“Hocam, ben bugün aynama baktım. Herkesin yüzü var ama çoğunun kalbi yok gibi!..”
Uludağ’ın eteğinde, Bursa’nın eski bir mahallesinde sabahları tandır kokusu yükselir, kapı önlerinde çay fokurdardı. Herkes birbirini tanır, kimin oğlu nerede çalışır, kimin eşi hastadır, herkes bilirdi. Yalnız biri vardı ki ne yaptığını ne düşündüğünü kimse tam anlayamazdı. Adı Hasan’dı ama mahallede herkes ona “Deli Hasan” derdi. Yaz kış aynı ceketi giyerdi. Ceketin cebinde bir tespih, elinde hep bir kırık ayna olurdu. Aynaya bakar, kendi kendine mırıldanırdı: “İçine değil, dışına bak Hasan, dışına…”
Çocuklar arkasından koşar “Deli Hasan geliyor!” diye bağırır, sonra da korkup kaçar, bir köşeden gülüşürlerdi. Bir sabah kasap Hüseyin, dükkânının önünde müşterilerle sohbet ederken Hasan geçti.
“Yine başladı bak” dedi Hüseyin. “Sabah sabah aynasına konuşuyor. Esirikli midir nedir?”
Hasan durdu, elindeki aynayı Hüseyin’e uzattı.
“Usta, sen de bir bak hele. Belki kendini görürsün.”
Bu söze hem ürperdi Kasap hem kaşlarını çattı, duygularını sakladı, gülerek cevap verdi:
“Ben kendimi her sabah tıraşta görüyorum Hasan.”
Hasan yine o bildik tebessümle gülümsedi, sesi de yumuşaktı:
“Tıraş bıçağı yalnız sakalı alır Hüseyin, gönüldeki kiri değil. Bu ayna var ya ayna herkese yüzünü gösterir ama içine bakacak yürek ister.”
Orada bulunan Zeynep teyze elindeki poşeti yere bıraktı. Bir tuhaf oldu.
“Vay be Hasan, senin sözün insanın içine işler” dedi.
Hasan başını eğdi, kısık bir sesle mırıldandı:
“İşlemezse zaten söz değil, gürültüdür teyze” dedi.
Akşam olunca imam Mehmet Efendi caminin avlusunda birkaç gençle oturuyordu. Hasan da geldi, selam verdi. “Gel otur sen de Hasan” dediler. Hasan itiraz etmedi sessizce yere çöktü, aynasını önüne koydu.
“Hocam, ben bugün aynama baktım. Herkesin yüzü var ama çoğunun kalbi yok gibi.” Gençlerden biri fısıldadı:
“Yine başladı hoca, durdur şunu.”
Hasan dönüp baktı:
“Evladım, kalpsiz gülmek susuz toprağa tohum atmak gibidir; yeşerir sanırsın ama kökü tutmaz.”
O söz caminin taş duvarlarına çarpıp geri döndü. Genç sustu. İmam sadece başını eğdi. DEVAMI YARIN

