Kaydet
a- | +A

“İbrahim Ethem hazretleri ekmeği yerken fırıncıya ve söylediklerine dikkat etmiş...”

Yıl 2004... Nasip oldu hacca gittik. Bir akşam, merhum Ubeydullah abi evine davet etti. 25-30 kişilik tanıdık tanımadık misafir gelmişti. Merhum ablanın yaptığı leziz yemekler yenilip, dualar yapıldıktan sonra başka ve geniş şark odası gibi bir mekâna geçtik.

Misafirlerden birisi Iraklı bir imam efendi. Ubeydullah abiye Arapça bir şeyler söyledi. Meğer bir menkıbe anlatacakmış. Merhum Said Arvas Hoca da tercüme edecekti.

İbrahim Ethem Hazretleri yine böyle bir kış mevsiminde şubat ayında hacca gelmiş. Mescidi Nebevi’de yatsı namazını kıldıktan sonra bir köşeye çekilip tesbihata başlamış. Niyeti orada sabahlamak. Lakin görevliler gelip terk etmesini istemiş.

“Gidecek bir yerim yok lütfen” dese de ayaklarından tutup mescitten dışarı atmışlar. Hava soğuk. Gidecek yeri yok. Medine-i Münevvere’de yürürken uzaktan bir ışık görmüş. Yaklaşmış, bir ekmek fırını. Çekinerek içeri girmiş. Fırıncı yarınki ekmekleri pişiriyormuş. Selam vermiş “sabaha kadar kalabilir miyim?” demiş. Fırıncı da kabul etmiş, sıcak ekmek ikram etmiş. Fırıncı fırına hamuru sürerken besmele çekiyor, piştikten sonra ekmeği çıkarırken, Elhamdülillah diyormuş. Her ekmekte aynı. Bismillahirrahmanirrahim, Elhamdülillah. Defalarca tekrar tekrar. İbrahim Ethem hazretleri fırıncıya sormuş: “Kardeşim sen başka bir dua, zikir bilmez misin? Hep aynı zikir...” Fırıncı cevap vermiş:

“Efendi, siz ne diyorsunuz. Bu iki kelime o kadar kıymetli ki, Allahü teala bu iki kelime hürmetine her istediğimi bana verdi.” Devam etmiş. Bir isteğim daha var, İnşallah onu da verir. İbrahim Ethem hazretleri “Nedir o?” deyince fırıncı: “Ölmeden önce İbrahim Ethem hazretlerini görmek istiyorum. İnşallah bu iki kelime hürmetine duam kabul olur.”

“Onu görüp de ne yapacaksın?”

“Efendi, siz onun ismini duymadınız mı? O, dini için sultanlığı terk etti. Onun duasını almak elini öpmek istiyorum.” İbrahim Ethem hazretleri ağlamaya başlamış ve fırıncıya demiş ki:

“Sen ondan daha büyüksün. Çünkü onu ayaklarından çekip sürüterek senin yanına gönderdiler. Sen bize dua et.”

Fırıncı karşısındakinin İbrahim Ethem hazretleri olduğunu anlayınca ellerine kapanıp duasını alıyor. Dileği yerine geldiği için de Cenâb-ı Hakka şükürler ediyor.

Allahü teâlâ, Ubeydullah abi, Said Hoca ve tüm geçmişlerimize rahmet eylesin. Âmin...

Dr. Mucip Oral

Ünal Bolat'ın önceki yazıları...