Kaydet
a- | +A

''Şu anda Yeşil Bursa ilinin, yeni ilçelerinden Harmancık ilçesinde okul müdürü olarak görev yapmaktayım'' diyen, sayın Kemal Kaya, bir futbol hatırasıyla misafir oluyor köşemize.. Tabii meslek aşkıyla, hatırasına başlamadan önce, ilçesi ve okuluyla ilgili kısacık bilgi vermeyi de ihmal etmemiş... -Harmancık İlokulu, ilçenin girişinde ağaçlarla süslü, yemyeşil bahçesi, çimenleri ve havuzu ile, yazın ilçenin çay bahçesi, okul sezonunda da, ilçemiz çocuklarının eğitim öğretim yeridir...

Mesleğimi ve çocukları sevmekle birlikte spora, bilhassa futbola karşı aşarı bir merakım vardır... Daha önceden futbol yüzünden anlatacağım bu olayı yaşamamıza rağmen nedense bir türlü kopamadım şu futboldan...

Yıl 1968... O zamanlar Harmancık ilçesi nahiye idi... Yeni yeni futbol oynanmaya başlamış, özel yeni formalar dikilmiş, çevre ilçelerin futbol takımlarıyla maçlar yapılır olmuştu...

Aynı yılın Nisan ayında Tavşanlı ilçesinin Dümrek köyü ile futbol karşılaşması vardı... Ben belki de sahadaki futbolcuların en küçüğü olarak, 14 yaşımdayken maçın son 15 dakikasında oynamanın mutluluğunu yaşamıştım o zaman... Şimdi deplasmana aynı köye gidilecekti... O sıralar okula ara vermiş, bir terzinin yanında çırak olarak çalışmaktaydım... Ustam Mehmet Gedik''ten maç izni aldım... Klüp yetkilimiz Şükrü Çınar ağabey, şimdi ilçede Aygaz bayiliği yapan Emir Yaşar Yıldız''ın traktörünü kiralamıştı... Şimdiki gibi havalı otobüsler o zaman nerdee?.. Yaklaşık otuzbeş kırk kişi bindik traktöre ve maça gidiyoruz... Yolculuk yaklaşık onbeş dakika keyifli gitti... Ama yollar oldukça bozuktu... Traktör nerdeyse yaya hızında gidiyordu.. İshaklar köyüne geldiğimizde yağmur başlamıştı... Traktörün sahibi aynı köyden olduğu için, bizi köyüne misafir etti... Ama hepimiz yağmurun dinmesini ve yola çıkacağımız zamanı iple çekiyoruz...

Maç hastalığı hiçbir şeye benzemiyor... Yağmur diner dinmez, doluştuk traktörün römorkuna... Keyfimize diyecek yok... Derken, traktörün tekerine taş mı geldi, yoksa bir kasise mi düştük, nasıl olduysa traktörün römorku zıplar zıplamaz, Ahmet Güler ağabeyimiz sırt üstü römorktan aşağı düşüverdi... -Eyvaah adam düştü!.. -Heey, bir dakika durdurun!.. -Şofööör!.. Bağırışmalar çağırışmalar var ama, ön taraftaki neşe çığlıklarından arkadaki bağırışma pek anlaşılmıyor ki... Gözlerimize inanamıyoruz... Ahmet ağabeyin ayağı nasıl olduysa traktörün kasasına takılmış... Yolun bozukluğu sebebiyle yavaş gitmekte olan traktörün hızına uyum sağlamaya çalışan Ahmet ağabey, elleri üzerinde cambazlık yapar gibi hızlı hızlı bizi takip ediyor, bu arada başını bir yere çarpmamak için olanca gücünü harcıyordu... Dalga dalga yayılan çığlığımız, şoförün kulağına ulaşıp da traktör duruncaya kadar Ahmet abi, öyle mücadele vermişti... Nihayet traktör durdu ve tutup yukarı çektik onu... Çok şükür ki, hiçbir şey olmamış, moralimiz yeniden yerine gelmişti... Nihayet sahaya vardık... Bunca zahmetten sonra şöyle gönlümüze göre bir maç yapabilecek miydik? Ne gezeeer?.. Sahaya vardığımızda hayal kırıklığına uğradık... Çünkü saha, aynen bir top küresi gibi yusyuvarlaktı... Top taça çıksa, geri getirmesi en az 15-20 dakika sürerdi... Öyle yüksek bir yerdeydi saha...

Ama gelmiştik artık... Maç yapmadan mı gidecektik?.. Gençlik işte... Bütün aksiliklere rağmen yine de top oynadık ve berabere kalmıştık... Tekrar köye döndüğümüzde saat 12.00''yi bulmuştu... Bir top yüzünden o gün burnumuzdan gelmişti ama, gönül işte... Hastalık bir türlü gitmiyor bizden...

ÖNE ÇIKANLAR