İzmir-Kemalpaşa''dan yazan bayan okurun hatırasını yayınlamaya kaldığımız yerden devam ediyoruz. Dağılan yuvanın ardından amcasının yanında kalan genç kız, mahalledeki bir gence aşık olur. Genç de onu sever. Bir süre mektuplaşırlar. İkisi de evlenmeye karar vermişken, genç çalışmak için İstanbul''a gideceğini söyler. Aradan yıllar geçer. İkisi de farklı yerlerde farklı kimselerle evlenirler. Fakat kadın, birgün onu rüyada görür ve ağabeyinin telefonundan yola çıkarak kendisine telefonda ulaşır. İki ay boyunca telefonla görüşürler. Adam da kendisini halen sevdiğini söylemektedir. Kadın, bu konuşmalarla kocasına ihanet ettiğini bilir ama vicdan azabına rağmen duygularına hakim olamamaktadır. Ona karşı çektiğim vicdan azabını anlatamam. Kocamı ilk defa aldatıyordum. Bu aldatmanın sonu nereye varacaktı onu da bilmiyordum. Artık kendimi onun rüzgarına kaptırmıştım bir kere. Nihayet birgün bana, "Buraya gel, görüşelim" diye yalvardı. Ben de zaten 10 senedir memleketime gitmemiştim. Çünkü babam ve beni büyüten babaannem ölmüştü. Sade amcamlar vardı. Bir de onu çok merak ediyordum. Onun da beni merak ettiğini biliyordum. Artık yalanlar peşpeşe gelmeye başlamıştı. Eşime, "Amcamları görmeye gidebilir miyim?" dedim. İzin verdi ve yola çıktım. Beni çocuklarıyla birlikte garajlarda bekleyecekti. Otobüsten iner inmez onu ilk gördüğümde tanıdım. O bana güldü ben de ona. On sene sonra yine görüşmüştük. Saatlerce oturup konuştuk. Pazar günü buluştuk, pikniğe gittik. O yaşadıklarımı anlatmak mümkün değil.
Onu halen çok seviyordum. Ona halen aşıktım. Derken bir teklifte bulundu: "Çocuklarını bırak gel, evlenelim" dedi. Ben de ona, "Yollarımız çoktan ayrıldı. Ben annesiz babasız büyüdüm çocuklarımı bırakamam" dedim. Benimle öyle ilgileniyordu ki anlatamam. Bir gün hanımı hasta olmuş, hastaneye getirmiş. Serum takmışlar. Bana telefon açtı. Ben de amcamlardaydım. "Aşkım, hanım rahatsızlandı, hastaneye götürdüm. Hastanenin önüne gel de seni göreyim ne olursun" dedi.
Amcamın kızı benim herşeyimi biliyordu. Onunla beraber hastaneye gittik. Orada bizi bekliyordu. Amcamın kızına para verip onu gönderdikten sonra birlikte pastaneye gittik. Orada iki saat boyunca oturduk. Buna benzer şekilde üç dört gün sürekli buluştuk. Laf dönüp dolaşıp aynı yere geliyordu: "-Beni yıllar önce neden bıraktın. Sana çok yalvardım" "-Yemin ederim, seni sevmediğim için değil, istemeden ayrıldım. Ben çok fakirdim. Durumu ağabeyime söyledim. Beni azarladı. Daha askerliğini yapmadın, bir daha duymayayım dedi. Tabii annemle birlikte oturuyorlardı. Seni oraya götüremezdim."
Şimdi çok zengindi. Ev almış, araba almış. Ama hiç umurumda değildi. Ben sadece onu düşünüyordum. Orada 10 gün kaldım. Beni yol etmeye garaja geldi. Yeniden duygulanmıştım. Ayrılıktan sonra İzmir''e kadar ağladım. Çok zor durumdaydım. İntiharı çok düşündüm. Başka çıkar yol yoktu. Ama çocuklarıma kıyamıyordum. Beni hayata bağlayan onlardı. Ondan sonra beni her gün aradı konuştuk.
Onu görmeyeli altı ay oldu. Dört aydır da beni hiç aramıyor. Hep ben onu arıyorum. Telefonda bana iyi davranıyor. Niye aramıyorsun dediğimde de, "Kocan evdedir diye çekiniyorum" diyor.
Allahım o kadar tatlı laflardan sonra inanamıyorum "Bu o adam mıydı?" diye. Gurur yapıp, ona "Niye böyle yapıyorsun? Niye soğuk davranıyorsun?" diye de soramıyorum. Çok acı çekiyorum. Yaşamaktan zevk alamıyorum. Her saniye aklımda. Artık tükendim. On yıl sonra da olsa, onunla buluştuğumda 63 kiloydum. Şimdi 53 kiloyum.
Halimi bilen bir arkadaşıma dert yandım. Bu adamın neden artık beni aramadığını sordum. Yaptığı yorum enteresan geldi. Diyordu ki arkadaşım: "Kimbilir, bugün benim için kocasına telefon yoluyla da olsa ihanet eden kadın, yarın da aynı şekilde bana ihanet edemez mi?" diye düşünüp vazgeçmiş olamaz mı?" Öyle olup olmadığını bilemeyiz. Bizim bildiğimiz birşey vardır. O da, hangi sebeple olursa olsun hiçbir duygunun namuslu olmanın verdiği onur ve şeref kadar yüce olmadığıdır.

