Kaydet
a- | +A

“Servet Bey’in bir başka huyu daha vardı. Engelliler görünür oldukça huzursuz olurdu.”

Işıkkent’te Servet Bey’i tanımayan yoktu. Kimi gazetedeki fotoğrafından bilirdi onu, kimi televizyon ekranından. Kimi bir açılışta kürsünün arkasında görmüş, kimi de imzasını bir resmî yazının altında okumuştu.

Şehir Hizmetleri Yönetimi Başkan Yardımcısıydı. Üstelik sosyal işlerden ve engellilerle ilgili çalışmalardan sorumluydu. Makamı genişti. Masası büyüktü. Masasının üzerinde de her gün biraz daha büyüyen dosyalar vardı. Kiminin içinde bir tekerlekli sandalye talebi, kiminin içinde bir protez isteği, kiminin içinde kaldırım rampası, otobüs, okul, iş ve daha nice mesele…

Servet Bey bu dosyaların çoğunu okumadan da ne yapacağını bilirdi. İmzalar atılır, yazılar gönderilir, dosyalar kaldırılırdı. Onun dünyasında işler böyle yürürdü. Fakat yakın çevresi başka bir Servet Bey tanırdı.

Engellileri sevmediğini açık açık söylemezdi. Böyle bir söz, onun makamına da taşıdığı ünvana da yakışmazdı. Ama en yakınındaki birkaç kişiye, engellilerden ve özellikle engelli dernek başkanlarından hoşlanmadığını defalarca söylemiş, bunu dillendirmişti.

“Bunlarla uğraşmak zor” derdi.

Bazen de daha açık konuşurdu: “Engelli derneklerinin başkanlarından hemen hiçbiriyle içli dışlı olmayın.”

Sebebini soranlara da:

“Her işten mesele çıkarıyorlar” der geçerdi. Oysa mesele çıkardıklarını sandığı şeyler, insanların hayatlarıydı. Servet Bey’in bir başka huyu daha vardı. Engelliler görünür oldukça huzursuz olurdu.

Bir toplantıda tekerlekli sandalye yakınına geldiğinde sandalyesini biraz geriye çeker, beyaz bastonların arasında kalınca yolunu değiştirir, işaret diliyle hararetli biçimde konuşan birilerini gördüğünde gözlerini başka tarafa çevirirdi.

İçten içe onlardan nefret ederdi. Bunu kendisine bile söylemezdi. Çünkü bazı insanlar, kendi içindeki çirkinliği görmektense ona başka isimler vermeyi tercih eder.

Servet Bey de buna “mesafe” diyordu.

***

Kasım ayının sonlarına doğru bir akşam kurumdan geç çıktı. Koridorlar boşalmıştı. Sekreteri odanın kapısında bekliyordu.

“Aracınız hazır efendim.”

Servet Bey saate baktı:

“Sen git. Ben biraz dolaşacağım.”

Şoförü şaşırdı. Ama bir şey söylemedi. Servet Bey uzun zamandır kendi başına araba kullanmamıştı. DEVAMI YARIN

Ünal Bolat'ın önceki yazıları...

Soru 0 / 6
Türkiye Gazetesi dijital abonelik ve arşiv kampanyamızı ilk nereden duydunuz?

Haber Asistanı

Son 30 günün haberleri
📰

Türkiye Gazetesi Haber Asistanına Hoş Geldiniz!

Son 30 güne ait haberleri, spor gelişmelerini veya yazar yazılarını sorgulayabilirsiniz.