Kaydet
a- | +A

“Kelimelere yön veren aşkın kitabını yazmaya çalışan ben, dilsiz biri olup çıkmıştım!..”

Şair arkadaşımla ilgili hatırama devam ediyorum...

Sedat belli ki çok doluydu. Anlattıkça açılıyor dertlerini döküyor gibiydi.

-Semra biliyorsun benim lisede sınıf arkadaşımdı. Benim şiir öykü makale yazdığımı biliyordu ve her fırsatta yazdıklarıma bayıldığını söylüyordu. Semra bir Yüzbaşı kızı. Cesur yürekli açık sözlü dünü günü renkli yaşantısı olan gelecekten çok şeyler bekleyen birisi. Bir gün pat diye beni sevdiğini söyleyiverdi. Onun “seni seviyorum Sedat” deyişi karşısında donup kalıverdim, zangır zangır titremeye başladım. “Ben de seni seviyorum” diyemedim. Kelimelere yön veren aşkın kitabını yazmaya çalışan ben, dilsiz biri olup çıkmıştım. Ona ne diyebilirdim “ben bir temizlik işçisinin beş çocuğundan biriyim, ben simit satan ayakkabı boyacılığı yapan biriyim” nasıl diyebilirdim?

Araya girip:

-Haklısın dostum çok zor bir durum. İnan bunu ben de beceremez diyemezdim. Bunu sana kaç kez söylemiştim... “Davul bile dengi dengine çalmalı” derler. Semra'nın ailesi bir işçi ile dünür olmayı kabul ederler mi? Zaten her şey Semra'nın beni ayakkabı boyacılığı yaparken gördüğü gün bitti.

Boyacılık yaptığım günlerin birinde müşteri beklerken dalıp gitmişim. Boya sandığına bir ayağın konması ile o kahrolası görüntü ile kendime geldim. Müşteriyi görmek için başımı kaldırdığımda göz göze geldim Semra ile.

-Sedat sen misin? Ay gözlerime inanamıyorum Sedat sen ayakkabı boyacılığı mı yapıyorsun?

Benim zaten lal olan dilimden bir şey çıkmasına fırsat bırakmadan ayakkabılarını boyatmaktan da vazgeçip uzaklaşıp gitti. Bu nasıl bir tepeden bakmaktı. Bu nasıl bir aşağılanmaktı. Oysa o anda ben onu düşünüyor onlu hayaller kuruyordum. Son sözleri hâlâ kulaklarımda yankılanıp duruyor. O sözler sanki kalbime bir kurşun gibi saplanmıştı:

"Sedat sen ayakkabı boyacılığı mı yapıyorsun. Ay gözlerime inanamıyorum!.."

Bu sözleri ömrüm boyunca unutmadım, galiba unutamayacağım da. Oysa ben utanılacak bir şey yapmamıştım. Hırsız değildim arsız değildim. Alın teriyle helal kazanan, ailesine yardım etmeye çalışan bir öğrenciydim. Belki bir varoş çocuğuydum ama hadsiz değildim. O günden sonra bir daha kendime gelemedim. İnsanlara güvenimi kaybettim. Bir şairin ölüm anı işte o andı. DEVAMI YARIN

Ünal Bolat'ın önceki yazıları...