Kaydet
a- | +A

"Bu size ikinci faksım. Diğer faksımda da olduğu gibi sevgiyi arıyorum" diye başlıyor okuyucumuz. Tüm insanlık adına duygularına yer verilmesini istiyor. "Sevgi istiyorum sadece." Aslında üç kelimeden ibaret basit bir söylem gibi geliyor. Ama bütün kavgalar, bütün kırgınlıklar, bütün ihtiraslardan uzak olanca samimiyet, olanca merhamet, olanca insanlık bu üç kelimenin içinde... Para, mal, mülk, rütbe, makam hiç ama hiçbiri mutluluk getirmiyor. Hepsi bir yere kadar. İşte ben kendimden örnek veriyorum. Herşeyim var ama beni yaşatacak sevgim yok.

İnsanları tanımıyorum. O sebeple çok çabuk kandırılıyorum. En ufak bir sevgi gösterisi yapan kişiyi iyi ve temiz yürekli bir insan sanıyorum. Biri iş yerine geliyor. Yüzüme baka baka akrabam olduğunu iddia ediyor ve ben buna inanıyorum. Çünkü beş dakikalık bile olsa bana sevgi gösterisinde bulunuyor. Diyeceksiniz ki, "Akrabalarını tanımıyor musun?" Evet, hiçbirini tanımıyorum. Bunu söylediğimde de bana gülüyorlar. Aptalın aptalıyım. Siz de böyle düşünüyorsunuz belki. Ama benim anne baba ve aile büyüklerine bir çift sözüm var: "Çocuklarınızı içeride değil, dışarıda yetiştirin" Belki izleyenleriniz olmuştur. Başkanın çocuğu isimli bir film vardı. Filmdeki çocuk rol gereği Amerika Birleşik Devletlerinin Başkanının çocuğuydu. Ama babasının işlerinin yoğunluğu sebebiyle çocuk sarayda özel dadı ve korumaların kontrolünde büyümeye zorlanıyordu. Başkan çocuğuydu korunması gerekiyordu. Ama o bir çocuktu. Çocukluğunu yaşamak istiyordu. Dolayısıyla Başkanın çocuğu olmaktan nefret ediyordu... Aynen onun gibi çocuklar toplumdan kopuk yetiştirilmemeli bence. Onlar dışarının geçeklerini, hayatta kendilerini nelerin beklediğini, hayatın acımasızlığını, insanların ikiyüzlü olduğunu, sahtekârlık yapabilecek kadar yüreklerinin vahşileştiğini, hak hukuk diye birşey tanımayacak derecede bencil olabildiklerini, en yakınlarının dahi zor gününde yanında olmayabileceklerini, dostluk ve vefanın artık sözlüklerde kaldığını, bütün bunlara rağmen tek başına ayakta kalabilmeyi, umut etmeyi, sevgi vermeyi ve sevmeyi öğrenmeliler. Sadece canı yandığı zaman çocuğunun yanında olmasınlar. Dışarı sokağa atılmış terk edilmiş binlece çocuk var. Onların günahı ne söyler misiniz? Bu kahrolası dünyada o halde yaşamak onların çok mu hoşuna gidiyor sanıyorsunuz. Çocuk sahibi olup sokağa koyvermek kolay. Önemli olan ona sahip çıkabilmek, ona sevgi verebilmek, onu hayata hazırlayabilmek. Herşeye rağmen içimde insanlara olan sevgimden taviz vermemeye çalışıyorum. Ama içimde hafiften bir nefret başladı. Tek arzum bu nefretin büyümemesi. 18 yaşındayım. Hani benim yarınlarım? Sevgi vereceğim, sevgi alacağım insanlar hani? Annem de dahil, herkes nasihat veriyor. Benim kuru nasihate değil sevgiye ihtiyacım var. Bir şeylerimi paylaşabileceğim insanlara ihtiyacım var. Gözyaşım ne zaman diner bilemem. Ama içim çok acıyor. Sizce ben hayatın başında bir insan olarak bunları hak ediyor muyum? Ya da yaşamak zorunda mıyım? Gönlüm insanlara o kadar kırık ki... Ama yine de hiç tanımadığım bir insanı sevip onun için ağlayabiliyorum. Çünkü benim kalbim sevgi için atıyor. Ben sadece sevgi arıyorum...

ÖNE ÇIKANLAR