Kaydet
a- | +A

“O geceden sonra mahalle değişti. Kadınlar kapısına yemek bıraktı, çocuklar su taşıdı.”

Bursa Uludağ’da yaşayan kırık aynalı Hasan’la ilgili yaşananları anlatmaya bugün de devam ediyorum...

Bir geceydi. Uludağ’dan aşağı inen rüzgâr hışır hışır eserken, mahallenin yukarısındaki Ali Usta’nın evinde soba devrildi. Ahşap duvarlar bir anda tutuştu. Kadınlar bağırıyor, çocuklar ağlıyordu. Hüseyin kasap, demirci Rıfat, bakkal Cemil hepsi koştu ama yangın büyüktü. İtfaiye gelene kadar evin içi alev topuna dönmüştü. Bir anda biri bağırdı:

“Hasan nereye gidiyorsun? Girme oğlum, yanarsın!”

Ama Hasan hiç durmadı. Sadece “Orada bir nefes var” dedi. Alevlerin içine daldı. Duman, çatı, çıtırtı derken herkes nefesini tutmuştu. Dakikalar sonra Hasan, on yaşlarında bir çocuk kucağında dışarı çıktı. Saçları yanmış, elleri kabarmıştı. Kadınlar çığlık çığlığa ağladı. Hüseyin diz çöktü, gözleri doldu:

“Allah senden razı olsun Hasan! Hakkını helal et. Seni deli bilirdik.”

Hasan gülümsedi, sesi titredi:

“Helal olsun Hüseyin. Ben deli değilim. Sadece kalbimle görebiliyorum, siz gözünüzle bakıyorsunuz.”

O geceden sonra mahalle değişti. Kadınlar kapısına yemek bıraktı, çocuklar eline su taşıdı. Hüseyin artık her sabah selam vermeden dükkânını açmaz oldu.

Ama Hasan bir daha uzun süre görünmedi. Günlerce aradılar. Sonunda imam Mehmet Efendi, Hüseyin ve Cemil birlikte Uludağ’ın yamacında buldu onu. Bir kayanın üstünde oturmuş, kuşlara ekmek kırıntısı atıyordu.

“Hasan kardeşim, herkes seni soruyor” dedi imam. “Mahallede herkes sana dua ediyor.” Hasan gözlerini kapadı: “Hocam, duayı bana değil birbirlerine etsinler. İnsan birbirine dua etmeyi unuttu.” İmam iç çekti: “Sen gerçekten meczup değilmişsin.” Hasan gülümsedi: “Ben meczubum hocam… ama Mecnun gibi. Aşktan delirenle aşksız kalan arasında sadece bir harf farkı var.”

Bir sabah, çeşme başında bulundu. Elinde su kabı, yüzünde huzurlu bir tebessüm vardı. Ama nefes almıyordu. İmam sessizce “son suyunu almış” dedi. Hüseyin diz çöküp ağladı:

“Biz onu deli sandık hocam, o bizden akıllıymış.” O gün Hasan’ın aynasını cami avlusuna koydular. Kim baksın istese, imam uyarırdı:

“Kendini görmeye niyet etmeden bakma. O ayna meczubun kalbinden yapılmıştır.”

Yıllar geçti. Bursa’da o mahalleden kim geçse hâlâ aynı sözü duyar: “Bir meczup geçti buradan. Kalbini bıraktı, kendini aldı.”

Selman Devecioğlu

Ünal Bolat'ın önceki yazıları...

ÖNE ÇIKANLAR