Kaydet
|

“Annem, babam öldükten sonra oradaki mirasının tümünü kız kardeşime verdim...”

Hatırama devam ediyorum... Öğretmen arkadaşlara “Etrafı çevrili olmasa kaybolabilirdim. Çok güzel bir yermiş. İyi ki gelmişim” dedim. Merakımı gizleyemedim. “Muzaffer Bey’e herhalde ailesinden kaldı” dedim. Muzaffer Bey beni duymuş olacak ki bana “Sen çocukları okut hocam, özellikle yabancı dili iyi öğrensinler, Allah çalışana neler veriyor” dedi.

Arkadaşlarımın anlattıklarından pek bir şey anlamadım ama “sükût etmekte yarar var” deyip beklemeye başladım. Topluca mangallarda pişen yiyecekleri yedik. Bazı arkadaşlar kendi aralarında sohbet muhabbet vb. yapmaya başladı. Ben de evin önündeki çam ağacının altına sandalyemi götürüp oturdum. Etrafı seyretmek bana daha eğlenceli gelmişti.

Arkadaşımın çiftliğinde çalışanlar her şeyi yapıyorlardı. Mangal hizmetini de çay servisini de onlar yapıyordu. Bana da çay getirdiler ama çay iki taneydi.

Tam “niye iki çay getirdiniz, biri kime?” diye soracaktım ki sandalyesini alarak Muzaffer Bey de yanıma geldi. Bana;

“Hocam ben de senin gibi sakinliği seviyorum. Boş kalabildiğim vakitlerde buraya geliyorum” dedi. Çayları içerken bir yandan muhabbet ediyorduk. Ben sormadan kendisi anlatmaya başladı.

“Hocam ben bu araziyi kendim satın aldım. Benim annem babam fakir insanlardı. Köyümüz şu karşı yamaçtaki köydü. Şimdi bizden hiç kimse kalmadı köyde. Annem, babam öldükten sonra oradaki mirasının tümünü kız kardeşime verdim. O da onları sattı, şehirden kendisine durabileceği kadar bir ev satın aldı. Köyle alakamız kalmadı. Mezarlardan başka bir şeyimiz yok” dedi.

Arkadaşım benden en az 5-6 yaş büyüktü. Ona tekrar sordum:

-Ailenizin fakir olduğunu söylemiştiniz. Peki bu araziyi nasıl satın aldınız, dedim.

-Köyde ilkokulu bitirdikten sonra, parasız yatılı olarak şehirde ortaokulu ve liseyi vakıfların yurtlarında okudum. Ankara’dan ODTÜ'yü dereceyle kazandım. Tam dört yıl bu üniversitede okudum. Matematik mühendisi olacaktım. O zaman anarşiden ve terörden mağdur olmayan yoktu. Okulda okumak için mutlaka bir taraf tutmak zorundaydınız. Ben bunu arkadaşların yaptıklarını gördükçe âdeta ürperiyor Allah’a yalvarıyordum. Son sınıfa kadar hiç kimseye bulaşmadan idare ettim. Allah’tan dersim de yoktu. Sene sonunda beni gruplardan birinin lideri çağırdı. Bana “Seneye seni içimizde göremeyeceksek gelme, bu sana son ihtarımız” dedi. DEVAMI YARIN

Ünal Bolat'ın önceki yazıları...

Haber Asistanı

Son 30 günün haberleri
📰

Türkiye Gazetesi Haber Asistanına Hoş Geldiniz!

Son 30 güne ait haberleri, spor gelişmelerini veya yazar yazılarını sorgulayabilirsiniz.