Kaydet
a- | +A

“Annesinin yıpranmış elleriyle defteri düzeltmesi… Babasının susarak verdiği öğütler…”

Hayrullah’ın hikâyesini anlatmaya bugün de devam ediyorum... “Bak,” dedi, “benim için köprü olsa üzerinden geçmem derler ya… İnan ki öyledir. Şu an ne istese Muttalip, elimden ne gelirse yaparım.”

Bir an sustu, sonra göğsünü işaret etti.

“Ama o benden hiçbir şey istemedi. Sadece aradı.”

Şimdi eczacıydı Hayrullah. Kendi eczanesinin bir köşesinde, tıpkı çocukluğundaki evlerinin duvarı gibi, bir yazı asılıydı. Sağlıkla ilgili, insanı merkeze alan, umut veren bir yazı…

“Bunu” dedi gururla, “evdeki o yazıdan ilhamla yazdım.”

Hem eczacıydı hem gönüllü. Üstelik çok önemli bir görevi vardı. Adını söylemekten kaçınırdı ama amacı belliydi:

“Vatana, millete hizmet...”

Bazen eczanenin kapısını kapattıktan sonra yalnız kalır, bir sandalyeye oturur, geçmişi düşünürdü. Defterine gölge olan çocuğu… Balkonunda bedava tıraş ettiği köylüleri… Ve her cuma çalan o telefonu.

“İnsan” dedi fısıltıyla, “borcunu parayla değil, duruşuyla öder.”

Bu borcu bir ömür ödemeye niyetliydi. Bunu anlatırken gözlerini kapattı. “İnsan” dedi kısık bir sesle “anneyle babayı kaybedince büyümüyor… eksiliyor.”

Onları hacca göndermiş dualarını almıştı. Şimdi bayram sabahları sessizdi artık. Gözlerini kapattığında bazen çocukluğuna dönüyordu. Defterine gölge düşüren o küçük çocuktu yine. Annesinin yıpranmış elleriyle defteri düzeltmesi… Babasının susarak verdiği öğütler…

“Hakkın olmayanı alma” demişti babası bir gün.

“Kimseyi incitme” diye eklemişti annesi.

Şimdi o sözler, yoklukta kalan birer emanet gibiydi. Gözleri doldu ama ağlamadı.

“Ben onların acısını her gün hissediyorum” dedi. “Ama beni ayakta tutan da o acı.”

Eczanesinin bir köşesinde otururken bazen sessizce dua ederdi.

“Ana… Baba… razı mısınız?”

Cevap gelmezdi ama kalbinin içi ısınırdı. Çünkü bilirdi; hayır yaptıkça, birinin elinden tuttukça onların duası hâlâ onunlaydı. Çocukları yanına geldiğinde onları kucağına alır, uzun uzun sarılırdı.

“Dedenizi, ninenizi tanısaydınız” derdi; “İyiliği onlardan öğrenirdiniz.” Derin bir nefes aldı.

“İnsan” dedi, “Anne babasını kaybedince yetim kalmaz… duasını kaybetmemişse.”

Basri Güler-Emekli Başöğretmen

Ünal Bolat'ın önceki yazıları...

ÖNE ÇIKANLAR