Kaydet
a- | +A

"Hüznün yüzü" rumuzuyla yazan genç kız okurumuz, binlerce yıldan beri binlerce gencin yaşadığı benzer duygulardan birini kaleme alırken, bir de tavsiyede bulunuyor: -Dileğim bu yazılardan ders alınır da aynı hataya düşülmez. "19 yaşında bir genç kızım. Şu an büyük bir umutla üniversite sınav sonuçlarını bekliyorum. Bundan bir yıl önce başıma gelen bir olayı sizlerle paylaşmak istiyorum. Sınav sonuç belgesi elime geçtiğinde çok şaşırmıştım. Çünkü tercihlerim arasında herhangi bir okul yoktu. Fakat elimden de birşey gelmiyordu. ÖSYM beni bir özel üniversiteye yerleştirmişti. Bu da benim için büyük bir hayal kırıklığı olmuştu. Ailemin maddi durumu bu okulun masraflarını karşılayamazdı. Daha kötü olanı, bir daha sınava girersem puanlarım büyük ölçüde düşecekti.

Ailem bu duruma benden çok üzülüyor, ama yine de yüzümün biraz gülmesi için neler yapıyorlardı neler... Hele babam hayatımda duyduğum en güzel sözü söylüyordu: -Kızım senin ne kadar zekî olduğunu biliyorum. Bir yıl seni o okula yollayacağım. İnanıyorum ki bu yıl sonunda bir burs kazanacaksın. Sevinçten uçuyordum. Kısa zamanda okula kaydım yapıldı. Bir tek korkum vardı. O okulun zengin çocukları arasında hor ve hakir görülmek. Ama okumak için herşeyi göze almıştım. Benim bundan sonraki hedefim burs kazanmak, bunun için de çok çalışmaktı. Ailemin emeklerini boşa çıkartmamalıydım. İşte böylesi bir okula başlayalı daha bir ay olmuştu. Sürekli ders çalışıyordum. Hiçbir şey düşündüğüm gibi değildi. Arkadaşlarım aksine çok cana yakındı. Beni kendilerinden hiç de ayırt etmediler. Hatta yıllardır kendime arayıp durduğum sırdaşımı bile bu çevrede bulmuştum. Bir kızdı bu... Ama tamamen farklı bir insandı. Anlayışlı, hoşgörülü, sevecen, dert dinleyen biri... Bu bir ay içersinde birbirimize o kadar alışmıştık ki, daha şimdiden "Yıl sonunda birbirimizden nasıl ayrılacağız?" diye düşünür olmuştuk. O benim için bir sırdaştan öteye ana, baba, kardeş gibiydi. Yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmiyordu. Birlikte ağlar, birlikte gülerdik. Hastalansa, onu sırtımda doktor doktor, eczane eczane gezdirirdim.

Bu arkadaşlığımız gün geçtikçe büyüyor büyüyordu. Biz de bu güzel dostluğumuzu kimsenin bozmasına izin vermeyeceğimize söz veriyorduk. Sevdiği bir subay olduğunu söylüyordu. O kadar heyecanlanıyordu ki ondan söz ederken, yerinde duramıyordu: -Okul biter bitmez nişanlanacağız. -Beni de davet edecek misiniz nişanınıza? -Ay sensiz olur mu hiç. Zaten bu mutluluğumu bir tek seninle paylaşıyorum. -Senin mutlu olmana o kadar seviniyorum ki... -İnan ben de senin gibi eşsiz bir arkadaşa, diğer yanda dünyanın en dürüst bir erkeğine sahibim. Daha ne isterim hayattan... Onun gözlerinden okuyordum mutluluğunu. Ve en az onun kadar ben de seviniyordum arkadaşımın haline. Duygularımı ona belirttiğimde bana diyordu ki: -Senin de böyle bir hayatın neden olmasın? Neden sen de mutlu olmayasın ki... -Bilmem, benim aile yaşantım ve aldığım kültür buna pek izin vermiyor. -Yani? -Ne bileyim ben erkek arkadaşım olsun istemedim hiçbir zaman. Aslında erkeklere karşı içimde bir güvensizlik de vardı belli belirsiz. Belki de kendi kendime böyle bir duygu peydah ediyor, sonra o duyguyu gerçek kabul ederek, erkek arkadaş edinmemiş oluyordum. İyi de içimde benden habersiz bana karşı gizli kapıları zorlayan bir duyguya ne kadar gem vuracaktım. Eğer ben bir genç kız isem, ne kadar diyeceksem " Sevmem" diye? Hem ağzım söylese gönlüm buna ne kadar "evet" diyecekti?.. İtiraf etmem gerekirse, benim de gönlümde biri var gibiydi. Var mıydı yoksa gibi miydi ben de bilmiyordum. Ama onun ismi söylenince bir hoş oluyordum... Devamı yarın

ÖNE ÇIKANLAR