiz veriler, 21''inci yüzyılın eşiğinde, gözümüzü korkutmamalı aksine itici güç olmalı. Her şeyden önce, birbirimize sevgi ve saygının çerçevesini genişleterek yeniden çizmeli ve her ne biçimde olursa olsun, çifte standardı ortadan kaldırmalıyız. Sonra da, devletin yeniden yapılanması, ekonominin yeniden düzenlenmesi ve eğitim düzeyinin hızla yukarıya çekilmesini gerçekleştirmeliyiz. Kısacası, "milenyum"un rüyasını değil gerçeğini yaşamalıyız.

