Adapazarı''nda depremi yaşayan okuyucumuz, Ahmet Topluoğlu''nun anlattıklarını yazmaya devam ediyoruz. Beş katlı evin ikinci katında iken, hamile eşiyle birlikte depremden kurtuluyor. Bir generalin yardımları sayesinde eşini İstanbul''a getirmeyi başarıyorlar. Zeynep Kamil''deki hemşire kendisine "Metin olun" deyince, hanımının ve çocuğunun öldüğünü anlayan okuyucumuz şok oluyor. "Hemşire öyle söyleyince kendimi yerden yere attım. Hemşire hemen omuzumdan tutup sarstı: -Bir dakika beyefendi, sakinleşin. Hanımınız normal doğum yaptı, fakat çocuğunuzda kalça çıkığı oldu... "Doğum olsun da, gerisi mühim değil. Allaha şükür" dedim o an. Derken dayımlar da gelmişlerdi hastaneye. O akşam Zeynep Kamil Hastanesi Başhekimi''nin yardımseverliğini asla unutmayacağım. Normalde, doğum sonrası hanımı görmem mümkün değilken, depremzede olmam ve meraklanmam sebebiyle hanımı görmeme müsaade etti. Hatta üzerimde pantolonum olmadığını görünce de, kendi cübbesini giydirdi. Çok teşekkür ediyorum ilgisine. O akşam hanımı görüp, Adapazarı''na döndük. Çünkü babam annem ablamlar sefil bir haldeydi. Adapazarı''na gittik. Onların da iyi olduğunu gördük. Geri geldik. Dayımlar, yengemler, Allah razı olsun. Ne muratları varsa versin. Dayımlarda kaldık. Ertesi gün bizi alıp Türkiye Gazetesi Hastanesi''ne götürdüler. Oradakilerden de Allah razı olsun. Orada da çok ilgilendiler bizimle. Çocuğuma yaptıkları muayenede müjdeli bir haberle sevindim. Meğer çocuğumun doğumunda herhangi bir problem yokmuş. Gayet sağlıklı bir doğum gerçekleşmiş. Yaptıkları muayenede kalça çıkığı falan olmadığını, bebeğin çok çok sağlıklı bir halde dünyaya geldiğini söylediler. Bir gün de Türkiye Gazetesi Hastanesi''nde kaldı. Geldik şimdi İstanbul''a... İçimizde bir burukluk var. Tamam, sizin başınıza bir hal gelse ve Adapazarı''na gelseniz ben sizin için kapımı ardına kadar açmaz mıydım? Açardım elbet... Şu an dayımlar da bizi bağırlarına bastılar. Allah kendilerinden razı olsun. Ama ne de olsa içimde yük oluyormuşum gibi bir duygu oluyor. Üzülüyorum. Onlar, Cennetin en güzel köşesine gitsinler. Adım gibi biliyorum ki, hiç akıllarına en ufak bir şey getirmeden yardım ediyorlar. Haklarını asla ödeyemem... Şu anda sıfırım. Hiçbir şeyim yok. Diyorum ki, eğer tek başıma hayatta kalsaydım. Eğer bu felakete rağmen hayata gözlerini açmış bir çocuğum olmasaydı sıfır durumda olmamı hiç önemsemezdim. Hiç endişelenmeden hayatın ucundan yapışırdım. Birşeyler yapar geçinmeye uğraşırdım. Ama şu an aynı şeyleri söylemek benim için çok güç. Dayımlar, İstanbul''da kalmamı istiyorlar. Fakat ben buraları bilmiyorum. Şöyle bir iki arkadaş çevrede kira fiatlarını sormuşlar benim için. Güneşli diye bir yer varmış. Seksen doksan milyon diyorlarmış iki oda bir eve. Altı aylık peşin istiyorlarmış. Kiraya çıksam bile bir sandalyem bile yok. Oraya eşya almam lazım. Ben yerde de yatarım ama. Çocuğum olmuş. Eşim o halde. Onlara birşeyler almam lazım. Annem gelmiş Adapazarı''ndan, Torununu ilk defa görecek işte. Ne yapalım ki, herkes depremde can verirken, o dünyaya geldi. Çok enteresandı bizim için bu. Annemle konuştuk: -Sen istersen burada kal oğlum.
-Anne burada yapamayacağım. -Yapamayacaksan dön Adapazarı''na. Anneciğim, şu çocuğun kırkı çıksın. Bir onbeş yirmi gün daha geçsin tamam anne. Yani özet olarak söylemem gerekirse, depremden çok şükür canımızı kurtardık. Çok şükür çocuğumuz da dünyaya geldi. Ama bundan sonra daha ne olacağımız belli değil. İster istemez bir baba olarak yaşadığım duygu şu. Ben ve eşim depremden kurtulmuş. Çocuğumuzu o hengameden sonra Allah bize bağışlamış. Allahım diyorum, orda kurtulduk ama, ya çocuğuma birşey olursa. İşte o zaman ne yaparım ben diyorum. Çok enteresan bir şey daha yaşıyorum şu an. Benim babam çok zengindi Adapazarı''nda. Patates tüccarıydı. Diyebilirim ki, Adapazarı''nda bankalar babama çalışıyordu. Dairelerinin sayısını bilmezdi. Lokantaları vardı. Ben askere gittikten sonra işleri ters gitti babamın. Bütün malı mülkü gitti. Şu kadarcık üzülmemiştim. Bunları babam yapıp etmişti. Hiç önemli değildi. Fakat ben, kendi emeğimle çalışarak ev-ocak olmuştum. Depremden kurtulduğumuzda hiç aklıma gelmemişti. Ama şimdi ne zor şartlarda edinmiştim onları diye çok üzülüyorum. İnsan nefsi diyormuş bunu. Demiyorum diyen yalan söyler. Gitti benim emeğim. Babamınki beni etkilememişti ama kendi kazandığım beni çok etkiledi. Allah kimsenin başına böyle bir afet vermesin...

