Kaydet
a- | +A

Rumuz, "Geleceğin gerçek ailesi"nin hatırasını yayınlamaya kaldığımız yerden devam ediyoruz... Okurumuz, sevdiği gençten, gencin ana babası yüzünden ayrılır. Daha sonra, bir başkasıyla nişanlı olmasına rağmen, sevgileri ağır basar ve nişanı atıp, sevdiği gence kaçarak evlenir...

"Düğün sonrası çok geçmemiş, ailemle barışmıştım. Çünkü bir evin bir kızıydım. Hayatımın baharında, ondokuz yaşımda benden hiç beklenmeyen bir şeyi yapmıştım. Ailem ise bunu cahilliğime verip büyük bir erdemlik göstererek beni ve eşimi affetmişti.

Ama maalesef evlendiğimizin ilk haftası problemler başlamıştı. Öyle balayı malayı nerde? "Bunlar yeni evli yalnız kalmaları lazım" gibi bir düşünceyi kesinlikle akıllarına bile getirmediler.

Eşimin ailesinin üç evi arsası ve maddi durumları gayet iyi olmasına rağmen, bizi bile bile yanlarında oturmaya zorladılar. Biz de ilk mürüvveti olduğu ve bir sene sonra eşimin askere gitmesi gerektiği sebebiyle peki dedik. Zaten başka bir seçeneğimiz de yoktu. Eğer ayrı eve çıkacak olursak eşimi evlatlıktan ret edeceğini söylüyorlardı.

Hâlâ düşünürüm bu nedir? Ne demektir? Ne anlama geliyor, şimdi bile çözebilmiş değilim. İnsan çocuklarının rahatını ve huzurunu düşünür, bunlar ise "Ne kadar sıkıntı verirsem o kadar iyi olur" diye düşünüyor.

Eşim işten geldiğinde annesinin benim hakkımda yalan yanlış doldurmalarda bulunduğuna defalarca şahit oldum. Böyle olduğu halde duymazdan geliyor, evdeki birçok işi mecbur olmadığım halde yerine getiriyordum. Evde altı kişiydik. O kadar yoruluyordum ki, bazen eşim bile halime acıyıp bana yardım etmek zorunda kalıyordu. Bu ne sadist bir anlayıştı. Bir evde gelin olmak zulüm görmek veya hizmetçi olmak demek miydi?

Biz herşeyi göğüsledikçe üzerimize daha çok geliyorlardı. Eşim maaş bordrosunu alınca götürüp annesinin eline teslim ediyor, annesi babası da bunların ihtiyaçları vardır demeden, o kadar varlıklı olmalarına rağmen o parayı kendilerine harcıyorlardı. Oysa yuvamız yeniydi ve yatak odası dışında hiçbir şeyimiz yoktu.

Aslında bunlar da önemli değildi. Biz sadece mutluluk istiyorduk. Ama bulamıyordum. Kayınvalidem sürekli kuyumu kazıyordu. Eşimin annesinin kendi eşiyle yaptığı her kavga sonrası bana dönüp, "Senin yerinde olsam, bebeğim olmadan eşimden boşanırdım. Kızım boşan ve hayatını yaşa" gibi sözleri çileden çıkartıyordu. Eşimi sevdiğimi böyle bir şeyi yapmayacağımı söylüyordum her keresinde. Biliyordum amacı bir hiç uğruna yuvamı yıkmaktı.

Sonunda sebepsiz bir kavga yüzünden eşimin annesi bizi evden attı. Babasının ağabeyinin ve diğer akrabalarının hiçbirinin sesi çıkmadı. Sözde hepsi okumuş tahsilli adamlardı. Ama erdemlilik okumakla olmuyordu.

Ve o evden bir iğne dahi almadan ayrıldık. İki gün içerisinde kendi hayatımızı inşa etmeye başladık. Yeniden birçok zorluğa göğüs gerdik. Aradan geçen aylarda bizi hiç arayıp sormadılar. Ama biz bayramda ellerini öpmeye gittik yüzümüze kapadılar. 17 Ağustos''ta gittik, yüzümüze bakmadılar. Eşim askere giderken gittik, para isteyeceğiz diyerek oralı bile olmadılar.

Sonuç olarak eşim şimdi Antalya''da asker. Ama çocuklarının nerede asker olduğunu bilmiyorlar. Ben de eşimin askerliği sebebiyle kendi babamın evine taşındım. 17 Ağustos felaketinden sonra prefabrike konutlara taşındık. Aynı memlekette kalmamıza rağmen, eşim askere gittikten sonra bir kere olsun aramadılar. O da neyse, yolda karşılaşıyoruz da birbirimizi tanımadan geçip gidiyoruz. Deseniz ya, oğlunu aramayan seni tanır mı?

Ben şu anda özel bir şirkette çalışıyor ve eşime bakıyorum. Eşim askerden döndüğünde de onlarla diyaloğumuzun olmayacağını zannediyorum. Zaten yazımın başından beri "anne" diye hitap etmem gerektiği halde ona hep başka şekilde hitap ettim. Çünkü anne sıfatını kesinlikle hak etmiyor.

Yazımı noktalarken diyorum ki, nice kayınvalideler

var evlatları için her şeylerini feda ediyorlar. Onların ellerinden öpüyorum.

Evlenmeyle başlayan hayat romanım bende ve eşimde çok yıpranmalara sebep oldu. Şu an yirmibir yaşındayım ve sinir hastasıyım. Biz de geleceğin anne baba adaylarıyız. Ama asla çocuklarımıza kötü anne baba olmayacağız. Biz nasıl sevgimizi yaşamak istediysek, onların da sevgisine gölge olmayacağız.

ÖNE ÇIKANLAR