“Unutma! Mezarlıklar vazgeçilmez sanılan nice ünlü, kibirli Semra gibi güzellerle dolu!..”
Herkes onu konuşuyordu. Herkes onun son çıkardığı, onuncu baskısını yapan yok satan kitabını edinmek için çocukluk arkadaşı olduğumuzu bildiklerinden beni araya sokuyorlardı.
Sedat ile çocukluğumuz yokluk yoksulluk içinde geçmişti. Bir tas tarhana çorbasına kaşık salladığımız, bulabilirsek bir simidi paylaştığımız çok zamanlar olmuştu. Ona göre ben biraz daha şanslı idim. Ben üç kardeş o tam beş kardeş idi. Benim ailemin ekonomik durumu onunkinden biraz daha iyiydi. Ama ben de onun gibi çoğu zaman aile bütçesine katkıda bulunmak için ayakkabı (kundura) boyacılığı yapıyordum. Benim ayakkabı boyacılığım bitmiş ama onun boyacılığı uzun yıllar devam etmişti.
Aradan yıllar geçmişti... Uzunca aradan sonra çıkardığı son kitabının imza günü için ondan davet almıştım. Bu benim için bir onur ve gurur kaynağı idi. Güzel ve bol imzalı satışlı geçen bir günden sonra en nihayet baş başa kalabilmiştik. Elini omuzuna koyduktan sonra:
-Sen evlendin çoluk çocuğa karıştın dostum. Ben hâlâ evlenmedim hâlâ bir ölü ile yaşıyorum yani Semra ile tabii ki bunun adına yaşamak denilirse, dedi.
Bu sefer ben elimi onun omuzuna koyduktan sonra dedim ki:
-Yapma etme Sedat. İstesen elli tane kız seninle evlenebilmek için sıraya girer. Ünlü bir şairsin kitapların yok satıyor. Takılıp kalmak iş mi Semra'ya? Unutma mezarlıklar vazgeçilmez sanılan nice ünlü, kibirli Semra gibi güzellerle dolu. Evlenmek istemeyen birazcık sensin gibi...
Derin bir ohh çektikten sonra:
-Kolay mı sanıyorsun Semra’dan sonra sevmeyi evlenmeyi? Biliyorsun ben senden daha zorluklar yokluklar içinde büyüdüm. Benim kapkara gerçeklerim olmasına rağmen yine de şükrediyordum. Boyalı düşler kurabiliyordum. Bu düşlerimi dışarıya vuruyor duygulu hormonsuz şiirler öyküler yazabiliyordum.
Ben tatil nedir bilmedim. Hep bir iskarpin ayakkabı beyaz atlet giyebilme düşü kurdum. Çikolata bisküvi tatmadım yemedim. Gündüz okulda geceleri çalışmakla geçti çocukluğum. Cumartesi pazar günleri okul bitiminde yaz aylarında simit sattım, ayakkabı boyacılığı yaptım. Aile bütçesine katkıda bulunmak için hep çalıştım çok çalıştım. Off... Of bunları sana niye anlatıyorum ki. Sen zaten bunları biliyorsun. Semra benim psikolojimi bozdu. Bazen işte böyle saçmalıyorum. DEVAMI YARIN

