Kaydet
a- | +A

Bir fotoğraf üstadı Bayram Dalay''ın, hem de doğum günü geçirdiği kalp kriziyle ilgili günlüğünü yayınlamaya kaldığımız yerden devam ediyoruz... Bir gece saat 20:30''da göğsünde şiddetli bir ağrıyla yerinden fırlayan Bayram bey, acilen hastaneye kaldırılır. Hastaneye gelene kadar duran kalbi, doktorların zamanında müdahalesi ile elektro şoktan sonra yeniden çalışmaya başlar. O gece hastanede kalır. Ertesi gün kollarında serum, üzerinde beyaz örtüyle bir hayalet gibi yardımla tuvalete gider. "Lavaboda elini yıkamakta olan bir vatandaş bana dönüp "Hemşerim esas öbür tarafta" deyince cevabı yapıştırdım: "İşte ben oradan yeni geliyorum." Böyle söyleyince adamın lavaboyu terk edişini yaşadığım sürece unutmayacağım. Şok oldu...

18 Mayıs 2000 Galatasaray''ı ancak bugün kutlayabiliyorum. Çünkü Yoğun Bakımda televizyon seyretmek ve radyo dinlemek yasak. Adı üstünde yoğun bakım. Sabah gelen gazetede o muhteşem UEFA kupası şampiyonluğunun fotoğraflarını görebiliyor ve onları kutluyorum.

19 Mayıs 2000 Yakınlarım ziyaretime geliyor, telefonla arıyanlar oluyor hepsine teşekkür ediyorum. Bu normal süreç devam ederken, kızım Dilek işini gücünü bırakarak yapılabilecek bütün koşuşturmayı yapıyor. Baba olarak, istirahatini ve işini ihmal etmemesi için belki kırıcı olduğum zamanlar bile olmuştur.

20 Mayıs 2000 Bugün yoğun bakımdan çıkartılıp normal odaya alınıyorum. Hizmetler aynen devam ediyor üzerime takılan telsiz medikal sistemle koroner yoğun bakımdan takip ediliyorum.

22 Mayıs 2000 Cumartesi Pazar derken geldik esas kalbimizin fotoğrafının çekileceği olan güne. Son derece heyecanlıyım. Sabah saat 9:00 ile 10:00 arası anjiyo ekibi geldi. Başıma şapka ayağıma çizmeleri giydirdiler. Sedyeye alındıktan sonra koridorları geçerek anjiyo parkına geldik. Dünya tatlısı kızım Dilek başucumda bana moral vermeye çalışıyor. Parkta biraz bekledikten sonra Prof. Dr. Nuri Çağlar bey beni içeri aldırıyor. İçerideki ekip elemanları işlerini biliyor kimi üstümü örtüyor kimi bacağımı siliyor. Derken Dr. Nuri Çağlar bey kasığımdan lokal anestezi iğnesini ya pıyor. Kısa bir süre sonra benim "kara yılan" diye adlandırdığım cihazın damarımdan kalbime doğru gidişini ekrandan görebiliyorum. Kalbim tıkır tıkır çalışıyor. Anjiyo aleti kalbimde dolaşıp duruyor. Bütün cadde ve sokaklar açık derken, bir çıkmaz sokak beliriyor. Kara yılan çırpınıyor ama damar içindeki o çıkmaz sokağı delip geçemiyor. Çünkü çıkmaz sokağın bir kısmı % 85''e yakın, bir kısmı da % 95 kapalı. O esnada beni bir ateş sarıyor. Dr. Nuri bey beni teselli ediyor: "Tamam biraz ateş bastı ama, kalbinin fotoğrafını çektik." Ardından espri yapıyor: -İyileşince sen de bizim fotoğraflarımızı çekersin. Anjiyodan çıkıp tekrar odamıza geliyoruz. İki saat sonra Dr. Nuri bey, verdikleri kararı bana açıklıyor: "By-pass olmam lazım"

30 Mayıs 2000 Ameliyatım başarılı bir şekilde sonuçlanmış. Hiçbir şey duymadım ve görmedim. Sadece hemşirelerin beni nazik bir şekilde uyandırmaya çabaladıklarını hatırlıyorum... Ve şimdi her vesile ile şu mısralar dökülüyor dudaklarımdan: "Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi, Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi..."

ÖNE ÇIKANLAR