Kaydet
a- | +A

İskenderun''dan yazan okurumuzun hatırasına kaldığımız yerden devam ediyoruz. Sevdiği kızla mutlu bir evlilik yapan okurumuz yıllar sonra ekonomik krize girer. Ama sıkıntısını eşi ve iki çocuğuna yansıtmak istemez.

"Sıkıntılı günlerimde bile eşimin ve çocuklarımın ihtiyaçlarını tedarik etmeye çalışıyordum. Hatta 30 Ağustos günü eşimin ablasının doğum günü idi. Eşime telefon ettim. " Bugün ablanın doğum günü sürpriz bir şey yapalım dedim. "Sen bilirsin" dedi. İşyerimi kapatıp pastahaneden yaş pasta alıp eve gittim. Yemekten sonra baldızımın doğum gününü kutladık. Baldızım o akşam dedi ki: "Hiç biriniz beni düşünmedi ne kocam, ne babam, ne annem, ne kızım, ne de kızkardeşim. Ama eniştem düşünmüş Allah razı olsun"

Kutlamadan sonra evimize çıktık. Eşim saçlarını kestireceğini söyledi. Ben de "Kısa saçtan hoşlanmam. Git saçını boyattır, meç yaptır, perma yaptır ama kestirme" dedim. Ertesi gün akşam eve geldiğimde sürprizle karşılaştım. Eşim saçlarını hem de erkek tıraşı kestirmişti. Şok oldum, sinirlendim. O sinirle: "Sana saç kesme iznini kim verdi?" diye sordum. Serde ata erkillik var ya. Benden izin almadan yapması zoruma gitmişti. O da cevap verdi: "Babam izin verdi sen karışamazsın." "Ben karışamazsam bundan sonra ne yaparsan yap karışmıyorum." Kayınpederim alt katta oturuyordu. Balkondan "Baba biraz gelebilir misin" dedim. Bir müddet sonra geldi "Kızının saç kesmesine sen mi izin verdin?" dedim. "Evet, sen vermemişsin ben verdim. Hatta parasını da ben ödedim" dedi. Ben de: "Bu aileye karışamazsın." diyerek, karşılık verdim.

Evde ben, eşim, kayınpederim ve kayınvalidem oturup tartışmaya başladık. Tartışırken eşim ve birisi 9 yaşında diğeri 4 yaşında iki oğlum ağlamaya başladı. Onların ağlamasına ilaveten kayınvalidem: "Kızım ağlama biz sana bakarız. Aşımız, ekmeğimiz ve paramız var" deyince tartışma daha da fazlalaştı. Ben de kayınvalideme: "Sen bu kıza böyle destek çıkarsan bu kız ne bana ne başkasına yâr olur" dedim. O anda, birgün önce doğum gününü kutladığımız baldızım geldi. Yüksek sesle: "Sen bacımızı eziyorsun. Biz bacımıza bakarız." diyerek eşimi ve çocukları alıp gittiler.

Ayrılıktan 15 gün sonra bir Pazar günü kayınpederim, benim telefon kablolarını kırıp duvardan atlayınca ayağı iki yerden kırıldı. Biz şiddet olduğu için evimizden polis nezaretinde çıktık. Aynı gün eşim ve akrabaları evimin kapısını kırarak tüm eşyaları götürmüşler. Ampuller damdaki çanak antenler dahil olmak üzere her şeyi. Bana evlilikten miras bir takım elbise kaldı. Fakat o takım elbiseyi de makasla kesip her yerini delik deşik etmişler. Giyilmeyecek vaziyette bırakmışlar. Hatta elbisemi acı bir hatıra olarak saklıyorum.

Sonra işyerime boşanma dilekçesi geldi. Mahkemeye gittik geldik. Birkaç çelse sonucunda artık dayanacak gücüm kalmamıştı. Bu kadar sıkıntıdan dolayı beyin kanaması geçirdim. Çünkü çocuklarımı bana göstermeyerek azap çektiriyorlardı. 11 Mayıs 2000 günü mahkemeye çıktım. Eşim bana: "İşyerimin tapusunu verirsen tekrar dönerim" dedi. Mahkeme başkanı davayı açtı. Ben de: "Benimle soğan ekmek yemeye geliyorsa gelsin, benim tapu verecek gücüm yok" dedim. Bunun üzerine hakim bey boşadı. Okulların tatile girmesine bir hafta kala eşimi çarşıda gördüm. Kendisine: "Çocuklara sünnet töreni yapacağım" dedim. Bana: "Sen yaptıramazsın. Biz besliyoruz biz yaptırırız." Dedi. Ben de: "Peki o zaman haberim olsun siz yaptırın" dedim. İnat uğruna bir gün sonra iki oğlumu eve getirirken sünnetçiye sünnet ettirmiş.

Daha neler neler. Çocuklar arada perişan oluyorlar. Ben her zaman Allah''a dua edip sabır diliyorum. Bu kadar yaşadığım olaylara rağmen eşimin çalıştığı işyerine gittim. Eşime: "Gel yeniden yuvamızı kuralım. Geçmişe sünger çekelim. Çocuklarımızı analı babalı öksüz büyütmeyelim. Topluma değerli birer evlat olarak yetiştirelim" dedim. Bana: "tapu verirsen dönerim yoksa dönmem" dedi. "Senin tapun çocuklarımız dedimse de anlatamadım. Acaba tapu mu mutluluk verecek?" Allah''tan tek dileğim eşime biraz akıl versin de tapu inadından vazgeçip tekrar yuvasına dönsün.

ÖNE ÇIKANLAR