Kaydet
a- | +A

“Bu defa orada bulunanların hâlini fark etmiş hatta bire bir gözleriyle görmüştü...”

Hatırama devam ediyorum... O akşam direksiyona geçti. Şehrin ışıkları arkasında kaldıkça Işıkkent de değişmeye başladı. Geniş caddeler daraldı. Yeni binaların yerini eski evler aldı.

Kaldırımlar bozuldu. Yağmur da tam o sırada başladı. Önce ince ince yağdı. Sonra birdenbire bastırdı. Silecekler yetişmiyordu.

Servet Bey yavaşladı. Bir virajı dönerken arabanın önünden sert bir ses geldi. Araba yana çöktü. Teker patlamıştı. Servet Bey arabadan indi. Yağmur birkaç dakika içinde takım elbisesini sırılsıklam etti. Telefonunu çıkardı. Şebeke yoktu. Şarj yüzde üçtü.

Ne yapacağını düşünürken karşı tarafta, loş bir ışığın altında eski bir binanın tabelasını gördü:

“Dayanışma ve Yaşam Evi”

Yağmurun altında daha fazla bekleyemezdi. Kapıyı açıp içeri girdi. İçeride soba yanıyordu.

Ihlamur kokusu vardı. Bir köşede iki kişi satranç oynuyor, başka bir tarafta genç bir kız ellerini hareket ettirerek yanındaki kadınla konuşuyordu. Servet Bey kapının yanında kaldı.

Kimse ona dönüp bakmadı. Yıllardır girdiği her yerde insanlar ayağa kalkar, elini sıkar, “Hoş geldiniz efendim” derdi. Burada ise kimsenin ondan haberi yoktu.

Bir adam yerinden kalktı. Elinde beyaz baston vardı. “Buyurun” dedi. Servet Bey adama baktı. Arabanın lastiğinin patladığını söyledi. Yardımcı oldular. İçeri buyur ettiler. Çaylar geldi... İkram edildi. Bir süre sessiz kaldılar. Sonra görevlilerden biri olan Selim ne iş yaptığını sordu. Şehir Hizmetleri Yönetimi’nde çalıştığını öğrenince herkes bir tuhaf oldu. Çünkü işleriyle ilgili dosyalar oraya gidiyordu. Ve Servet Bey orada kendine gelen dosyalarla gereği kadar ilgilenmiyordu...

Bu defa orada bulunanların hâlini fark etmiş dahası kendi başına gelen çaresizlik sebebiyle yaşamıştı.

Servet Bey hiçbir şey söylemedi. Çünkü üç hafta önce önüne gelen dilekçeyi hatırlamıştı.

Yağmur gece boyunca devam etti. Servet Bey onları dinledi. Haklılardı. Üstelik acınmayı değil haklarını istiyorlardı.

Servet Bey ertesi gün bütün görüşmelerini iptal etmişti. Dün gece hatırladığı dosya masasında duruyordu. Üç haftadır oradaydı. Kalemi eline aldı. Uzun süre düşündü. Sonra dosyanın üzerine bir not yazdı:

“Yerinde görülüp yeniden değerlendirilecek.”

Selman Devecioğlu

Ünal Bolat'ın önceki yazıları...

Soru 0 / 6
Türkiye Gazetesi dijital abonelik ve arşiv kampanyamızı ilk nereden duydunuz?

Haber Asistanı

Son 30 günün haberleri
📰

Türkiye Gazetesi Haber Asistanına Hoş Geldiniz!

Son 30 güne ait haberleri, spor gelişmelerini veya yazar yazılarını sorgulayabilirsiniz.