Kaydet
a- | +A

Bir kimsenin ne kadar önemli olduğunu anlamak için ani ölümünü beklememiz gerekiyor. Nedense ölümle anlıyoruz pek çok kimseyi. Bilmem anlıyor muyuz, yoksa çok konuda olduğu gibi, bu konuda da "rol" mü yapıyoruz.

Kemal Sunal hayatta iken, filmini izlemeyi basitlik görenler de oldu, ömründe bir kere filmine bile gitmeyenler de...

Ölümüyle birlikte herkes onun filmlerinden, sanatçılığından falan söz etmeye başladı. Hatta siyasi liderlerimiz dahi kendisinden ders aldığını söylediler. Önemli olan Kemal Sunal''ı anlayabilmekse, sağlığında anlaşılamayan Kemal ağabeyin, kendisiyle yaptığımız söyleşide söylediklerini bir kez daha yayınlıyor ve diyoruz ki: Yetkililer, siyasi liderler, sosyologlar, sinema ve televizyon sorumluları haydin göreve!.. Hiç olmazsa onun sözünü öldükten sonra dinleyin!

Bir zaman sonra alışıyorsunuz "Ben hiçbir filmimden beş kuruş almıyorum. Böyle bir şey yok. Sözü edilen bir kanun var ama henüz yaptırım gücü yok. Hatta o yasada oyunculara bir hak tanınmadı. Bize gene birşey yok. Eser sahiplerine, müzik eseri sahiplerine, senaryo yazarlarına falan tanıyorlar o hakkı. Oynayanlara o hakkı vermiyorlar. Oynayanları mukavelelerle bağlıyorlar.

O yüzden ben hiçbir filmimden beş kuruş almıyorum. Ben de herkes gibi filmi seyrediyor, gülüyorum. Yani artık unuttum. Türkiye''de böyle işlere alışıyorsunuz belli bir müddet sonra.

Topluma malolmak... "Benim filmlerim topluma mal olmuş. Belki bundan 25 sene sonra da oynayacak. Filmlerim oynadığı müddetçe ben gündemde kalıyorum, kalacağım. Hiç televizyona çıkmadığım halde, özel bir şekilde özel bir toplantıyla, talk şova falan ne bileyim herhangi bir programa çıkmadığım halde gündemde kalabiliyorum. Ne ile kalabiliyorum? Tabii ki filmlerimle. Bu filmlerim oynadığı müddetçe böyle olacak.

Sinemanın hali perişan Sinema salonları kapandı. Niye? Televizyon patladı. Şimdi eski düzende olmamakla birlikte, iş merkezlerinde, çarşı binalarında ufak ufak sinema salonları oluşturuldu. Yeniden bir canlanma başladı. Ama bu canlanma bir kombin kurulsa... Amerikan filmlerine bağlı olarak yaşıyorsunuz. Amerikan filmleri, size ne kadar müsaade ederse o kadar oynayabiliyorsunuz. Şimdi o yüzden daha az sayıda film yapılıyor. Yılda on onbeş film. Bunların çoğu da halka ulaşamıyor.

Hem maddi açıdan hem manevi açıdan. Maddi açıdan şimdi o sinemalardaki bilet ücreti beş altı milyon civarında. Dört kişi gelse 20 milyon. Yol parası, orada bir şey yeme içme parası... Kaç paraya çıktı? Maaşı nedir o adamın? Asgari ücret nedir? Bu şartlarda Türkiye''de halk bu salonlara gelemez. Ya ne yapar? Bedeva televizyonu var evinde. Televizyonun karşısında, geçiyor, pijamalarını giyiyor, oturuyor televizyonunu seyrediyor.

Şimdikiler anlaşılmazı oynuyor Bazıları dışarıya yönelik, Avrupa''ya yönelik olan filmler yapmaya çalışıyor. Anlaşılmazı oynamaya çalışıyorlar. Yani çektikleri filmi kendileri de anlamıyor. Anlamıyor ve anlatamıyor. Böylece anlaşımza oynayarak sinemada kendine yer edinmek isteyen yönetmenler var. Tabii bu çıkar bir yol değil, bu bir kör kuyudur yani.

Yılda on onbeş filmin yarısından çoğu böyle. Diğer birkaç tane kalıyor onlar da belli gelir düzeyi olanların gidebileceği plazalardaki mini sinema salonlarında. Yani? Gerçek halk, eskiden Türk filmlerine giden Türk filmi seyircisi, o salonlara gelemiyor.

Sosyologların araştırması lâzım Beni izlemekten bıkmaz, bıkmadı. Neden bıkmadı? Bana göre bunu sosyologların araştırması incelemesi lazım. Ama bana sorarsanız, benim hiç araştırmadın, şöyle el yordamıyla bulduğum şeyler var. Aslında bu, başka ülkede olsa araştırma konusu olurdu. Sosyologlar araştırırdı. Adamlarda iki üç filmde oynamış adamın bile hakkında kitap var. Bir tek bizim ülkemizde yok. Bu sosyologların inceleyeceği bir iş. Neden? Toplumu yakalamak adına. Bu toplum neyi seviyor, neyi beğeniyor, ne istiyor? Bunu yakaladığın zaman her türlü yere ulaşabilirsin.

Bu insan hangi partiye oy verebilir? Bu insan şu konuda neyi seçebilir. Bunun gibi her konuda toplumdaki her bilgiye ulaşabilirsin. Benim görüşüm bu.

Halk beni kendinden kabul ediyor Mesela, benim eski filmlerim gibi, birçok eski Türk filmleri de oynuyor. Ama geçerliliği yok. Benim filmlerimde ise halen ilgi oranı yüksek. Geçenlerde bir milli maç vardı. Milli maçın karşısında iki kanal benim filmimi koymuş. Biri bir filmimi diğeri de bir filmimi koymuş. Milli maç % 20 reyting yaptı. Benim bir filmim % 10, diğer filmim % 10 reyting yaptı. Milli bir davanın karşısında bu böyle oldu. Şimdi ben filmlerimin bu derece izlenmesini, halkın çok sevmesine bağlıyorum. Halk beni kendinden biri olarak kabul ediyor. Gerçek de öyledir. Ben onlardan arasından gelen bir insanım.

Mesajlarım hâlâ geçerli Bir de benim filmlerde verdiğim mesajlar hâlâ geçerli. Maalesef... Türkiye adına maalesef diyorum. Ama benim filmlerim izlendiği müddetçe o mesajlar geçerli diyorum. Keşke o verdiğim mesajlar ortadan kalksaydı ve o yorumlar ortadan kalkıp, daha güzele gidilseydi ve bu mesajlar geçerli olmasaydı. Ama yıllar geçtiği halde halen izlenmesini ben bunlara bağlıyorum. Başka bir neden bulamıyorum.

Halkın sevgisi önemli Mesela Hürriyet''in ödülünü aldık. İsmi hâlâ devam eden ve hâlâ işinde bir numara olan onbeş kişiye altın kelebeğin dışında ödül verdiler. Orda hepimiz kürsüye çıktık ama, iki üç kişi çok büyük alkış aldı. Onlardan biri de Kemal Sunal''dı. Ki orda halk yoktu mesela... Yine Antalya''ya gittim. Antalya''da onur ödülü açık havada verilmişti. Halk açık havayı tıklım tıklım doldurmuştu. Müthişti. İğne atsanız yere düşmezdi. Ödül aldığımda müthiş bir alkış tufanı vardı. (Aynısını cenazesinde bir kere daha gösterdi) Yani halkın sevgisi çok önemli.

Halk sevdi mi, tuttu mu yeter. Benim hiç reklamım yoktur. Ben basında da gözükmem, televizyonda da gözükmem. Ben kendimi geriye çekerim. Filmlerimle varım, onlarla yaşarım. Ama siz sağlam bir şekilde çıkmışsanız, arkanızda halk varsa kimse yıkamaz sizi. Balon olan insanlar her dakika reklama muhtaçtır. Çünkü bir gün medyada çıkmadıkları zaman balonları söner.

Öyle titiz adamım... Ben öyle dikkatli bir vatandaşım ki, iyi bir oyuncu olduğum kadar, aynı zamanda iyi bir gözlemciyim... Şimdi ben semtimde hangi sokakta kaç lamba yanmıyor, biliyorum. Hangi sokağın yaya kaldırımı bozuk biliyorum. Bunları belediye reisleri de bilmiyordur. Ben o yüzden başkan olsam gece de dolaşırdım. Çok titiz adamım ben...

ÖNE ÇIKANLAR