Kaydet
a- | +A

"Bu yazıyı size niye yazdığımı bilmiyorum. Fakat köşenizi daima okuyorum. Benim durumumda hiçbir yazı okumadım. Belki yazmamın bir sebebi de bu. İnanıyorum ki, benim durumumda olan birçok kişi vardır. Onlara tavsiyem, sevgilerini içlerine gömmesinler. Sevgilerini karşıdakine göstersinler. Ama bunu kendileri için yapsınlar. Yoksa yarın çok geç olabilir." Bir de ricada bulunuyor genç okurumuz, "Eğer bu yazıyı yayınlarsanız, aynısını o bayana göndereceğim. Hiç olmazsa belki şu anda beraber olduğu kişi onu aldatmıştır da, sevginin, para dahil hiçbir şeye değişilmeyeceğini anlar, pişman olur. Ama bu pişmanlık ona hiçbir şey kazandırmayacak." Sevgideki öfkeye bakın; sevgideki kine, sevgideki bedduaya... Bildiğim kadarıyla sevgi bu olmamalı. Ya da biz hoşlanmakla sevmeyi birbirine mi karıştırıyoruz. "Seven insan aşk derdiyle hoş olur" diyordu Fuzuli, "O dertten kurtulmak istemez." Acaba şimdiki sevgiler Fuzuli''den bu yana alabildiğince bencilleşti mi ne? "Ben seni sevdim, sen de beni sev. Sen beni sevmezsen senden daha kötüsü yok." eksenine mi oturdu?

Neyse bırakalım edebiyatı da, Deniz''i bu kadar öfkelendiren, bu kadar kahreden olay neymiş ona bakalım. Okuyalım kendi kaleminden: "1994''ün Ekim ayıydı. İstemeyerek kayıt olduğum Üsküdar''da bulunan lisenin 2. sınıfındaydım. Zamanla okula alışmıştım. Şimdi beni bu okuldan almak isteseler kabul etmezdim. Soğuk bir gündü. Rahatsızdım. Ayakta zor duruyordum. O sabah bizimkiler "Okula gitme doktora gidelim" dediler ama ben nedendir bilmem kendimi o gün, okula gitmek için şartlanmış gibi hissediyordum. Komşumuz, aynı zamanda aile dostumuz olan bizim okulda görevli müdürümüz bile "gelme" diyordu bana. Hepsi kararlı olduğumu anladı ve ilk derse girdim. Teneffüs zili çaldığında kımıldayacak halim yoktu. Fakat Okan ve Mert zorla da olsa beni arka bahçeye götürdüler. Üçümüz otur duk fakat ikisi sohbet ediyordu. Ben de kulak misafiri oluyordum. Bir ara Okan; "-Çok güzel kız, ama Ali onu seviyor onun yüzünden Tarık''ı ölesiyle dövdü hatta bıçakladı." dedi. Bayağı konuştular bu kızı. Dayanamayıp sordum: -Hangi kız? -Şu karşıda oturan kızların ortasındaki, dedi Okan. Gözlerimi Okan''ın gösterdiği yöne çevirdim. İşte yirmiiki yıl boyunca yaptığım en büyük hatayı yapmıştım. O saniye, o bir çift yeşil göz, benim en son bakmam hatta hiç bakmamam gereken yerdi. Niye mi? Bu yeşil gözlü esmer güzel kız için çok şey yaptım ben. Onlar Süper Lise olduğu için bizden iki ders sonra çıkıyorlardı. Okuldan çıkıyor eve gidiyor, üstümü değiştiriyor ehliyetim olmamasına rağmen arabayı alıp okulun önünde onu bekliyordum. Okul dağılıyor içimi dökmek için peşine düşüyordum. Şimdi bu size, normal bir aşk hikâyesi gibi gelecek ama değil. Tek amacım vardı 16-17 yaşlarında olduğum için onu arabayla kandırabileceğimi sandım. Tabii ki tek amacım etkilemek değildi. Aynı zamanda onunla konuşmak da istiyordum. Fakat hiç de çekingen olmayan ben, bir anda bambaşka bir kimliğe bürünüyordum. Adeta olduğum yerde kalıyordum. Taa ki gözden kaybolana kadar yerimden kımıldayamıyor, konuşamıyor ve gözümü ondan alamıyordum.

"Tamam" diyordum, "Bu sefer konuşacağım" fakat olmuyor, olmuyordu. Hiç bu kadar çaresiz kalmamıştım. Bu olay her gün ama her gün böyle devam etti. Tatil günleri bile evinin oraya gidiyor, çıkması için hem dua ediyor hem bekliyordum. Ama çıkmıyordu. İki sene boyunca konuşamadım onunla. Benim okulum bitmişti. Üniversiteye hazırlanıyordum ama aklım ondaydı. Yatarken, bir iş yaparken hatta uyurken bile rüyalarıma giriyordu. Sonunda anlamıştım: "Onunla konuşacak cesaretim yoktu."

Devamı yarın

ÖNE ÇIKANLAR