Kaydet
a- | +A

Taksi şoförü, başından geçen olayı anlatırken, sanki aynı günü yeniden yaşıyordu... Sandalyesini biraz daha beriye çekip, cebinden çıkardığı otuzüçlük tesbihi parmaklarının arasında ezerken anlatmaya başladı yıllar önce yaşadığı ibretlik olayı: -Hiç unutmuyorum 79 yılının o sonbahar gününü... Öğle yemeğini dahi yiyememiştim müşteri sebebiyle... Bilirsiniz, biz müşteriden vakit bulabilirsek ancak doyururuz karnımızı... Bazan akşama kadar yemek yemediğimiz bile olur...

Şöyle arabayı müsait bir yere park edip, yol kenarındaki büfeden yarım ekmek arası döner yaptıracakken, üç genç yaklaştı arabaya ve kibarca rica ettiler: -Müsait misiniz abi? -Nereye gideceksiniz? -Biraz uzak!.. -Şey, şurdan döner ekmek alıp gelsem olur mu? -Olur olmasına ama, biz de yemek yemedik... Yolda alırız... Randevumuz var da kaçırmasak diyoruz...

Ben nerden bilirim maksatlarının başka olduğunu... Müşteri mi müşteri işte... Baktım olacak gibi değil... "Peki öyle olsun" deyip tekrar döndüm arabaya... Direksiyona geçip de hareket ettikten sonra, iki de bir rica ediyorlardı benden: -Biraz daha hızlı gitsek abi? Bu sözlerden şüphelenebilirdim ama, dikiz aynasından kesiyorum, üçü de pırıl pırıl delikanlı... Hiç öyle anormal bir halleri yok... "Hele devam bakalım!" dedim içimden... Arabayı kullanabileceğim son süratte kullanarak gidiyoruz... Aradan on dakika ya geçti ya geçmedi... Dikiz aynasından bir far aldı gözümü... Üstelik gündüz gözüyle, bana doğru uzun farlarını yakıp yakıp söndüren arkamdaki araç da neyin nesi?.. Dikkatlice baktığımda bir polis otosu olduğunu farkettim... Kendi kendime: "Galiba, acele bir işi var da, benden yol istiyor." diyerek sağa çekilmek istedim... İşin garipliğine bakın ki, sağa çekilecek müsait bir yer yoktu çevrede... Mecburen biraz daha hızlanıp, bir an önce sağda müsait bir yere çekmek istedim arabamı...

Böylece polis otosu arkada, ben önde, yaklaşık yüz metre kadar gittik... Polis ardımda sürekli sellektör yapıp duruyor... İlk fırsatta sağda müsait bir alan bulur bulmaz aracı sağa çekerek yol verdim polis otosuna...

Aaa, o da ne öyle?.. Beni geçen polis otosu, hemen direksiyon kırıp benim arabanın önüne durdu... Durmasıyla birlikte, bütün kapılarının açılması bir oldu... Şaşırdım kaldım birden... Otodaki polisler şimşek hızıyla çevreye dağıldılar... Biri de bana doğru geliyordu öfkeli adımlarla... -Niye durmadın?!. Sana deminden beri sellektör yapıyoruz!?.. -Şey beyefendi, yol vermek için müsait bir yer aradım... Ancak bulabildim... -Sen onu külahıma anlat!.. Taşıdığın kimselere yataklık yapıyorsun!.. -Kimlere?!. Bu gençlere mi?.. Aaa, böyle söyleyerek arkama dönüp baktım ki, gençler çoktan inip kaçmışlar otomobilden... Nasıl da farkına varmamışım ben?.. Bu defa şaşırdım kaldım... Çevreme bakındığımda, diğer polislerin o kaçmakta olan gençleri kovalamakta olduğunu hayretle gördüm... Benim yanıma gelen polis de beni yakalamış oluyordu... Çaresiz yalvardım polise: -Memur bey, inanın ki benim hiçbir şeyden haberim yok... Ben bir taksi şoförüyüm... Yolda bindiler arabama, gidiyorduk...

Ne dersem diyeyim o an için inandırıcı olmamıştı... Kısa zamanda yakalanan o üç gençle beraber hepimizi alıp götürdüler... Durup dururken tutuklanmıştım... Eve de haber veremedim o gün...

İnanın tam sekiz ay sorgusuz sualsiz yattım hapishanede... Çünkü o zaman mahkemelerde dosyalar tıklım tıklımdı... Sekiz ay sonra sıramız geldi de mahkemeye çıktık... İlk celsede hakime anlattım olan biteni... Hakim o üç kişiye de itiraf ettirdi, benim onlarla bir ilgimin olmadığını... Hemen berat ettim ama, sekiz ay boyunca çektiğim sıkıntıyı, hasreti ıstırabı ben bilirim... Şimdi yoldan geçerken biri suratıma tükürse "Eyvallah abi" diyorum... Başıma bela almam kesinlikle... Deli misin abi? Ben bilirim hapishane hayatını... Allah kimseyi düşürmesin hapishaneye...

ÖNE ÇIKANLAR