Sivas''tan 44 yaşında, iki oğlan bir kız annesi okuyucumuz, almış eline kurşun kalemi kendi ifadesiyle, üzüntü ve öfkeden elleri titreye titreye yazmış yaşadığı dramı.
"İkinci oğlumu sevip anlaştığı bir kızla nişanlamıştık.Oğlum askere gitti. Nişanlısı da Sivas''ta üniversitede okuyordu. Kız madem ki gelin kızımızdı artık o da bizim ailemizden biriydi. Cuma günleri bize geliyordu. Pazartesi günü de kayınvalidesi götürüp okuluna kadar bırakıyordu. Oğlumuz askerden geldi. Biz de düğün için gün almak üzere kızın evine gittik. Oradan buradan konuşurken bize onbeş bilezik istediklerini söylediler. Bu kadar bileziği nasıl yapardık biz. Ama sevenler ayrılmasın diye dişimizi tırnağımıza takarak beş bilezik yapabileceğimizi söyledik. Sivas''a geldiğimizde arkamızdan bir telefon geldi. -Kızımızı oğlunuza vermekten vazgeçtik. -Niye? -Oğlunuzun belli başlı işi yok. -Anam bacım, bu ne biçim söz böyle. Size dünür gelirken siz bunları bilmiyor muydunuz? Oğlumuzun işi yok ama elimizden gelen bu. Gelin kızımıza dedim ki: -Kızım senin kayınvaliden olarak beni dinlemeni istiyorum. Sen benim oğlumun işi olmadığını bile bile nişanlandın. Bizim durumumuzu biliyordun. Neden böyle takı yüzünden nişan bozulsun yavrum? Gelinin bana verdiği cevap kayıtsızcaydı: -Ben bilmem, annem babam bilirler. Baktım bu aileyle anlaşmak mümkün olmayacak. Oğluma döndüm dedim ki: -Bak yavrum, bu nişan beş bileziğe on bileziğe bozulmamalı. Eğer kız seni gerçekten sevseydi, bir yolunu bulur bu nişanı attırmazdı. -Haklısın anne. -O zaman gel bu işi unutalım. Varsa beğendiğin bir kız gidip onu isteyelim. Oğlumun canı çok sıkıldı. Ama onun da başka çaresi yok gibiydi. Dedi ki: -Anne benim işsiz olduğumu öğrenen diğer aileler de kızını vermekten vazgeçer. -Ee ne yapacağız öyleyse? -Bizi ancak bizi bilen anlar. O bakımdan eğer verirlerse teyzemin kızını isteyin. Kalkıp kardeşime gittik. Sağolsun hiç itiraz etmediler. Tekrar sil baştan bir nişan yaptık. Ardından düğün hazırlığı. Allahım eşimin sadece bir kuru emekli maaşı var. Oğlan işsiz. Ben çaresiz. Koş oraya koş buraya, ona emmi, buna dayı derken o düğünü nasıl yaptık bilemiyorum. Hani televizyonlarda görüyoruz. Gelinin kolları taşımıyor altınları. Paralar havada uçuşuyor. Etmeyin anam bacım bu paraları nerden buluyorlar?
Düğünü ettim çok şükür. Gelinim de eve geldi. Ama ben de feth olmuştum. Üç gün sonrası parasızlığın sıkıntısından olsa gerek felç geçirdim. Allahım darda kalanlara sen yardım et Rabbim. Ah bu çileli başımın çilesi bitmeyecekmiş meğer. Düğün esnasında, eniştem yani oğlumun kayınpederi damadına bir düğün hediyesi almış. Bir cep telefonu. Gönlünden öylesi kopmuş. Allah razı olsun.
Cep telefonunun bu kadar lüks bir şey olduğunu nerden bileyim. O aralar cep telefonlarına bir zam geldi bir zam geldi sormayın. Depremzedeler için ek vergiler aldılar. Bilmem şunun için bunun için derken, oğlum dedi ki: -Ana ben bu telefonu kullanamayacağım. Çok para geliyor. -E oğlum sen bilirsin. Kullanamıyorsan sat bari. Keşke satabilseydi. Ah bu telefon başımıza ne işler açtı? Devamı yarın

