“İşte o an anladım; bu çocuklara dersi hayatın içinden anlatırsam daha iyi öğrenirlerdi.”
Köy öğretmenliğimi anlatmaya bugün de devam ediyorum...
Sınıf bir anda ciddileşti.
“Ben veteriner olacağım” dedi Cemal. “Keçilerimiz hastalanınca kimse bakamıyor.”
Fatma ayağa kalktı. “Ben de öğretmen olacağım. Ama sizin gibi sabahları kapıda bekleyeceğim.”
Gülümsedim. “Çocuklar” dedim, “hayal kurmak cesaret ister. Ama hayali gerçekleştirmek sabır ister. Sabır, kar altında bekleyen tohum gibidir.”
Mehmet atıldı: “Kar tohumun üstünü örtüyor ama öldürmüyor değil mi öğretmenim?”
“Hayır” dedim. “Tam tersine koruyor.”
Sınıfın gözleri ışıldadı. Teneffüste kar topu savaşı başladı. Bir anda kapı açıldı, içeri kar doldu. Üç çocuk birden yuvarlanarak düştü.
“Öğretmenimmm! Mehmet attı!”
“Hayır o başlattı!”
Ciddileştim ama gülmemek için zor duruyordum. “Tamam” dedim, “madem enerji fazlanız var, şimdi matematik problemi çözeceğiz. Kim çözerse teneffüste ilk kar topunu o atacak.”
Bir anda sessizlik. Tahtaya yazdım: “Bir keçi günde 3 litre süt verirse…”
Arka sıradan ses geldi: “Öğretmenim bizim keçi 4 litre veriyor!”
Sınıf kahkahaya boğuldu. İşte o an anladım; bu çocuklara hayatın içinden anlatırsam öğrenirlerdi. Öğleden sonra kapı çalındı. Emin telaşlıydı.
“Hocam, Elif’in annesi çok hasta. İlçenin yolu da kapalı...”
Bir an durdum. Elif, sabah doktor olacağını söyleyen kız. Gözleri dolmuştu: “Hocam… Annem ölecek mi?” Diz çöktüm: “Hayır” dedim. “Biz elimizden geleni yapacağız.”
Müdür Ahmet Bey’le haberleştik. Köyden üç kişi kızak hazırladı. Tipi vardı ama beklemek mümkün değildi.
“Hocam” dedi Ahmet Bey, “zor iş...”
“Çocuklar bize güveniyor” dedim. “Gitmeliyiz.” Rüzgâr yüzümü kesiyordu. Kar dizlerimize kadar çıkıyordu. Ama içimde garip bir güç vardı. Ahmet Bey bağırdı:
“Dayanın! Az kaldı!” O an çocukların sabah açtığı tünel geldi aklıma. Onlar vazgeçmemişti. Ben de vazgeçemezdim...
Saatler sonra Servi’de sağlık ocağına ulaştık. Elif’in annesi tedavi altına alındı. Ertesi gün okula döndüğümde sınıf ayağa kalktı.
“Öğretmenim başardınız mı?”
“Elif’in annesi inşallah iyi olacak” dedim. Bir alkış koptu. Küçük eller, büyük bir umudu alkışlıyordu. O gün anı defterime şunu yazdım:
“Bu çocuklara ben ders verdiğimi sanıyorum. Oysa onlar bana sabrı, dayanmayı ve inancı öğretiyor.” DEVAMI YARIN

