Kaydet
a- | +A

Milletçe içine yuvarlandığımız badireler, hiç de küçümsenecek ve unutulacak cinsten değil. Çekilen acılar, ıstıraplar iz bırakıcı... Değer yargılarımızdan kaybettiklerimiz, daha doğrusu tahribat oldukça büyük. İstikbalimize kesilmek istenen fatura kabarık...

Nereden bakılırsa bakılsın;

Bir çıkmaz içinde olduğumuz görünüyor...

Ne var ki, her şeye rağmen bir "kurtuluş" yolu aramalıyız ve vakit geçmeden bulmalıyız.

Bütün "ters" gidişata rağmen, paniğe kapılmamalıyız... Bedbin olmamalıyız.

Unutmayalım ki, daha ağır handikaplardan sıyrılmış bir milletin evlâtlarıyız.

Bir yandan uçuruma düşmemek için çırpınırken, bir yandan da, bu duruma nasıl geldiğimizi daha doğrusu getirildiğimizi bir düşünelim.

Yıllarca değer yargılarımıza pervasızca saldıranlar kesin sonuç alamadılar. Ancak; büyük yaralar açtılar, tahribatları oldukça derin oldu.

Aile yapısının temeline dinamit koymak isteyenler, komşuluk bağlarını koparmak gayretini gösterenler, ne yazık ki, aldıkları mesafelerle, milletimize badireler hazırladılar.

Küçüğün büyüğe saygısı, büyüğün küçüğe sevgisi yerine birbirini anlayamayan ve aralarında uçurumlar bulunan nesiller yetişti. Bırakın "rızka kanaat" fertler arasında mal, mülk ve kazanca, göz koymalar başladı. Bir "kıskançlık" bir "çekememezlik" ve bir "köşe dönme" savaşı alabildiğine hızlandı.

Savaş o kadar baş döndürücü hızla devam etti ki, aile bireyleri arasında bile etkisini gösterdi.

Böylece, dünya malı yüzünden, artık çeşitli oyunlar, düzenbazlıklar tezgahlanır oldu.

Önce komşuluk, sonra akrabalık, en sonunda da aile bağları, büyük ölçüde zarara uğradı. Menfaatler herşeyin önünde at koşturdu. Yalan, dolan, iftira birbirini kovaladı.

Bu badirelerden kendini kollayabilen aileler ise belki önceleri "maddi" bakımdan zor durumda kaldı. Fakat yaşadıkları hayat, huzurun ta kendisi oldu. Huzurlu hayat da, zamanla hem "manevi" hem "maddi" kazanç getirdi. Adına "helâl kazanç" denilen bu maddiyat, hiçbir zaman "manevi" hayatın önünde koşmadı.

Ne var ki, azınlıkta kalan bu aileler, Türkiye''nin acılara sürüklenmesini önleyemediler. Çünkü; karşılarındaki, şer güçler, gerçekten de kuvvetli ve kararlı tahribattan bir an olsun vazgeçmediler.

Gelenek ve göreneklerden uzaklaşma, yasalara da karşı gelmeyi beraberinde getirdi. Sonra da, bu "aykırı" durum "normal"miş gibi kabullenildi.