Kaydet
a- | +A

Bugün bir mail aldım. Bülent Gümüş adlı bir okuyucu, "Anzaklı Ömer''in göz yaşartıcı bir hikayesi" diyerek göndermiş. Hikaye bana ulaştığında şaşırmadım desem yalan olur. Hem de gözlerim dolu dolu oldu. Niye biliyor musunuz? Bu okumam ve yayınlamam üzere bana gönderilen hikaye, bundan tam yedi sene önce yine bu köşede yayınlanmıştı.

Şimdi siz, göz yaşartıcı bu hikayeyi merak ediyorsunuz belki. Ama bu hikayenin de hikayesi var. Önce onu anlatayım size.

Bundan yedi yıl önce altmış yaşlarında bir bey geldi gazeteye. "Ünal Bolat ile görüşmek istiyorum" dedi. Yorgun olmasına rağmen heyecanlı gözüküyordu. Dedi ki bana: -Beyefendi, ben aslında sinir hastalıkları uzmanıyım. Ama ne yalan söyleyeyim ilk defa burada heyecanlandım. Ne olur beni anlayışla karşılayın.

-O ne demek efendim, siz bizim misafirimizsiniz. Çaylarımız geldi, yudumlarken doktor beyin heyecanı biraz yatışmıştı. Neden sonra dedi ki: -Ben Amerika''da doktorum. Çanakkale Savaşıyla ilgili bizzat yaşadığım bir hatıram var. Bunu ABD''de, Türklerin bulunduğu ve Çanakkale kutlamaları yapılan bir bir konferansta anlattığımda bana dediler ki, "Neden bunu Türkiye Gazetesi''nde Hayatım Roman köşesine anlatmıyorsun?" Bunun üzerine size yazmayı düşündüm. Ama sonra dedim ki, "İki üç yılda bir Türkiye''ye izne gidiyorum. Gidişimde bizzat kendim anlatayım." Onun için size geldim. Doktor bey böyle konuşurken, bu kez benim kalbim küt küt atmaya başlamıştı. Allahım, ta Amerika''dan bizzat anlatılmak üzere onu buraya getirtecek kadar önemli olan bu hatıra neydi?

Heyecanımı belli etmeden dinlemeye başladım. Doktor Ömer bey anlattıkça tüylerim diken diken oldu. Hatıranın sonuna geldiğimizde ikimizin de gözleri yaşarmıştı. Doktor Ömer beyi yolcu ettikten sonra, geçtim yazının başına, ağlaya ağlaya kaleme aldım... Daha sonra bu hatırayı, TGRT için senaryo haline getirdim. TGRT''de "Hayatım Roman" serisi olarak yayınlanan yaklaşık onbeş filmden biri de, bu "Dövme Bayrak" ismiyle yayınlanan filmdi.. Çok beğenilmişti.

O zamandan bu zamana yıllar geçti... Ama Çanakkale Savaşından ne zaman söz edilse gözlerimde canlandı Doktor Ömer bey. Sonra hatırası... Sonra yaşananlar... Çanakkale''de şehit olan dedem ve ardından yaşadıklarımız... Derken bugün elime mail olarak geçti bu hatıra. Demek yıllar önce benim köşemde yayınladığım hatıra, internette yayınlanmış. Kim yazmış, ne zaman yazmış bilemiyorum. Ama burada yayınlanan o hatıra dönmüş dolaşmış tekrar yayınlanmak üzere bana gelmiş. Bundan daha mutlu bir şey olabilir mi? Buyurun hatırasını okuduğunuz hatırayı okumaya...

"1957 yılında İstanbul Tıp Fakültesi''nden mezun olup, ihtisas yapmak üzere ABD''ye giden doktor Ömer Musluoğlu, görev yaptığı hastanede başından geçen çok enteresan bir olayı şöyle anlatıyor: -Amerika''ya gittiğim ilk yıllar... Lisanım pek o kadar iyi değil... New York''ta Medical Center Hospital adlı hastanede görev almıştım. Fakat görevim henüz pratisyen hekimlikti. Kan almak, iğne yapmak, serum takmak gibi. Diğer zamanlarımda da laboratuvarda çalışıyordum. Çünkü ABD''de hastaya o kadar önem veriliyordu ki, yeni mezun olmuş doktorlar direkt olarak hasta muayene etmeye, teşhis koymaya görevlendirilmiyor, en az beş yıl hastanede yetiştiriliyordu. İşte bir gün tahlil için kolundan kan alınması gereken bir hasta geldi. Yaşlıca bir adamdı. Tahminen yetmişbeş seksen yaşlarında... Tabii kendisiyle İngilizce olarak konuşuyordum. Dedim ki: -Kan alacağım, lütfen kolunuzu açar mısınız? Kanser hastasıydı. Oldukça halsiz kalmıştı. Umursamaz bir halde kolunu uzattı. Kolunu sıyırırken gözlerime inanamadım. Bir an dondum kaldım... Devamı yarın

ÖNE ÇIKANLAR