“Gayrı bunun dönüşü olmaz. Kan dökülmeden değirmencinin yeğenini alacaksın!”
İkinci dünya savaşı yıllarıdır. Halil dayıya gelen köylüler silahı çevirip sertçe konuşurlar:
-Artık mecbursun bu kızı alacaksın!
-Ama ben değirmencinin kızı...
-Ha değirmencinin kızı, ha misafir yeğeni fark etmez... Kaçırılmış ve senin hanene getirilmiştir. Gayrı bunun dönüşü olmaz. Kan dökülmeden değirmencinin yeğenini alacaksın!
Gelenlerin şakası yoktur. Ya “evet” diyecek ya öldürülecektir.
Boynunu büker ve mecburen peki der. Sevdiği kızı değil de yanlışlıkla kendisine kaçırılan sevdiği kızın kuzeni ile evlenmeye razı olur.
İyi de bu yanlışlık nasıl olmuştur?
O yıllarda insanlar birbiriyle bu kadar görüşüp konuşma fırsatı bulamaz elbet... Yeşilyurtlu Halil dayı da komşu köydeki değirmene öğütülmek üzere buğday götürdüğünde değirmencinin kızına bir görüşte âşık olur.
Un öğütülürken, çuvallara doldurulurken köye getirilirken artık aklı hep onda kalmıştır... Köye geldiğinde Mecnun gibi yandığını fark eden arkadaşları sorar:
-Halil nedir sendeki bu hâl? Ne oldu sana da böyle kara kara düşünürsün?
-Hele derdini söyle de çaresine bakalım...
Halil “Yok bir şeyim. Değirmenden geldim, yorgunum...” dese de arkadaşları dilinin altında bir bakla olduğunu bilirler:
-Hâlin hiç de değirmen yorgunluğuna benzemiyor. Ağzından baklayı çıkar!
Halil dayı anlatmaya mecbur kalır:
- Değirmende sıra beklerken kızı görüp beğendim. Gönlüm orada kaldı. Yüreğim değirmen taşının altındaki buğday tanelerinin ezildiği gibi eziliyor. Bir çıkış yolu bulamıyorum...
Halil dayının bu itirafı üzerine arkadaşları samimi olarak ortaya çıkar:
- Eğer ciddiysen kızı alıp getirelim. O işi bize bırak...
-He gardaşlar çok ciddiyim.
O yıllarda konuşmalar nettir. Söz ağızdan bir kere çıkar. İnsanlar ciddidir. Bu samimi cevap üzerine Yeşilyurt köyünün oradaki gençleri harekete geçerler...
Silahlanıp değirmencinin evine gidip odada uyuyan kızın ağzını bağlayıp bir çuvala koyup alıp Halil’e getirirler.
-Çuvaldan kız çıkarılınca Halil şoke olur... Ondaki şaşkınlığı görünce kızı kaçıranlar da şaşırır...
DEVAMI YARIN

